Virüs tedirginliği ‘altın’a yaradı

24 Şubat 2020

Koronavirüs tedirginliğinden “nemalanan” altının 1.665 dolar seviyelerine yükselmesi ihtimali az değil. Ancak bu seviyelerden bir teknik düzeltme beklerim. Hele ki Kovid-19 cephesinden olumlu haberler gelecek olsun...

Bazen anlamakta zorluk çektiğim bir konu var! Bir yandan savaş olurken, savaşa malzeme mühimmat üreten silah şirketlerinin hisseleri inanılmaz yükselebiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Kovid-19” olarak adlandırılan Vuhan koronavirüsü nedeniyle sağlık maskesi üreten şirketlerin hisseleri inanılmaz değer kazandı. Eminim bir sonraki aşamada bu virüs için aşı - ilaç üreten şirket(ler)in de hisseleri hiç görmedikleri değerleri göreceklerdir. Kapitalizmin bir “gerçeği” bu, ama ben 35 yıllık iş hayatımda bunu anlamakta halen daha zorlanıyorum.

Virüs salgınını dünyaya yayılmaya başladı. Çin ve Japonya başta olmak üzere Uzakdoğu’daki vakalar 75 binin üzerine çıkarken kayıpların sayısı SARS’ı aşmış durumda. Kovid-19 İran’ı da vurmuş durumda ve bizim sınırımıza da dayandı. İran ile sınır kapılarımızın kapatılması tartışılıyor. Hele ki İran’dan özellikle Van ve yakınlarına gelen turistlerin arttığı bir dönem öncesinde kapıların kapatılması bölgeyi sağlık açısından koruyacak olsa da ekonomik olarak olumsuz etkileyecektir.

Ekonomik olarak olumsuzluklar tüm dünyayı küresel olarak etkilemeye başladı. Başta tedarik zinciri olmak üzere birçok alanda aksaklıklar, kesintiler yaşanmaya başladı. Çin’den gelen 100 birimlik e-ticaret ürününün 10’a indiğine dair gazete haberleri sıradanlaşmaya başladı. Türkiye’deki Çin’den ara mamul ithal eden sanayilerde üretim kesintileri bize de sıçrayacak gibi görünüyor.

Hisselere iltifat

Çin’in “üretimdeki B Planı” olarak öne çıkan ülkemiz için belki tekstil ve mobilya sektöründeki “Çin bağımlılığı” az olduğundan şansımız var. Borsa İstanbul’daki tekstil şirketlerinin hisselerine iltifat da bu “şanstan(!)” kaynaklanıyor. Ancak beyaz eşya, elektronik ve otomobil sektöründeki olası üretim aksamalarına ve kayıplarına hazırlanmak için önemli çabalar gösterilmesi gerekecek.

BIST’teki tekstil, küresel maske üreticisi şirketlerin hisselerine iltifatın arttığı bir dönemde, virüs salgınında “bana bir şey olmaz” ya da “nasılsa ben şanslıyım, hastalık bana bulaşmaz ve her halükarda hayatta kalırım” diyenlerin bir başka tercihi de altın oldu. Geçtiğimiz haftalarda 1.585 ve 1.615 seviyelerinin teknik olarak önemli olduğuna değişik mecralarda değinmiştim. Bu seviyenin üzerine çıkılması durumunda 1.645 - 1.665 bandına kadar bir yükseliş olabileceğini tahmin ediyordum.

Yazının devamı...

‘Merkez faizi ne yapar ve ne yapmalı’ sorunsalı

17 Şubat 2020

Piyasalar için haftanın “ekonomik göstergesi” Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun 19 Şubat’taki faiz kararı olacak. İşte benim beklentilerim...

Hafta ortasına denk gelen 19 Şubat günü Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı var. Piyasalar açısından bu haftanın “ekonomik göstergesi” bu faiz kararı olacak. Vuhan koronavirüsü (artık Dünya Sağlık Örgütü tarafından adı Convid 2019 olarak “tescil” edildi!) ile ilgili durumun henüz daha iyiye gittiğine dair umutlu haberler gelmese de piyasalar şimdilik bir “felaket” fiyatlaması yapmayı tercih etmiyor.

