Öğretmen atamaları, ÖSYM, ALES ve açıklık

Öğretmen atamalarına yönelik 2020 yol haritası ve kadro sayıları henüz belli olmadı. Oysa, yüz binlerce öğretmen ve aileleri, Ankara’dan gelecek bu müjdeli haberi bekliyor.

ALES konusunda yaşananlar ve ÖSYM’nin sessizliğini ise anlamak mümkün değil. Eğer puan hesaplanmasında, iddia edildiği gibi bir hata varsa hemen düzeltilsin, yoksa da inandırıcı veriler ortaya konulsun ki tartışmalar        sona ersin.

Özel okullara yönelik şeffaflık söylemlerinin artık yasaya, yönetmenliğe dönüşme zamanı da geldi de geçiyor!..

Atama yol haritası?

Yüz binlerce öğretmenin gözü kulağı MEB’in yapacağı açıklamada.

Hemen her konuda konuşan Bakan Selçuk, nedense bu konuda derin bir sessizliğe gömülmüş durumda.

Şubatta atama var mı, yok mu? Varsa, kaç bin kadro verilecek?

Yoksa büyük atama ne zaman olacak?

Bu kadroların branşlara göre dağılımı nasıl olacak?

Yıllardır atama bekleyen öğretmenler, atanmaları halinde, göreve ne zaman başlayacak?

Güvenlik soruşturmaları ne kadar sürecek?

Mülakatla ilgili yeni bir düzenleme yapılacak mı?

TBMM’de, bütçe görüşmeleri devam ederken, umarız bu sorulara da cevap bulunur! Çünkü milyonlarca gencimiz aylardır hatta yıllardır bunu bekliyor...

ALES 3’te sorun!

ALES’e yönelik iddiaların ardı arkası kesilmiyor.

Benzeri iddialar geçmişte de çok oldu. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz misali, ÖSYM sınavlarıyla ilgili ne zaman yoğun itiraz yaşansa, kesin bir şeyler oluyor.

Bu yüzden tepkileri görmezden gelmek yerine ciddiye almak ÖSYM’nin kurumsal itibari açısından çok önemli.

Yanlış varsa düzeltilir, yoksa puanlama, standart sapma, geçen yılki dağılım ile bu yılki dağılım arasındaki farklılıklar bir bir anlatılarak ikna yoluna gidilir.

Bu noktada, sergilenecek en kötü davranış, sessiz kalmaktır ve ÖSYM bunu yapıyor!

Oysa, bazı karanlık dönemler dışında, ÖSYM, kurulduğu günden bugüne, ne zaman bir hata yapsa, bunu asla saklamadı. Yine saklamamalı.

Gençlerden gelen bu sese kulak vermeli ve doğru olan neyse onu yapmalıdır!

Şeffaflık

Liyakat ve şeffaflık, eğitimde giderek daha fazla önem kazanıyor.

Bazı alanlarda kimin eli kimin cebinde belli değil. Dahası, dershaneler kapandı mı, kapanmadı mı?

Kimileri kapandı sanıyor, kimileri de sayılarının ikiye katlandığını söylüyor!

Şeffaflık belki bazı konularda gerekebilir ama eğitimin her alanında öne çıkmalı. Hiçbir konuda kafalarda şüphe bırakılmamalı. Yoksa yol alınamaz!..

Hemen her konuda, her fırsatta, liyakate, sadakate, ehliyete önem verileceği söylenirken, tam tersi uygulamalar devlete olan güveni sarsıyor ki buna da hiç kimsenin hakkı
olmamalı.

Hele hele, üst makamları kelime oyunlarıyla yanıltmak hiçbir siyasetçinin ya da bürokratın aklının ucundan bile geçmemeli ama maalesef bu konuda da onlarca örnek söz konusu.

Devletin yasaları, yönetmelikleri, etik kuralları yok mu? Elbette var. Eminiz ki yaşananlardan rahatsız olanların en başında da asıl görevi onları korumak olanlar geliyor.

Özetin özeti: Güven erozyonu korkunç boyutlarda. Her şeyden
önce yapmamız gerekenlerin en başında da sanki önce
bu erozyona dur demek geliyor!..