Bir Çanakkale hikâyesi! Çanakkale’yi geçersek biz geçeriz

Türkiye’nin gurur projesi olan 1915 Çanakkale Köprüsü’nün yapım sürecini proje ortaklarından olan Limak Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir ile konuştuk. “Çanakkale Köprüsü benim gözbebeğim” diyen Özdemir yaşadığı heyecanı, zorlukları, mutlulukları anlattı. Dünyanın çevresini 4 kere dolaşacak kadar telin kullanıldığı proje ile yeni bir Çanakkale Hikâyesi ortaya çıktı…

1915 Çanakkale Zaferi ile Türkiye dünyaya “Çanakkale Geçilmez” demişti.

Şimdi Çanakkale zaferimizin sembolü olarak boğazı süsleyecek Türkiye’nin gurur projesi yapılıyor.

Yani 1915 Çanakkale Köprüsü.

1915 Çanakkale Köprüsü’nün yapım sürecini proje ortaklarından olan Limak Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir ile konuştuk. “Çanakkale Köprüsü benim gözbebeğim” diyen Özdemir yaşadığı heyecanı, zorlukları, mutlulukları tek tek anlattı. Dünyanın çevresini 4 kere dolaşacak kadar telin kullanıldığı proje ile yeni bir Çanakkale Hikâyesi ortaya çıktı.

Böyle mega bir projede çalıştığı için çok mutlu olduğunu belirten Özdemir, “Bunu da dünyaya ‘Biz yapabiliriz’ dediğimiz için çok gurur duyuyorum” dedi.

‘Çanakkale Geçilmez’e de gönderme yapan Özdemir, Çanakkale Köprüsü’nün semboller köprüsü olduğunu belirterek, “Çanakkale’yi geçersek biz geçeriz. Başkalarına geçirmeyiz. Başkasına izin vermeyiz” dedi.

Bir Çanakkale hikâyesi Çanakkale’yi geçersek biz geçeriz

Limak Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Özdemir Milliyet’in sorularını şöyle yanıtladı:

PROJE BİZİ ÇOK HEYECANLANDIRDI

- Projeyi duyunca ilk ne hissettiniz?

Bizim inşaat şirketi olarak birçok iş bitirmemiz var. Biz yol yaptık, baraj yaptık, arıtma tesisi yaptık, boru hattı yaptık, havaalanı yaptık, liman yaptık, her şeyi yaptık ama hiç köprü yapmadık.

Dolayısıyla bu bizi çok heyecanlandırdı. Hemen ortak aramaya başladık. Korelilerle anlayışımızın daha uyacağını düşündük. İki Türk ve iki Koreli şirket bir araya geldik.

TOPLAM 11 ÜLKEDEN FİNANSMAN YAPTIK

- Finansmanı nasıl çözdünüz?

Hem köprü var hem otoyol var. Tabii ilk defa Korelilerle iş yapmaya başladık. Ve ihalesi 2017’de yapıldı. Biz sonra sürekli bu dört firma çalıştık. Bir sene içinde de finansman getirdik. 25 farklı bankadan 11 farklı ülkeden finansman yaptık. Bizim toplam finansman tutarımız 2 milyar 265 milyon euro. 5 yıl geri ödemesiz toplam 15 yıl vadeli kredi.

1.5 YIL ÖNCE BİTECEK

- Çalışma planınız nasıl?

Hemen çalışmaya başladık. Sözleşmede 66 ay inşaat dönemi vermesine rağmen bizim hedefimiz bunu dört yılda bitirmek. Yani 1.5 yıl önce bitirmek. Bir rekor kırmak amacımız. Hem yolu hem köprüyü.

5971 KİŞİ ÇALIŞIYOR

- Kaç işçi çalışıyor?

Bütün şantiyede 5 bin 971 işçimiz var. Küçük bir kasaba gibi. İzole ettik bu salgın sürecinde. Şantiyeden çıkışları en aza indirdik. Şantiyeden çıkan geri girmek için 14 gün karantinada duruyor. Türk, Koreli, Japon, Avustralyalı, İngiliz, Hollandalı, Danimarkalı, Hindistanlı var. Dokuz ülkeden işçimiz ve mühendisimiz var. 

GÜNDE 10 KERE PROGRAM DEĞİŞİYOR

- Yaşadığınız zorluklar nasıl?

1.5 sene erken bitirmeye çalışıyoruz. Bizim bir saniye bekleyecek vaktimiz yok. Çanakkale çok rüzgarlı. Her bulduğumuz durgun havada çalıştık. Hava durumuna göre günde 10 kere program değiştiriyoruz. Mesela ilk salgın çıktı. Kablo olayı yaşadık. Bu kablo şöyle. Özel imalat. Her biri minik minik demetler. Demetlerde ayrı tellerden oluşuyor. Dünyanın çevresini dört kere dolaşacak kadar tel kullanılıyor. 14 bin kilometrelik tel. Kovid çıktı Wuhan’da. Bizim kabloların bir kısmının üretim yeri Wuhan. Tabii çok telaşlandık. Ne olduğunu anlamaya çalıştık o dönemde. 

KORELİLER PAZARLIK YAPMAMA GÜLDÜLER

- Yaşadığınız ilginç anılarınız oldu mu?

