Hayat için eğitim!

Sanat sanat için mi yoksa toplum için mi? Çok uzun yıllar tartışıldı, hâlâ da tartışılıyor.

Binlerce yıldır tartışılan bir başka konu da eğitimin kimin için olduğudur!

Kişi için mi, toplum için mi, devlet için mi ya da bilim, sınavlar ve diploma için mi?

Olaya nereden baktığınıza göre cevaplar değişebilir.

Şu anda sınavlara hazırlanan bir öğrenci için tek cevap vardır o da sınavlar!

Devlet için iyi yurttaş yetiştirmek, veliler için diploma, belli bir yaşam standardı isteyenler için de eğitim şarttır.

Koronayla birlikte eğitimde hedefler altüst oldu.

Yüz yüze eğitimin yerini uzaktan eğitim aldı.

Peki, ne kadar başarılı? İşte o tartışılır.

MEB’e göre her şey mükemmel gidiyor. Öğrenci, öğretmen ve velilere göre ise sıkıntılar var!..

Uzaktan eğitim yordu!

Uzaktan eğitim ve uzaktan çalışmaya uzaktan bakıldığında çok kolay ve çok daha rahat gibi görünüyor. Oysa kazın ayağı hiç de öyle değil.

Uzaktan eğitimde öğrenci, öğretmen ve veliler, fazlasıyla bunalmış durumda.

Hele bir de 8 ve 12’ler gibi üzerinde sınav baskısı olanlar var ki onlar hepten çökmüş durumda!..

Uzaktan eğitim modelleri yüz yüze eğitime destek için geliştirilmişti. Şimdi tümüyle yüz yüze eğitimin yerine geçti ve o da ciddi sıkıntılar yaratıyor.

Uzaktan eğitimin sadeleştirilmesi gerekiyor. Hem de hiç zaman geçirmeden. Yoksa, bıkkınlık noktasına gelen uzaktan eğitim uygulamaları tüm tarafları eğitimden hepten kopartabilir.

İşte bu konuda gelen mesajlardan bazıları:

Bu kadarını hak etmedik!

Her gün onlarla online ders yapıyorum. Günden güne, öğrencilerimin yüzlerindeki ifade donuklaşıyor. Yasak olmayan saatlerde bile dışarıya çıkmak istemiyorlar artık. Onlar üniversite sınavına hazırlanıyor. Çözüm tam kapanma olmalıydı. Bunu ne büyüklerimiz ne de küçüklerimiz hak etmedi.

Büyüklerin hatasının bedelini, çocuklarımız ödüyor! Ne yazık ki kaybedilmiş bir nesil olabilir. Tam bir yıl oldu, çocuklar okulun kapısından girmedi.

Kendim de öğretmenim. Bütün gün ders anlatıyorum, çocuğum diğer odada kendi derslerini dinliyor. Çocuğumu aralarda bile göremiyorum. İzinli oldukları saatlerde ben derste oluyorum, çocuk bir temiz hava alamıyor. Anlatan için de dinleyen için de anneler için de çok zor bir süreç!

30 saat canlı ders olmaz. Hep nicelik olarak düşünüyorlar. Zannediliyor ki 30, hep 20’den büyüktür. Oysa nitelik önemli olan. 30 saatte veremediğiniz dersi 20 saatte daha sağlıklı verebilirsiniz!

Zor bir süreç!

Hafta içi okul canlı dersleri ve deneme sınavları, hafta sonu dershane canlı ders programı! Çocuğumla birlikte ben de izliyorum. Beynim yoruldu. Bunaldım...

Müfredat hâlâ neden değişmiyor, bir anlam veremiyorum. Sabah 9, akşam 5 okul hayatı olmamalı. Bizler liseyi 3 sene okuyan nesildik. Yeri geldi öğleden sonraları ailemize, çevremize yardımcı olduk. Deneyimleyerek hayatı öğrendik. Mahalle komşularını bilmeye, esnafı tanımaya fırsatımız oldu. Bu sayede sevgi ve samimiyeti öğrenmeye zaman kaldı. Kitapların içinin çoğu bomboş. Az ve öz verilse, çocuklar o günkü izlediği bir çizgi filmi ve neyi anladığını Zoom’daki arkadaşlarına anlatsa, annesi veya ablasıyla yaptığı kekin içine ne koyduğunu paylaşsa. Komşu teyzesine 2 ekmek almaya vakti olsa, daha iyi olmaz mı?

Oğlum 9 yaşında, sabah 8, akşam 5 sürekli ekran karşısında... Gözleri kıpkırmızı, akşama doğru, vücut hareketsizlikten her gün bitap, epey kilo aldı. Peki, ne uğruna? Herkes çıldırmak üzere... Bu kadar metazori ile hiçbir yere varılamaz.

Bence en büyük desteği canlı ders yapan öğretmenler hak ediyor. Bizim öğretmenin emeği paha biçilemez. Ne ara yiyor, içiyor, dinleniyor anlamıyorum, üstelik karı-koca öğretmenler ve bildiğim kadarıyla küçük çocukları da var.

Çocuğumun gözleri kan çanağı oldu. Dijital bir nesil yaratabilmek kaç zaman sürecek? Bence meyve vermeye başladı. Hadi dışarı çıkıp yürüyüş yapalım, oyun oynayalım dediğim çocuk her seferinde reddediyor. Ekranda sanal bir gerçekliğe hapsettiler bu nesli. Yetmedi, okul öncesini bile dâhil ettiler. Akıl tutulması...

Kalk o bilgisayarın başından, bırak o telefonu diyen ebeveynler şimdi aç şu bilgisayarı diye çabalıyoruz.

Özetin özeti: Ezber bozma zamanı hâlâ gelmedi mi?..