Eğitimde ortak akıl var mı?

Ülkemizin en önemli sorunlarından biri de eğitim. Hatta diğer sorunların kökenine indiğinizde, hemen hepsinin eğitimsizlikten kaynaklandığını görebilirsiniz.
Peki, böylesine önemli bir konuda neden ortak akıl oluşturamıyoruz?

MEB ve YÖK’ün aldığı her karar tartışmalı ve hiçbiri kalıcı olmuyor! Çünkü panik halindeler, donanımsızlar ve günü kurtarmaya odaklanmış durumdalar.
Özgürce karar alamıyorlar, o ne der, bu nasıl karşılar diye ince hesaplar yapmaktan, önlerini göremiyorlar.

Bırakın siyaseti, muhalefeti, sivil toplum örgütleri de olup bitenleri şaşkınlıkla izliyor.

Güya, Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve öğretim Politikaları Kurulu, üst akıl olacaktı ama kendi kuruluşunu bile tamamlayamadı. Onlar da alınan kararları hayretle karşılıyorlar!

İki Bakanlığımızın önünde Milli ibaresi var. Yani diğer bütün bakanlıklar bir yana Savunma ve Eğitim’de ortak akıl oluşturmak zorundayız!

Bunu şimdi yapmayacaksak, ne zaman yapacağız?..

Yetenek sınavları

Yetenek sınavıyla öğrenci alan bazı bölümler artık merkezi yerleştirmeyle öğrenci alacakmış!

Bu konuda birkaç gündür kıyametler kopuyor!


YÖK, bu kararı almadan önce tüm ayrıntıları umarız enine boyuna düşünmüştür! Çünkü çok çetrefil bir konu!..

Güzel sanatlar fakülteleri, konservatuvarlar ve spor okullarına girişte çok büyük sıkıntılar yaşandığı onlarca yıldır tartışılıyor. Ama bunun yolu yine de bu olmamalıydı.

Spor ve sanat konusunda üstün yeteneği olan gençlerin temel bilimlerle fazla işi olmuyor ama olaya bilimsel açıdan bakanlar matematiksiz sanat da, spor da olmaz görüşünde. Olsa da nereye kadar sorusunu sormadan edemiyorlar...

Bu, notasız saz çalmaya, şarkı, türkü söylemeye benziyor.

Nota bilmezsen, müzisyen olamazsın dayatması var sanki!

Oysa, nota bilmeden de çok başarılı olan sanatçılarımız olduğu gibi, nota üstadı olup da hiç ismini duymadıklarımız da var.

Karmaşık bir konu. Her şey dozunda ve zamanında olduğunda, temel bilimler sanatçı ve sporculara kesinlikle yararlı olacaktır.

Ama görünen o ki bu gençlerin konsan-trasyonları müthiş bir şekilde bozulacak. Sanatı, sporu bırakıp, dershanelere koşacak, test çözmeye başlayacaklar.
İstenen bu mu bilmiyoruz ama keşke maç ortasında kural değiştirilmesiydi.

YKS’ye yani üniversite sınavlarına hazırlanmak öyle üç günlük bir şey değil. Bu adayların çoğu barajı aşamayıp elenecek, yerlerine de bu konuda hiçbir yeteneği ve donanımı olmayanlar girecek.

Tıpkı, ilimden, bilimden, yabancı dilden, Ar-Ge’den bihaber profesörler gibi, konunun uzmanı olacaklar ama ne ülkeye, ne bilime ne de bulundukları kuruma hiçbir katkıları olmayacak.

Böylesi kararlar, öğrenciler sınava hazırlanırken değil, liseye başlarken açıklanır ve ileride bu fakültelere yönelecek öğrenciler de işi, ta en başından sıkı tutup, YÖK’ün istediği kriterleri yerine getirirler.

Doğru olan bu ama sanki biz onu aramıyoruz. Arıyor olsaydık, böylesi bir dayatmayla karşılaşmazdık.

Yok eğer, bizlerin de bilmediği, görmediği ayrıntılar varsa, YÖK, onları açıklasın ki en büyük desteği kendilerine biz sağlayalım.

Gençlerimiz de ülkemiz de her şeyin en iyisini hak ediyor. Bu konuda en doğruyu bulmak da hepimizin görevi.

Konu üzerine çok yorum yapıldı ama en çarpıcı olan Eğitim-İş’ten geldi:

“Bu kararla, çizim yapamayan grafikerler, hayal kuramayan moda tasarımcıları, koşamayan sporcular yetişecektir.”

Mülakat

Mülakatlar hep tartışma konusu oldu. Yargıya taşındı. Ve işte, yüksek lisans mülakatına yönelik son karar:

“Hukuk devleti ilkesi karşısında idarenin yargısal denetim yapılmasını ortadan kaldıracak ya da bu denetimin yapılmasını imkânsız kılacak işlem ve eylemlerde bulunması mümkün değildir.”

“...Mülakatın yargısal denetime imkân verecek, bilginin de ölçülmesini sağlayacak şekilde yapılması, hukuk devleti ve hukuk devletinde açıklık ve şeffaflığın gerçekleştirilmesi bakımından gerekli ve zorunlu olacağı şüphesizdir.”

Darısı diğer mülakatlara!..

Özetin özeti: Eğitimin sahibi yok!..