Salgın başlayınca biz Korelileri bırakmadık. Gitseler gelemeyeceklerdi. Seferler durdu. Şantiyede kaldılar. Şimdi de bazı mühendislerimizi Çin’e göndermeye çalışıyoruz. Çin ve Kore’deki imalat sürecini takip etmek için. Onlar montaj için Türkiye’ye gelecek. Bunun izin süreçleriyle uğraşıyoruz. Kore’den 1 milyar euro’luk destek aldık. Ben pazarlığa gidiyorum. Onlar buna çok gülüyor. Orada pazarlık yapmak hoş görülmezmiş. Ben “Fiyatları indirin” diyorum, “çok yüksek.” Bir bakıyorum bana gülüyorlar. ‘Niye gülüyorlar’ diyorum. Onlar da saygıdan hiç fiyat pazarlığı olmazmış. “Biz hep pazarlık ederiz” dedim. Yavaş yavaş kültürlerimiz de uyuştu. 

SEYİD ONBAŞI’NIN TOP MERMİSİ OLACAK

- İlklerin ve sembollerin köprüsü oluyor değil mi?

Çanakkale zaferinin simgeleri var köprümüzde. Kırmızı, beyaz. İsmi de 1915 Çanakkale Köprüsü. Aynı zamanda Çanakkale zaferinin bir anıtı. Bu köprüyle Asya ve Avrupa denizin üzerinden dördüncü kez birleşiyor. Tamamlandığında 2023 metre orta açıklığı ile bu Cumhuriyet’in 100. yılı için. Semboller köprüsü yani. 318 metre kule yüksekliği var. 18 Mart’a hitap ediyoruz. Onun üstüne Seyid Onbaşı’nın taşıdığı top mermileri yerleştiriyoruz beyaz olarak. Böylece 334 metre yüksekliğe çıkmış oluyoruz. 1 saatlik yol 4 dakikada geçilecek. Dünyanın en yüksek asma köprüsü de olacak.

Bir Çanakkale hikâyesi Çanakkale’yi geçersek biz geçeriz

YUNUSLAR GEÇERKEN ÇALIŞMADIK

-  Çevre için neler yapılıyor?

Yaptığımız çevresel şeylerle bir sürü ödül kazandık. Proje finansmanı ödülü kazandık. 10’un üzerinde ödül kazandık. Öylesine bir köprü yapmak istemedik. Özendik her detayında. Seyid Onbaşı’yı analım dedik. Görüntüsü de güzel olsun dedik. Çok çevresel bir proje oldu. Tüm çevresel kriterlere en yüksek düzeyde uyduk. Zeminde yaşamaya devam etsinler diye midyeleri taşıdık. Yunusların geçiş zamanında çalışmadık. 500 metre yunuslar yaklaşırsa işi durdurduk. Beş kez işi durdurduk. Her biri de iki saat. Etkilenen her ağaç için beş tane ağaç dikme sözü verdik. Bunu Orman Bakanlığı ile yürütüyoruz. Güzergahtaki tüm endemik bitkilerin tohumların topluyoruz, saklıyoruz. Sonra Türkiye tohum gen bankasına ileteceğiz. 32 yerleşim biriminde toplumsal düzeyde destek programı uyguluyoruz. Burada tarım, hayvancılık, çevre gibi çeşitli konularda eğitim veriyoruz.

‘BİZ DE YAPABİLİRİZ’ MUTLULUĞUNU YAŞIYORUZ

-  Türk mühendislerinin başarısı açısından da önemli bir proje mi olacak?

Mart 2022’de bitirmeyi hedefliyoruz. Beş buçuk sene yerine dört senede bitiriyoruz. Bu açıklıkta köprü yok. Bir mühendislik harikası yapılıyor. Ben bir mühendis olarak çok mutluyum. Ve bunu da biz Türk-Kore ortaklığı olarak yapıyoruz. Biz burada Türk mühendisler için de bir okul açtık. Türk mühendisleri artık bir köprü nasıl yapılır, dizayn edilir öğreniyor. Bunu da dünyaya “Biz yapabiliriz” dediğimiz için çok gurur duyuyorum.

- 1915’te tüm dünyaya ‘Çanakkale Geçilmez’ demiştik. Bu köprüyle de dünyaya “Biz de varız. Geçersek biz geçeriz” diyoruz sanırım. Sembollerle ayrı bir önemi var değil mi?

Evet, Çanakkale’yi geçersek biz geçeriz. Başkalarına geçirmeyiz. Başkasına izin vermeyiz.

AVUSTRALYALILAR ‘BARIŞ PROJESİ’ DİYOR

-  Çanakkale Savaşları’na katılan Avustralyalıların da projede çalışması çok önemli. Bu konuda bir anınız var mı?

Evet, Avustralyalılar da çalışıyor projede. Avustralya’ya davet ettiler, gittim. Dedeleri hep buralarda savaşmış. Onlar ayrı bir sorumluluk duygusuyla çalışıyorlar. Avustralya Büyükelçisi de çok ilgili. Atatürk’ün sözü vardı: “Anneler babalar merak etmeyin, onlar bizim evlatlarımız” demişti. Orada bir müze yapmışlar ve müzenin girişine bu sözü koymuşlar.  Köprünün bir barış projesi olduğunu düşünüyorlar.