Öğretmenlik Meslek Kanunu (4)

Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun çıkmasını istemeyen yok gibi.

Beklentileri umarız büyük ölçüde karşılar.

Bu süreçte özellikle birkaç noktada dikkatli olmakta yarar var.

Örneğin sınav hazırlığı öğretmenlerimizi öğrencilerinden koparmasın, örneğin öğretmenler arasında statü farklılığı yaratmasın, örneğin onur kırıcı olmasın.

Uzmanlık sınavı öncesinde günde 400 soru çözdüğünü hatırlatan öğretmenlerimiz var. Bu bir yük değil de ne?

Sınava girip de yeterince hazırlanamadığı için başarısız olan öğretmenlerimizde motivasyon erozyonu yaşanmayacağını kimse söyleyemez.

Yine aynı şekilde diğer tüm sınavlarda olduğu gibi şaibe ve dedikodular hep olacak ve bunlar bu sınavları alın teriyle kazananları da zan altında bırakacak ve derin moral bozukluğu yaratacaktır.

Buna da hiç kimsenin, hiçbir düzenlemenin hakkı olmamalı.

Yasa yapıcılar olarak dikkatli hem de çok dikkatli olmalıyız.

Eğitim camiası olarak böyle bir yasayı çok uzun zamandan beri bekliyoruz, ne olur her türlü hassasiyetle dikkate alınsın!

Ne diyorlar?

Bu süreçte eğitim fakültesi öğrencisi aday öğretmenlerden emekli öğretmenlerimize, özelden devlete tüm öğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerimizin sesine kulak verilmelidir.

Özellikle de bu süreçten daha önce geçenlere.

Yaşanmış tecrübeler her zaman yol göstericidir. İşte onlardan birkaçı: “24. senesini çalışan bir öğretmen olarak sınava dayalı unvan kazanımına kesinlikle karşıyım.

2006’da uzmanlık sınavına senem yetmediği için giremedim. 16 senelik hak kaybının üzerine, yine yeni bir meslek kanunu ile ne hedefleniyor? 24 senemden utanarak size soruyorum: 24. senesini çalışan bir öğretmen, uzman öğretmenlik seminerine nasıl katılır? Başöğretmen unvanını alamadan emekli olacağımı düşünürsek bu da ayrı bir çelişki değil mi? Gelsinler beni asıl sınıfımda izlesinler, uzman kimmiş görsünler. Aslanı kafesten izlemek kolaydır, doğal yaşam alanımıza gelsinler, bir dersimi izlesinler bana yeter.”

“Ben de sınava girmiş bir uzman öğretmenim. Bizim tabi tutulduğumuz 180 soruluk 3 saat ve sınavı geçme notu 60 puandı. Oldukça zor bir sınavdı. Bizim okulda sınava giren arkadaşların arasında sadece bir arkadaşımız 70 puan alabilmişti. Sınavı geçemeyen arkadaşlarımız da oldu. Sınavı geçenler 60-70 puan aralığındaydı. Ben 61.250 puan almıştım. Sadece 119 soru cevaplamaya vaktim oldu. İddia edildiği gibi soru verilerek sınavı geçenler var mı, varsa her ay aldıkları 350 lirayı parayı gönül rahatlığıyla harcıyorlar mı?

“Bahsi geçen Uzmanlık Sınavı’na ben de girdim ve en hak ettiğim, yıllarımın emeği ve birikimiyle kazandım. Hatta günlük 400 soru çözerek hazırlandım. Üstelik bu unvan sadece sınav sonucuna göre verilmedi. Proje, seminer, teftiş, vb. kriterler de dikkate alındı. Öğretmenliğime hiçbir sıfat ekleme gereği duymadan çalıştım yıllarca ve hâlâ aklıma bile gelmez o sıfata sahip olduğum. Ama ne var ki yüreğimin baş sevdası olan mesleğimde, sevgim ve alın terimle aldığım bir unvan yüzünden, basit hırslar içine girenlerle aynı kefede olmadığımızı belirtirim.”

Öğretmenlik başka meslek, hekimlik başka meslek. Doğaları da başka. Bir meslek için geçerli olan kariyer mantığını diğerine kopyala yapıştır yapamazsınız. Biz öğretmen olarak mezun olup sonra branşlaşmıyoruz, uzmanlık alanımızla mezun oluyoruz. Daha da uzmanlaşmak istediğimizde akademik kariyer yolları zaten açık.”

“Öğretmenlik daha eğitimli olmak değil, öğrenciye bildiğini doğru aktarabilmek sanatıdır.”

Geleceğin mimarları

Her meslek kutsaldır ama öğretmenliğin yeri bir başkadır. Çünkü herkesi yetiştiren onlardır.

Ailemizden çok onlarla vakit geçiririz, bilmediklerimizi onlardan öğreniriz, minnacık dokunuşları hayatımıza yön verir, bizi herkesten çok tanır ve aradan çok uzun yıllar geçse de asla unutmazlar.

Herkesin ama herkesin hayatında unutamadığı öğretmenler vardır. Aradaki birkaç negatif örnek genele bakışı asla değiştirmez.
Onlar baş tacımızdır ve hep öyle kalmalılar.

Eminiz ki yeni yasal düzenlemenin asıl amacı da budur. Güçlü öğretmen, güçlü bir gelecek ve güçlü bir Türkiye demektir.

Özetin özeti: Öğretmenlerimiz her şeyin en güzelini hak ediyor. Onlara bunu sağlamak da hepimizin asli görevidir.