Öymen ve Üstünel’den yakın tarihe bakış ve Fransız üniversiteleri

Anı yazmayı pek sevmeyiz. Hele ki önemli görevler üstlendiysek.
Yaşadıklarını kaleme alanların önemli bir kısmının tespitleri de ya eksiktir ya da objektiflikten uzaktır.
İşte böylesi bir ortamda, raflara çıkan iki yeni kitap, yakın tarihimizi, güvenilir kaynaklardan öğrenmek isteyenler için bulunmaz bir fırsat.
Biri 1927, diğeri 1932 doğumlu.
Her ikisi de CHP’de çok önemli görevler üslendi ama politikaya kazık çakanlardan hiç olmadılar.
Öymen, mesleği gazeteciliğe, Besim Hoca da üniversiteye döndü...
Altan Abi, yakın tarihimize tanıklık ettiği anı kitaplarının 5.’sinde 1960-61’i anlatıyor.
Girişinde ise Gezi, 555K ve 15 Temmuz değerlendirmesi var ki müthiş!
Yine aynı şekilde İnönü ve Ecevit’in yakın çalışma ekibinde yer alan Besim Hoca’nın anılarında, bire bir yaşanmış öylesine çarpıcı anekdotlar var ki onları başka hiçbir yerde bulamaz, okuyamaz ya da bu kadar inandırıcı olanla karşılaşamazsınız...
Altan Öymen, Umutlar ve İdamlar 1960-61 (DK). Besim Üstünel, Hayat Bir Armağandır (Cinius Yayınları)

Fransız üniversiteleri

Hemen her ay birkaç üniversite açıyoruz ama Batılı ülkelerin çoğunda, nerdeyse son 50 yıldır tek üniversite bile açılmadı.
Mevcutları birleştirip, iyileştirip, insan gücü planlaması yaparak, hem gençleri iş güç sahibi yapıyorlar hem de bilimde söz sahibi oluyorlar. Biz ise sayılara takılıp kaldık.
Üniversite ve öğrenci sayısını artırınca, herkesin önüne geçeceğimizi sandık ama sonuçlar ortada.
İlk 500’e giren üniversite sayımız, bazen birkaç tane, bazen de hiç yok!
İşte böylesi bir ortamda, yeni üniversiteleri destekleyenler, Fransa’da 2500 üniversite var, bizde 200 tane bile değil, 100 binlik üniversite olmaz diye ahkâm kesmeye başladı. Yani yine bir yanlış yönlendirme söz konusu!
Gelin işin doğrusunu, yıllarca Fransa’da rektörlük yapan Ordinaryüs Profesör Cafer Özkul’dan dinleyelim:
Birleşip güçlendik
“Bildiğiniz gibi Fransa’da 3 ayaklı bir yükseköğrenim sistemi var. Biri üniversiteler:
Özerk, 73 üniversite var. Bu üniversitelerin bazılarının bünyesinde mühendislik okulları da yer alıyor.
Diğer bir ayak, üniversitelere bağlı olmayan Mühendislik Okulları.
200’den fazla, 500 ile 5000 arası öğrencisi olan okul var.
Avrupa Birliği, 2001 Lizbon Anlaşması ile üyelerine bilgi toplumu ve ekonomisine geçiş hedefini saptadı.
Ve her üye ülkenin yükseköğrenim ve Ar-Ge’ye her yıl GSMH’nin en az yüzde 3’ünü ayırmasını tavsiye etti.
Bunun akabinde Fransa, Mühendislik Okullarının akreditasyonu için Ar-Ge faaliyetlerini şart koştu.
Üniversiteler ile üniversite dışındaki Mühendislik Okulları, birlikte çalışma arayışına girdi.
Aynı şehirdeki üniversitelerin birleşip tek üniversite oluşturmasını (Strasbourg, Grenoble, Nancy-Metz, Aix-Marseille gibi) veya federasyon gibi yapılaşmalarla iş birliği yapmalarını teşvik etti.
Yani 2010’dan önce Fransa’da 80’den fazla üniversite varken, sayı şimdi 73’e indi. Yeni birleşmelerle bu sayının daha da azalacağı kesin.
Dünya üniversiteler arası sıralamalarda rekabet etme gücünü artırma bu gelişmeye yabancı değil.
Büyük yatırımlarla büyük ekiplerin çalıştığı büyük laboratuvarlar kurmak; böylece bilgi toplumuna geçişi sağlayacak bilimsel ve teknolojik eşikleri atlamak ayrı bir motivasyon.
Bu büyük üniversite oluşumlarına veya yüksek öğrenim federasyonlarına irili ufaklı mühendislik okullarını dâhil etmek demek aynı zamanda mühendislerin de Ar-Ge ve inovasyon ekosistemine dâhil edilmesi demektir. Küçük ekiplerin kısır rekabetleri yerine birlikte disiplinler arası iş birliği yaparak uluslararası arenada var olabilmeleri sağlanıyor.
Nasıl ki Almanya 10 yıl önce küresel yarışmaya en az 10 şampiyon üniversiteyle katılmak istediyse, Fransa da Şanghay sıralamasında görünür bir yer edinmeyi hedefledi. Bugün bunu büyük oranda başardığını söyleyebiliriz.
Şanghay sıralamasının ilk 500 üniversitesi içinde 23 Fransız üniversitesinin bulunması çok eski değil.”
Özetin özeti: Tarih, turnusol kâğıdı gibidir! Hataları, yalanları, yanlışları bir bir ortaya çıkartır!