Virüs tedirginliği ‘altın’a yaradı

Koronavirüs tedirginliğinden “nemalanan” altının 1.665 dolar seviyelerine yükselmesi ihtimali az değil. Ancak bu seviyelerden bir teknik düzeltme beklerim. Hele ki Kovid-19 cephesinden olumlu haberler gelecek olsun...

Bazen anlamakta zorluk çektiğim bir konu var! Bir yandan savaş olurken, savaşa malzeme mühimmat üreten silah şirketlerinin hisseleri inanılmaz yükselebiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Kovid-19” olarak adlandırılan Vuhan koronavirüsü nedeniyle sağlık maskesi üreten şirketlerin hisseleri inanılmaz değer kazandı. Eminim bir sonraki aşamada bu virüs için aşı - ilaç üreten şirket(ler)in de hisseleri hiç görmedikleri değerleri göreceklerdir. Kapitalizmin bir “gerçeği” bu, ama ben 35 yıllık iş hayatımda bunu anlamakta halen daha zorlanıyorum.

Virüs salgınını dünyaya yayılmaya başladı. Çin ve Japonya başta olmak üzere Uzakdoğu’daki vakalar 75 binin üzerine çıkarken kayıpların sayısı SARS’ı aşmış durumda. Kovid-19 İran’ı da vurmuş durumda ve bizim sınırımıza da dayandı. İran ile sınır kapılarımızın kapatılması tartışılıyor. Hele ki İran’dan özellikle Van ve yakınlarına gelen turistlerin arttığı bir dönem öncesinde kapıların kapatılması bölgeyi sağlık açısından koruyacak olsa da ekonomik olarak olumsuz etkileyecektir.

Ekonomik olarak olumsuzluklar tüm dünyayı küresel olarak etkilemeye başladı. Başta tedarik zinciri olmak üzere birçok alanda aksaklıklar, kesintiler yaşanmaya başladı. Çin’den gelen 100 birimlik e-ticaret ürününün 10’a indiğine dair gazete haberleri sıradanlaşmaya başladı. Türkiye’deki Çin’den ara mamul ithal eden sanayilerde üretim kesintileri bize de sıçrayacak gibi görünüyor.

Hisselere iltifat

Çin’in “üretimdeki B Planı” olarak öne çıkan ülkemiz için belki tekstil ve mobilya sektöründeki “Çin bağımlılığı” az olduğundan şansımız var. Borsa İstanbul’daki tekstil şirketlerinin hisselerine iltifat da bu “şanstan(!)” kaynaklanıyor. Ancak beyaz eşya, elektronik ve otomobil sektöründeki olası üretim aksamalarına ve kayıplarına hazırlanmak için önemli çabalar gösterilmesi gerekecek.

BIST’teki tekstil, küresel maske üreticisi şirketlerin hisselerine iltifatın arttığı bir dönemde, virüs salgınında “bana bir şey olmaz” ya da “nasılsa ben şanslıyım, hastalık bana bulaşmaz ve her halükarda hayatta kalırım” diyenlerin bir başka tercihi de altın oldu. Geçtiğimiz haftalarda 1.585 ve 1.615 seviyelerinin teknik olarak önemli olduğuna değişik mecralarda değinmiştim. Bu seviyenin üzerine çıkılması durumunda 1.645 - 1.665 bandına kadar bir yükseliş olabileceğini tahmin ediyordum.

‘Hayatta kalırım...’

Kovid - 19 nedeniyle oluşan belirsizlik ve tedirginlik nedeniyle altına olan iltifat fazlasıyla arttı ve ‘nasılsa hayatta kalırım, hayatta kaldığımda da zengin olarak hayatıma devam ederim’ diye düşünenler sayesinde geçtiğimiz hafta cuma günü altının onsu 1.649,2 seviyesine kadar yükseldi, haftayı 1.643,8 seviyesinden kapattı. Ocak 2013’ten bu yana en yüksek seviyelerdeyiz. Gram altın da dolar/TL kurunun da yükselmesiyle geçtiğimiz cuma günü 323.77 ile rekor kırarken, haftayı da 323 gram/TL seviyesinden kapattı!  

