Artan vaka sayıları ve eğitimde disiplin

Koronaya yönelik yapılan tüm açıklamalar moral bozucu.

Bizde böyle de dünyada farklı mı?

Kesinlikle hayır.

Hatta onlar daha da vahim durumda...

Çok iyi gidiyorduk bir anda nasıl darmaduman olduk?

Bundan sonrası için bu sorunun cevabı çok önemli.

Eğer doğru tespitler yapar ve ona göre önlemler alırsak, pandemi riskini azaltırız yoksa bu devran böyle dönmeye devam ederse, bugünleri de arar noktasına gelebiliriz.

Mesai saatlerinin kademeli hale getirilmesi doğru bir önlemdi ama neredeyse hiçbir işe yaramadı. İstanbul’daki artış oranı yüzde 50’yi aştı.

Maskeyi, ağız ve burnu kapatacak şekilde yüzde değil de kolda ya da çenede taşıdığımız sürece ve çok daha önemlisi, önlem olarak değil de ceza yememek için takıyorsak, bu konuda kat edeceğimiz daha çok yol var demektir!..

Koronayla savaş yürüten kurumlarımız daha fazla itibar erozyonuna uğramadan, en başa dönüp, yaşanan sıkıntının ve verilen mücadelenin önemini, samimiyetle, şeffaflıkla, sabırla bir kez daha anlatalım.

Eğer bunu başaramazsak, uzatmalarda yenen gollerle maçı kaybedenler gibi perişan oluruz!..

Alınan önlemler makama, kişiye, konuya, mekâna, zamana göre değişmemeli.

İstisnasız herkes alınan kararlara uymalı, istismar eden, her kim olursa olsun, aynı işlem yapılmalıdır.

Koronayla mücadele, çok net bir şekilde görüldü ki keyfe keder bir konu değil!

“Anayasa’yı bir defa delsek ne olur ki” mantığıyla hafife alır ya da kafamıza göre hareket edersek, işin içinden çıkamayız.

Bilim Kurulu çok daha özerk hale getirilmeli ve aldığı kararlar herkes ama herkes için geçerli olmalıdır!

Bu işin şakasının olmadığını artık anlamalıyız.

Elbette çok şey önemli ama sağlıktan daha önemli bir şey olamaz. Olmamalı da.

Kaybedilen her şey öyle ya da böyle yeniden kazanılır ama yitip giden canlar bir daha geri gelmez, açtığı derin yaralar, kolay kolay kapanmaz.

Kaldı ki, geçici çözümlerin getirisi, verdiği zararların yanında devede kulak kaldı!

Çok daha sıkı ve yorucu önlemlere gerek kalmadan haziran öncesine dönelim ve bu konuda topyekûn bir seferberlik ilan edelim.

Aşı süreci daha da uzayabilir, herkese ulaşması ve herkesin yaptırması konusunda da daha pek çok soru işareti var.

Oysa mücadele o kadar basit ki:

Maske tak, sosyal mesafeyi koru, hijyen kurallarına uy, doğru zamanda doğru kararlar alınsın, karışan olmasın ve herkese uygulansın!..

Yaşam için eğitim

Evinde ya da yakınında öğrenci olmayanımız yok gibi.

Ve eğer eğitimde yüzler gülmüyorsa, işler yolunda gitmiyorsa, bu, herkesi, her şeyi etkiler!

İşte bu yüzden eğitime şaşı bakış açımızı artık değiştirmeliyiz!..

Eğitim bir disiplin işidir.

Disiplin derken, askeri otoriter bir disiplin değil, görev sorumluluğundan söz ediyoruz. Okula devam, dersleri ciddiye alma, öğretmenlere saygı, arkadaşlara sevgi ve en önemlisi de eğitimin önemine inanma, bu disiplinin en önemli ayakları!

Ciddiye almadığınızda ya da ipin ucu kaçtığında kalite ve verimlilik dibe vurur. İyi bir eğitimden söz edilemez bir noktaya gelinir!..

Disiplini yüz yüze eğitimde sağlamak zordu, uzaktan eğitimde daha zor hale geldi.

Hibrit eğitimle de her şey daha da karıştı.

Peki, bu görev sorumluluğunu yani disiplini yeniden nasıl tahsis edebiliriz?

İşte bu noktada başta MEB olmak üzere hepimize çok önemli görevler düşüyor!..

Eğitimde başarılı olmanın yolu, alınan eğitimin, verilen her dersin öğrencinin yararına olduğunu onlara inandırmaktan geçiyor.

Sınav odaklı değil, yaşam odaklı eğitim işte bu yüzden gerekli. Öğrenci okulda aldığı dersin sınavlar dışında hiçbir işe yaramadığına inandığından, sınavda başarılı olmak ya da sınıf geçmek için çalışıyor, sonra kitapları çöpe atıyor, sonra da ezberlediği bilgileri hafızasından siliyor!

İşte bu yüzden işe önce bu yanlış algıyı düzelterek başlamak gerekir!

Her dersin önemi bir kez daha bir bir anlatılmalı ama bu kez samimiyetle ve inandırıcı bir şekilde olmalı!

Eğer bunu başarırsak, gerisi kendiliğinden gelecektir!..

Özetin özeti: Bizi biz de düşünmezsek, kimse düşünmez!..