Hatta Çin’de yaşanacak sıkıntıların Türkiye’ye yaracağına dair raporlar yayınlanmaya başladı. Çin’in salgın nedeniyle 2020’nin ilk çeyreğini kaybedeceği; özellikle tekstil ve mobilya sektöründe Çin’den kaynaklanacak üretim boşluğunun Türkiye tarafından doldurulacağı yönündeki beklentiler, kısa vadede Türkiye açısından algının olumluya dönmesini sağlıyor. Diğer yandan İdlib/Suriye konusunda yaşanan gelişmeler, bu olası olumlu algıları sınırlayıcı bir faktör olarak karşımıza çıkıyor.

Haftanın sürprizi

Geçtiğimiz hafta açıklanan veriye göre aralık ayında dış ticaret dengesi 3.4 milyar dolar açık verdi. Cari denge bazında veriler 2.8 milyar dolarlık bir açık olarak açıklansa da 2019 yılı itibariyle toplamda 1.6 milyar dolar fazla vermiş durumdayız. Bir anlamda ‘evdeki mobilyaları’, bir başka deyişle stokları eriterek, ithalatı kısarak elde edilen bu “fazlanın” sürdürülmesi önümüzdeki aylarda daha zor olacak.

Zira ekonominin kredi genişlemesi sayesinde büyüyor olması; beraberinde ithalatın artmasına, dolayısıyla da cari dengenin 2018 ve 2019’da olduğu gibi pozitiften, negatife dönmesine neden olacaktır.

Geçtiğimiz haftanın başında açıklanan ve “haftanın sürprizi” olan bankaların swap limitlerine yönelik düzenleme kur cephesindeki oynaklığı azaltmayı hedefliyordu.

Basit anlamda Türk bankacılık sektörünün yabancı bankalara verebileceği Türk Lirası’nı sermayelerinin yüzde 25’inden yüzde 10’una indiren düzenleme, yurt dışına verilen TL likiditesini azaltmayı hedefliyordu.

Yazının devamı...

Virüs değilse bile etkisi yayılacak!

3 Şubat 2020

Koronavirüs nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘olağanüstü acil hal’ ilan etmesi, ‘Demek ki ortada ciddi bir durum var’ düşüncesinin güçlendirirken, finansal piyasalarda riskten kaçınmayı beraberinde getirdi. Varlık fiyatlarında düşüşler yaşandı, Altın ve ABD Hazine tahvillerine iltifat arttı!

Geçtiğimiz hafta tüm dünyanın en fazla konuştuğu konu Çin’in Wuhan şehrinden yayılan koronavirüs konusu oldu. Çin’de hayatı adeta felce uğratan karantina haberlerinin ardından Dünya Sağlık Örgütü de (World Health Organization-WHO) “olağanüstü acil hal” ilan etti. Seyahat yasağı ve ticaret önünde engel oluşturduğuna dair açıklama yapmamış olsa da aralarında British Airways ve THY’nin olduğu bazı havayolu şirketlerinin uçuşlarını yasaklaması, dev markaların Çin’deki üretimlerini durdurmaları veya dükkânlarını açmamaları endişeleri arttırdı. WHO’nun açıklamaları önce ılımlı algılansa da, ardından “demek ki ortada ciddi bir durum var ki WHO olağanüstü durum ilan etti” düşüncelerinin güçlenmesi finansal piyasalarda riskten kaçınmayı beraberinde getirdi. Varlık fiyatlarında düşüşler yaşandı, Altın ve ABD Hazine tahvillerine iltifat arttı!

Piyasaların tepkisi

Çin’den gelen resmi bilgiler 15 bin kişinin virüsten etkilendiği, 300 kişinin hayatını kaybettiği, yaklaşık bir o kadar kişinin de tedavi edildiği yönündeydi. Hafta sonu gelen haberlerden biri Tayvanlı bilim adamlarının Wuhan koronavirüsünü ayrıştırmayı başardıkları yönündeydi. Eğer bunu başardılarsa, aşı ve tedavi geliştirme şansı da aratacak demektir.

