Girişimciliğin beşiği Gaziantep, koronayla mücadele ve MEB

Anadolu Kaplanı sıfatını en çok hak eden isimlerden biri de Gaziantep.

Koşuyor, koşuyor, koşuyor.

Dur durak bilmiyor. Kendisiyle yarışıyor. Kendi rekorlarını kendi kırıyor.

Sanayide, tarımda, lezzette, turizmde, eğitimde, inovasyonda, üretimde, girişimcilikte ve özellikle de ticarette rol model kentlerimizden biri.

Herkes her şeyin en iyisini yapabilir ama onlar yaptıkları her işe sevgilerini, saygılarını, sempatilerini, güvenirliliklerini de katıyorlar. Onları farklı kılan da bu zaten!

Gaziantep Üniversitesi de tıpkı Çukurova, Atatürk, Dicle, Harran, Yüzüncü Yıl gibi bölgesel kalkınmanın lokomotifi olan üniversitelerimizden biri. Onunla, aklı ve bilimi referans aldılar,

Hasan Kalyoncu ile de çıtayı yükseltip, dünyaya açıldılar.

Gaziantep, tarih ile geleceği, geleneksellik ile çağdaşlığı, güç ile tevazuyu en iyi harmanlayan kentlerimizden biri.

Onları kimse değiştiremedi, değiştiremez de. Dün neyse bugün de hâlâ öyleler!..

Her yiğidin bir kusuru vardır. Onlarınki de, yükseköğretimde sağladıkları başarıyı ilk ve ortaöğretim ile mesleki öğretimde yeterince sağlayamamaları. Gaziantep’e çok daha fazlası yakışır. Her alanda ilk 10’a hatta ilk 5’e giriyorlarsa, eğitimde de çıta o olmalıdır!..

Koronayla mücadele

Vaka ve ölüm sayıları dünya genelinde olduğu gibi bizde de hızla artıyor.

Bu gidişata şimdi dur demeyeceğiz de ne zaman diyeceğiz?

Böylesi bir ortamda, okullar daha ne kadar açık kalır, üniversiteleri açmaya kim cesaret eder?

Ne olur artık yapılan tüm uyarıları ciddiye alalım!..

Başta İstanbul olmak üzere büyük kentlerimiz SOS veriyor!

Ana caddelere, kent merkezlerine sağlam giren hasta çıkar!

Pek çok kentimizdeki bu durum, dünya genelinde de maalesef farklı değil!

İnsanlık olarak koronayı ciddiye almamakta hâlâ ısrarcıyız!

Can kaybı 20’nin altına indi diye sevinmiş ve tek rakamlara inmeye hazırlanıyorduk ki 15’ten 75’e çıktı!

Böylesi bir dikkatsizliğe, özensizliğe, umursamazlığa hiç ama hiçbirimizin hakkı yok!..

Başkalarından ne bekliyorsak, önce kendimiz yapalım, çocuklarımız, arkadaşlarımız, akrabalarımız, komşularımız, hiç tanımadıklarımız ve geride bırakacaklarımız için ne olur kendi sağlığımıza ve yaşam hakkına artık saygı gösterelim!..

Aşıya bel bağladık ama çok daha önemlisi maske, sosyal mesafe ve hijyen koşulları. En azından hastalık riskini ve salgını önlemede çok daha etkili!

Maskeler, çenede ya da kolda değil, ağız ve burnu kapatacak şekilde yüzde olmalı, hijyen koşulları sadece kendimiz için değil herkes için sağlanmalı, sosyal mesafe de sokakta değil her yerde dikkate alınmalıdır!

Kolay olanı başaramayan, zora hiç katlanamaz!..

Reform ama nasıl?

Eğitimde reform arayışları artan bir şekilde devam ediyor.

Önemli olan nasıl olacağı...

Bugüne kadar reform adı altında gerçekleştirilenler hiçbir işe yaramadı ya da farklı sonuçlar doğurduysa, kabahatli olan sadece MEB, YÖK, ÖSYM değil, hepimiziz!

Test ve sınav odaklı eğitimden vazgeçmediğimiz sürece hiçbir reform hedefine ulaşamaz!..

Çocuklarımıza değerler ve yetkinlik kazandırmayan hiçbir eğitim modeli ve hiçbir reform da kalıcı olamaz!

Özetin özeti: Yapacak çok iş var ama plansız, programsız yola çıkılmaz, hedef olmadan da hedefe ulaşılmaz!..