Bir babanın gözyaşları!

Gençler ve üniver- siteler ülkelerin lokomotifidir.
Gelecek onların gücü oranında şekillenir.
Peki, son kırk yılda bu konuda nereden nereye gelindi?
İşte bir babanın gözyaşları içerisinde yazdığı mektuptan önemli satır başları:
‘Gençler çok donanımsız’
“Üniversiteye girdiğim dönemde 400 bin kişi müracaat etmiş ancak 38 bin kişi kazanmıştı.
Günümüzde ise başvurup da üniversiteye giremeyen yok gibi.
Vakıf üniversitelerinin çokluğu ve her ile bir üniversite politikasının getirdiği kısır döngü, üniversite mezunlarının sayısını artırmakta ve istihdam kaynaklarının kıtlığıyla birlikte gençleri ve aileleri perişan etmektedir.
Bu sarmalda, eğitim kalitesi de gittikçe azalıyor. Şöyle ki; çalıştığım kuruma staj yapmak amacıyla gelen gençleri yokladığımda maalesef büyük hayal kırıklığı yaşıyorum.
Üniversitelerin adını vererek rencide edici olmak istemiyorum.
Ancak bilinen en iyi üniversitelerden gelen öğrenciler bile akışkanlar mekaniğinin olmazsa olmazı bernoulli denklemini bile yazamıyor.
50 bin öğrencisi olan bir taşra üniversitesinden mezun olan bir metalürji mühendisi, metal kalınlığını bile ölçemiyor.
Biz bunları fakültede görmedik diyor.
Daha önce çalıştığım kurumda rutin olarak yaptığımız deneyler, bir üniversitede, doktora çalışması olarak karşıma çıkıyor.
Abbas Bey inanın bu tip örneklerin yüzlercesi var.
Benim oğlum, 8 profesör barındıran köklü bir iktisat fakültesinden kendisini ve ailesini de psikolojik bunalıma sokarak zar zor mezun oldu.
Açıköğretim iktisattan mezun veya Yrd. Doç. bile olmayan ahbap-çavuş ilişkisiyle bir taşra üniversitesinden mezun olan biriyle aynı sınavlara girdi.
Aynı kulvarda yarıştırılıyor. Bunun sonu nereye varacak kestiremiyorum.
‘Şaibe olabilir mi?’
Oğlum, 28.12.2014’te, X Bakanlığı’nın sınavına iştirak etti.
Sınavdan çıktıktan sonra ”Baba, bu sınavda çok basit sormuşlar, ben hepsini yaptım ama mülakata çağrılmayabilirim çünkü bunda bir bit yeniği var” dedi.
Sınav sonuçları, 24 saat içerisinde jet hızıyla açıklandı.
Gerçekten de kazanamamış...
Sesi ağlamaklı ve yemin ediyordu:
En az 90’lık yaptım, 83’te kapanmış...
4 sınava daha girdi.
Sınav sonuçları yine jet hızıyla açıklandı ve benim oğlum gecesini gündüzüne katmasına rağmen yine 80 civarında aldı ve yine ya bir puanla ya da 2 puanla kazanamadı.
Yayınlanan kazananlar listesine bakıyorum. Aynı soyadı taşıyan 8 kişi aynı ili kazanıyor.
Size soruyorum, oğlumun hep bir veya 2 puanla kaybetmesi, aynı soyadı taşıyan 8 kişinin aynı ili kazanması tesadüf mü?
Neresinden bakarsanız Türkiye çapında en az 2 bin kişi (belki daha fazla) muhtelif okullarda bu sınava giriyor.
Sınav kâğıtları toplanıyor.
Ankara’nın trafiğinde hemen kuryelere teslim ediliyor.
Ve tatil günü (pazar), dokümanlar X Bakanlığı’na ulaştırılıyor.
X Bakanlığı’nda ilgili birim, ışık hızıyla sonuçları tespit ediyor ve aynı gün sonuç yayınlanıyor.
Sizce de bu hız Türkiye’nin malum koşullarında biraz abartılı değil mi?
Ve insanın aklına bazı soruların gelmesine vesile olmuyor mu?..
‘Değişen bir şey yok!’
1975’te ÖSYM sınavlarına gireceğiz.
Çok samimi olduğum bir arkadaşım, bir tanıdığım var, “Eğer bana en az bir araba parası verirseniz sizi istediğiniz fakülteyi kazandırırım diyor”, ne dersin parayı vereyim mi? dedi.
“Benim o kadar param yok, olsa bile başkasının hakkını yemem, bu kul hakkıdır” dedim.
“Arkadaşa, güveniyorsan, paran da var istersen ver” dedim.
Arkadaşım ikna olmadığı için parayı vermedi.
Sınav sonuçları açıklanınca şoke olduk!
O şahsiyete para verenler ve kendisi, çok yüksek puanlarla, istedikleri fakülteye girmişlerdi.
O dönemde buna benzer birçok örnekle karşılaştım.
Aradan kırk yıl geçti, maalesef değişen bir şey yok...
Oğlumu soracak olursanız, “Baba dedi, devlete karşı 4-0 yenildim, askere gideceğim”. Çok şükür, askerliğini ifa edip geldi.
Şu anda kendine güvenini kaybetmiş durumda ve bunalımda...
İnşallah kafanızı şişirmemişimdir. Size verdiğim bu rahatsızlığı, bir babanın çaresiz gözyaşlarının hatırına verin. Saygılarımla.
Özetin özeti: Gelecek için geleceğe yön veren kurumlara güvenmek zorundayız. Bu konuda en büyük sorumluluk da onlara düşüyor!..