Gümüş tam olarak altındaki yükselişi destekler durumda değil. En azından gümüş henüz daha Temmuz 2016’daki yükseklerini bile aşamamış durumda, değil Ocak 2013’teki 30 dolarlar seviyelerine gelebilsin.

Virüsün yarattığı tedirginlikten “nemalanan” altının 1.665 seviyelerine kadar yükselmesi ihtimali az değil. Ancak bu seviyelerden bir teknik düzeltmenin gelmesini beklerim. Hele ki Kovid - 19 cephesinden olumlu haberler gelecek olur ise.

Virüs tedirginliği  ‘altın’a yaradı

DOLAR/TL DÜŞECEK Mİ?

Geçtiğimiz haftanın finansal piyasalar açısından en önemli indikatörü Merkez Bankası’nın Para Politikası Kurulu (PPK) kararı oldu.

PPK zirvesinden bu yana, son toplantısındaki 50 baz puanlık düşüşü de dahil edersek 1325 baz puanlık düşüş sonrasında politika faizini yüzde 10.75’e indirdi. Yapılan açıklamada; korumacılık önlemleri, küresel ekonomi politikalarına dair belirsizlik, jeopolitik gelişmelerin yanında son dönemde ortaya çıkan salgın hastalık başlıca riskler olarak sıralandı. Yine de enflasyondaki seyrin yıl sonu tahminiyle büyük ölçüde uyumlu olduğunu değerlendirirken politika faizinde daha ölçülü bir indirim yapılmasına karar verildiği belirtilmiş.

İyimser beklenti

Piyasa katılımcılarının büyük çoğunluğu 0 - 25 baz puanlık indirim beklerken, benim beklentim; “işgören faizlerin” yüzde 8.50 - 9.50 bandına indiği bir ortamda (bunun nasıl olduğu başka bir yazı konusu!); 75 - 100 baz puanlık bir indirimdi.

PPK’nın tercihi 50 baz puan yönünde oldu. Enflasyon ve büyüme tercihleri göz önüne alındığında ‘iki arada bir derede’ bir indirim tercihi oldu. Merkez Bankası’nın bu tercihi sonrası kur cephesinde; Suriye’den gelen haberlerin de yarattığı tedirginlikle, yukarı yönlü hareketler oldu. Kamu bankalarının yine dövizde satıcı oldukları, net rezervlerin son 3 haftada 9 milyar dolara yakın azaldığı haberleri de tedirginliği besler nitelikte oldu.

Cuma günü Fitch Türkiye’nin notunu aynen korudu. Sebebini çok anlamamış olsam da bu konuda piyasa katılımcıları arasında iyimser bir beklenti vardı. Sanırım taşıdıkları pozisyonlardan olsa gerek...?

Suriye ile ilgili olarak Patriot füzelerinin Türkiye’nin talebi üzerine Türkiye’ye geldiği yönündeki haberler, Amerika ve NATO ile yeniden yakınlaşılıyor iyimserliğini yaratmış olabilir. Bunun ve Fitch beklentilerinin de etkisi ile olsa gerek cuma günü dolar/TL kuru hafta içinde gördüğü 6.1250’li seviyelerden 6.0920’li seviyelere gerileyerek kapandı.

Virüs tedirginliği  ‘altın’a yaradı

Sanders etkisi

Bu hafta gerek Kovid-19, gerekse de Suriye’den gelecek haberler takip edilecek. Ancak benim her iki cepheden de gelebilecek bizim piyasalarımız adına olumlu haberlerin sınırlı olacağına, kur ve borsa üzerindeki “iyimser” etkilerinin sınırlı olacağına dair tahminim sürüyor. Bu nedenlerle dolar/TL kurundaki aşağı yönlü hareketlerin 5.9850’nin altına sarkabileceğini, bu seviye ve buraya kadar olan süreçte yeni alımların etkili olacağını; bunların da aşağı yönlü hareketleri sınırlayacağını tahmin ediyorum.

Bu arada ABD’de Demokratlar’ın aday belirleme yarışında Sanders öne geçmiş görünüyor. ABD piyasalarında Sanders’ın adaylığının güçlenmesinin çok da pozitif karşılanmayacağını, en azından Başkanlık seçim maratonunun başlarında, piyasalarda bir “düzeltmeyi” tetikleyebileceğinin hatırda bulunmasında fayda var!