Yeşile doymak için Rize’ye gidin!

Hidroelekrtik santralleri,Karadenizde destekçi bulamamış... Rize’nin doğasını gören kimse zaten farklı düşünmez...

Yeşile doymak için Rize’ye gidin

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Abbas Güçlü ile birlikte...

Birkaç gündür Rize’deyiz. Keşke daha uzun kalabilseydik.
Karadeniz yaylalarında yeşilin her tonunu görebilirsiniz.
HES’lere rağmen hala gürül gürül akan dereleri ise senfonik müzik tadında..
Hava hafif serin, nem de yok.
Uzun Göl, Fırtına Vadisi, Ayder Yaylası ve onlarca orman köyü...
Mıhlama, kara lahana çorbası, dolması, turşu tavali, kavurma, sütlaç, organik yoğurt, tereyağı, kara kovan balı ve çayın en kralı...
Yani eğer hala Karadeniz turu yapmadıysanız tam zamanı.

Fark arıyorsanız orada
Karadeniz’de her kent hatta her ilçe ve köy birbirinden çok farklı.
Rize’de de öyle.
Yemeğinden olaylara bakışına, eğitim düzeyinden refah düzeyine göre her adımda farklı bir sürprizle karşılaşabilirsiniz.
Eğitim, maalesef bu şirin kentimizde de hak ettiği değeri bulabilmiş değil.
Pek çok Anadolu kenti gibi, yoksullukla mücadele, bir önceki kuşakları erken yaşta çalışmaya zorlamış ve bu gelenek, aynen devam ediyor...
Şimdi, para, pul her şey var ama düzen hiç değişmemiş.
Birinci öncelikleri hala iş, aş ve para. Ve bu konuda da çok başarılılar.
Muhtemeldir ki dolar milyoneri hatta milyarderi en çok kentlerimizden birisi...
Ama tıpkı siyasette olduğu gibi zenginlikte de mum dibine yeterince ışık vermiyor.
Zengin olan gidiyor...
Doğdukları, büyüdükleri topraklara yatırım yapmıyorlar mı?
Elbette yapmışlar ama çok daha fazlası, heyecanla bekleniyor!..
Rize, dün de yazdığımız gibi hem üniversite hem de liselere giriş sınavında çok gerilerde.
Niye bunu yazdın diye kırgınlık gösterenler oldu. Ama iyi ki yazdın diyenler çok daha fazlaydı...
Bakalım önümüzdeki yıllarda ne değişecek?..
Yoksa çayla, kiviyle marka kent olunmaz!...

Yaylada kahvaltı
Sabah kahvaltısını Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın köyünde yaptık. Tipik bir Karadeniz evi. İsviçre Alplerinden fazlası var eksiği yok. İnsanları da sımsıcak. Kahvaltıda yok yoktu. Hiç aramam ama niye yumurta yok diye meraktan sordum. Bakan Bey, çarşıdan hiçbir şey alınmayacak diye talimat vermiş. Anlayacağınız, köy evlerinde hiç tavuk görmedim, küçük baş hayvan da. Oysa ne otlaklar var!..
Hayati Bey’le sohbet ettikçe RTE Üniversitesi’ne neden daha fazla yatırım yapılmadığının cevabını satır aralarında buldum. Milletvekili olduktan yıllar sonra, kendi köyüne giden yol yapıldığında, komşulardan hemen eleştiri gelmiş:
Bak ula kendi yolunu yaptırdı bizimki hala duruyor...
Oysa ne kadar titizlenmiş ama yine de laf, söz olmuş.
Ve bu tür laf dokundurmalar, konumu ne olursa olsun tüm Karadenizlileri müthiş etkiliyor.
İşte bu çerçeveden baktığınızda, Başbakan Erdoğan’ın diğer üniversitelere yaptığı yatırımları, kendi adını taşıyan üniversiteye niye yapmadığını daha iyi anlayabiliyorsunuz...

HES’lere karşıyız
Hidro Elektrik Santralleri uzun yıllardır tartışılıyor. Özellikle de Karadeniz’de. Ama hiç böylesine destekçi bulmamıştı. Bakanından valisine, belediye başkanlarından sivil toplum örgütlerine, köylüsünden kentlisine herkes HES’lere karşı.
Ne yeni Anayasa çalışmaları umurlarında ne de çözüm süreci. Suyumuz gitti diyorlar başka bir şey demiyorlar!..
Zaten gelip buraları gördüğünüzde, kesinlikle, siz de farklı düşünmezsiniz.
Ve eminim ki en kısa sürede bu yanlıştan dönülecek. Çünkü böyle bir güzelliğe daha fazla kıymaya kimsenin gönlü razı olmaz.
Ayrıca Karadenizlilerin patlayan öfkesinin ne anlama geldiğini de en iyi iktidarda olanlar bilir!..

Ak manifesto!
Bakan Yazıcı, önceki akşam, size bir sürprizim var diyerek iki sayfalık bir “manifesto” okudu. Metnin ortalarına geldiğinde ben imza atmaya hazırım dedim. Diğer arkadaşlardan da itiraz gelmedi. Eminim ki orada olan herkes imza atmaya hazırdı. Ne olduğu konusunda yorumlar yaptık. Benin öngörüm, yeni anayasanın giriş bölümü ya da Batılı pek çok ülkede örneği görülen çerçeve bir anayasa metni şeklinde oldu. Çünkü insan haklarından hukuk devletine, basın özgünlüğünden çevreye, eğitimden refaha içinde yok yoktu. Yan sayfalardaki bu metni, siz de sonuna kadar okuyun. İtirazınız varsa, biz de itiraz edelim...
Biz bu manifestoyu kimlerin hazırladığı yönünde fikir yürütürken, örneğin bugünkü parlamentodan ya da siyasi yapıdan böylesi bir manifesto çıkmaz deyip başka arayışlar içerisine girmişken Bakan Bey, kaynağını açıkladı:
Ak Parti tüzüğünün 4. maddesi!..
Büyük bir şok yaşamadık desek yalan olur.
Ak Parti’de mademki böylesi bir tüzük maddesi var, neden başka arayışlar içerisinde sorusunu sormadan da edemedik!..
Özetin özeti: Anadolu turları her zaman müthiş keyifli oluyor. Bu kez de öyle oldu.