Geleceğin bugünden iyi olması için!..

Davos’ta toplanan Dünya Ekonomik Forumu’nda bir anlamda dünyanın geleceği konuşuldu.

Hangi ülke ne kadar ciddiye aldı bilinmez ama küresel riskler nedeniyle, önümüzdeki yıllarda çok ciddi sıkıntılar yaşayacağız.

Çin virüsünde de görüldüğü gibi, bir ülkede olup bitenler artık sadece o ülkeyi ilgilendirmiyor. Bir anda bütün dünyayı etkisi altına alabiliyor.

Küresel ısınma, afetler, yangınlar, depremler, savaşlar, kaynakların bilinçsizce tüketilmesi ve gelir dağılımındaki dengesizlikler, sadece bazı ülkelerin değil, tüm dünyanın sorunu haline gelecek. Gelecek on yılda yaşam bugünkünden daha kolay olmayacak!

Tehlikenin nereden, nasıl geleceği belli değil. Bazen asit yağmurları olarak gökyüzünden, bazen kimyasal atıklar olarak nehir ve denizlerden, bazen küresel ısınmanın yarattığı kuraklık ya da sellerden, bazen de ozon tabakasının delinmesinin yarattığı sonuçlardan hepimiz etkileneceğiz!..

Batılı ülkelerde aşağıdaki konu başlıkları çok önemli gündem maddeleri. Bizde ise deprem felaketinde olduğu gibi başımıza gelmedikçe, aklımıza da gelmiyor!..

Uzmanlara göre, gelecek 10 yılda bizi en çok korkutacak olaylar şunlar:

- Aşırı değişken hava olayları

- İklim krizinin ciddiye alınmaması

- Büyük doğal afetler

- Biyolojik çeşitliliğin azalması

- İnsan kaynaklı çevre felaketleri

- Veri dolandırıcılığı ve hırsızlığı

- Siber saldırılar

- Su krizleri

- Küresel yönetim başarısızlıkları

- Varlık balonları

- Salgın hastalıklar...

İstanbul’u unutmayalım

Hemen her konuda yaşadığımız olaylar bize şunu gösteriyor:

Dün, bugün için çok fazla kafa yormamışız!

Dün dünde kalmalı ve gelecek için hep birlikte kafa yormalıyız.

Özellikle de daha büyük felaketler için. Örneğin olası büyük İstanbul depremi için. Çünkü İstanbul demek Türkiye demek. İstanbul’da birinin burnu kanasa, acısı Anadolu’dan gelir!..

Elazığ ve Malatya için tüm ülke seferber olduk. Yaralar hızla sarıldı, sarılmaya devam ediyor.

Allah beterinden korusun diyerek teselli oluyoruz ama doğal afetler bugün olmasa da yarın tekrar kapımızı çalacak.

Bu yüzden, deprem sonrasında gösterdiğimiz muhteşem dayanışmayı, kurtarma çalışmalarını, organize çabaları, gelin, alınması gereken önlemler konusunda da gösterelim.

Ulus olarak, zor günlerde kenetleniriz. Her türlü engeli aşarız. Dayanışmanın en güzel örneklerini sergileriz.

Bu heyecanı, bu ruhu, bu muhteşem duruşu, önlemler konusunda da sergilemenin zamanı geldi de geçiyor.

Biz zoru severiz.

İstanbul’u da diğer deprem bölgelerimizi de en kısa sürede, sil baştan yeniden imar edebiliriz.

İşte bu nedenle, enerjimizi, heyecanımızı, gücümüzü, kabahatli arama yerine, gelecek için harcamalıyız.

Bunu başardığımızda, çocuklarımıza, mirasların en güzelini, en hayırlısını bırakmış oluruz.

Elazığ ve Malatya’da deprem sonrası yazılan destanı önlemler konusunda da hayata geçirmeliyiz.

Bu birlik, beraberlik destanının yazılmasına katkısı olan herkesi canı gönülden kutluyoruz.

Neden İstanbul?

Çünkü İstanbul demek Anadolu demek!

İstanbul’da yaşayıp da Anadolu’da bir eşi, dostu, akrabası olmayan var mı?

Manisa da bizim, Elazığ da bizim, Malatya da bizim canımız, ciğerimiz ama İstanbul sanki hepsinin bileşeni!

Her konuda her şeyin çok ama çok daha fazlası gerekecek.

Elazığ ve Malatya için deprem sonrası başlattığımız seferberliği, hiç ara vermeden, ülke sathına yayalım ve başta İstanbul’a yönelik olanlar da dahil, tüm felaket senaryolarını çöpe atalım!..

Özetin özeti: Dünü dünde bırakıp geleceğe odaklanalım!..