Pamuk’un 6 yılda hiçbir şey öğrenmedim dediği okul hangisi?

Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk, Hürriyet’e verdiği röportajda, öğrencilik yıllarını anlatırken “Ortaokul ve lisede okuduğum bütün edebiyat kitaplarını bulup, okuyup şöyle bir makale yazmayı düşünüyorum: ‘Ben Orhan Pamuk. Okulda altı yıl edebiyat okudum. Şimdi dünyaca ünlü bir yazarım. Bu kitaplar bana ne öğretti? Edebiyatçı olmama nasıl yardımcı oldu? Neye yaradı?’ Hiçbir şeye!..
Bir tek Sait Faik diye bir yazarın olduğunu lisede öğrendim, o kadar...” diyor.
Ve hemen akla şu soru geliyor:
Orhan Pamuk, ortaokul ve liseyi nerede okudu?
Dersleri sürekli boş geçen ya da kaymakamın, mal müdürünün veya ücretli vekil öğretmenlerin derse girdiği bir Anadolu kasabasında mı, yoksa kitabında ele aldığı İstanbul’un varoş semtlerindeki liselerden birinde mi?..
6 yılda, edebiyat ve insanlık adına hiçbir şey öğrenemediği lise hangisi?
Siz olsanız merak etmez misiniz?
Ben merak ettim.
Özellikle de tercihlerin yapıldığı şu günlerde, velileri uyaralım ki, onlar da bu “teneke” okula gitmesinler!..
Evet şimdi sıkı durun. Çünkü çok şaşıracaksınız!
Pamuk’un mezun olduğu ortaokul ve lise, dün de, bugün de, hiç tartışmasız Türkiye’nin en iyi öğretim kurumlarından birisi olan Robert Koleji...
Görünen o ki Pamuk’un egosu öylesine kabarmış ki, mezunları dünyanın en iyi üniversitelerinden sorgusuz sualsiz kabul alan Robert’i bile sıradanlaştırıyor hatta yerin dibine batırıyor...
Oysa o beğenmediği okul, sadece adam gibi adam yetiştirmenin ötesinde edebiyatı da, okuma ve yazmayı da en fazla sevdiren ve onurlandıran okullardan birisi. Rahmetli Ecevit, bunu sık sık dile getirirdi! Edebiyata olan tutkusu, Robert’te iyice artmış ve onu okulun edebiyat dergisi “İzlerimiz“in baş yazarlığına kadar getirmişti...
Halide Edib’in yanı sıra, Tevfik Fikret’ten Halit Ziya Uşaklıgil’e, Halikarnas Balıkçısı’ndan Faruk Nafiz Çamlıbel ile Behçet Kemal Çağlar‘a, Necip Fazıl Kısakürek’ten Mina Urgan’a, pek çok yazar Robert Kolej’de öğretmen veya öğrenci olarak bulundu.

Mezunlar ne diyor?
Dün, gün boyu Robert mezunlarından mail yağdı. Hakkını yemeyelim, kendisini destekleyen üç beş kişi de çıktı. Ama genel çoğunluğun değerlendirmesi, onun, Türkiye’ye ve Türk insanına bakış açısı gibiydi. Yani ne ekersen, onu biçersin durumu!..
Sözü hiç uzatmadan gelin isterseniz sözü Robertlilere bırakalım:
Ayşe Kulin (Yazar): Ben Orhan gibi düşünmüyorum. Robert’in edebiyatı sevmeme ve edebiyatçı olmama çok büyük bir katkısı oldu.
Halit Ergenel, Vildan Acuner gibi çok değerli hocalarımız vardı. Divan Edebiyatı’nı bana onlar sevdirdi. Okulumuzdan çok ünlü sanatçılar çıktı. Genco Erkal, Haldun Dormen, Engin Cezzar gibi. Türkçeyi mükemmel öğrettiler. Sadece bizim sınıftan İpek Ongun, Nazlı Eray, Pınar Kür, Tomris Uyar çıktı. Hem Türkçe hem de İngilizcede çok sağlam bir altyapı sağlandı. Arada bir, Tansu Çiller var, o kadar! İnsanlığı da yabancılardan öğreneceğimize kesinlikle inanmıyorum. O devlete, şu dine bağlı olmanın, insanlıkla hiç alakası yok. Robert’te çok güzel günlerim geçti. Robert’te o dönem kız ve erkek ayrı idi. Belki Orhan’ın okulu ve öğretmenleri farklıydı. Ama ben katiyen o fikirde değilim...
Leyla Aktay (Robert Kolej Mezunlar Derneği Kurumsal İletişim Direktörü): Her toplumda farklı düşünenler çıkabilir. O da öyle düşünüyor olabilir. Ama hiçbir okulun mezunları, bizim mezunlarımız kadar okullarına sahip çıkmıyorlar. O Robert’ten bir şey almamışsa, almamıştır. O, onun sorunudur. Bizde herkesin kişiliğine saygı gösterilir. İnsanı insan yerine koyan, kendini geliştirmesine katkı sağlayan bir yapı vardır. 30 yıldır bu kurumun içerisindeyim, mezunların okuldan ayrılırken nasıl hüngür hüngür ağladıklarına çok şahit oldum.
Pınar Kür (Yazar): Okulumdan çok memnundum. Mutlu bir dönem geçirdim. Okulumuz hiç ezberci değildi. Tam aksine son derece sorgulayıcı bir eğitim vardı. Ezber ve baskı görmedim. Böyle okullar Türkiye’de de var, Amerika ve İngiltere’de de. Varoşlardaki okullarla diğerlerini karıştırmamak gerekir. Hocalarla da çok insani ilişkilerimiz vardı. Orhan’ın insani ilişkiler konusunda söylediklerine de şaşırdım. İnsan olmak okulda öğrenilmez. Önce evde ailede başlar. İnsaniyet insanın içinden gelen bir şeydir. Çok iyi hocalarımız vardı. Sadece Sait Faik’i tanıdım demesine de çok şaşırdım. Modern edebiyat da okurduk. Nasıl olmuş da başka yazarları duymamış anlamıyorum. Okul içi kültürel etkinlikler ve spor da çok yaygındı...

Abartıyı seviyor mu?
Pamuk’un yeni romanı da muhtemelen onlarca ülkede yayımlanacak. Ve o romanı okuyan herkeste, sanki Türkiye’de eğitim öyleymiş gibi, Gece Yarısı Ekspresi benzeri derin izler bırakacak.
Roman deyip geçmek ya da o öyle görüyor demek elbette kolay ama hiç de öyle olmuyor!..
Tam bunları yazarken, edebiyat dünyasının duayenlerinden Doğan Hızlan bir başka konu için aradı. Pamuk’un değerlendirmelerini ona da sordum. Cevabı çok kısa ve netti:
O her şeyde abartıya kaçar. Bir ara 45 bin Ermeni, 100 bin Kürt öldürüldü demişti!..
Özetin özeti: Onunla gurur duyuyoruz. Nobel’i aldığında sevindik. Yazdıklarını da ısrarla okumaya devam ediyoruz. Ama bu onu dokunulmaz ve herkese tepeden bakan biri haline getirmez!..