Ancak piyasaların genel endişesi henüz yatışmış değil. Geçtiğimiz Cuma günü hafta sonu riskini almak istemeyen yatırımcıların satışları sertleşti. Amerikan Dow Jones Industrial (Dow Jones-DJI) endeksi günü yüzde 2.09 ile 50 günlük basit hareketli ortalamasının (BHO) altında 28,256 seviyesinden kapattı. Nasdaq ve S&P 500 endeksleri de sırasıyla yüzde 1.59 ve yüzde 1.77 düşüşle Cuma gününü kapatmış olsalar da onlar henüz daha 50 günlük BHO’larının altında kapanış yapmış değiller.

Dow Jones’un yanı sıra Alman DAX, İngiliz FTSE100, Rus RTS, Japon Nikkei, Hindistan SENSEX endeksleri de Cuma gününü 50 günlük BHO’larının altında kapattılar. Emtia cephesinde özellikle Brent petrolü ciddi oranda geriledi (Buralarda kalsa bizim için iyi haber!). 21-22 Ocak tarihlerinde 64 dolarlardaki 50 ve 200 günlük BHO’larının altına inmiş olan Brent petrolü geçtiğimiz Cuma gününü 56.79 dolar seviyelerinden, günlük kapanış bazında yüzde 2.68 ile düşerek tamamladı.

Likidite desteği

Yazının devamı...

Finans piyasalarına virüs düzeltmesi!

27 Ocak 2020

Çin’den yayılan koronavirüs kaynaklı gelişmeler haftanın en önemli finansal endikatörü olmaya aday. Bu salgın doğal olarak finans piyasalarını etkileyecek

Çin’den dünyaya yayıldığı iddia edilen virüs salgını daha önceki SARS ve MERS salgınlarına benzemiyor. Vuhan şehrinin karantinaya alınması sonrasında bağlı olduğu eyalet ve 10’a yakın şehrin daha karantinaya alındığı haberleri sosyal medyaya intikal etmiş durumda.

10 değilse bile birden fazla şehrin Çin’de karantinaya alınmış olması; Çin Yeni Yılı arifesindeki en büyük “iç göç hareketi” açısından önemli bir haber. Bu salgının Çin’in en büyük iç turizm/hareket öncesinde başlamış olması; şimdilik sınırlı olsa da diğer ülkelere yayılmaya başlaması; virüsün kuluçka süresinin 10 günden daha uzun olması; ortaya çıkmasının daha doğrusu anlaşılmasının, yayılmanın da geç anlaşılmasına neden olacak gibi görünüyor.

Fed gölgede kalır

Görünen o ki bu hafta 28 - 29 Ocak’ta yapılacak ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikası toplantısı korkarım “koronavirüs” gölgesinde kalacak gibi. Her ne kadar bu hafta yapılacak toplantıdan her hangi bir faiz değişikliği beklenmiyor olsa da yine de virüs, Fed’den rol çalacağa benziyor.

Hafta sonu gelen haberler; Vuhan şehrine giriş - çıkışların yasaklandığı, birden fazla şehrin daha karantina kapsamına alındığı haberleri önümüzdeki haftanın en önemli finansal endikatörü olmaya aday. Bu durum doğal olarak da finans piyasalarını etkileyecektir.

Tek haneli büyüme

Bu yıl; Çin’in son 30 yılının en kötü büyümesi gelebilir!

Yazının devamı...

Merkez ne kadar faiz indirecek?

13 Ocak 2020

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) 2020’nin ilk toplantısını 16 Ocak’ta yapacak. Tahminimce Merkez Bankası ‘önden yüklemeli’ faiz indirimi politikasına devam edebilir

Dikkat ederseniz başlıkta; Merkez Bankası (MB) faiz indirecek mi değil; ne kadar indirecek diye soruyorum. Bu hafta Para Politikası Kurulu (PPK) 2020 yılının ilk toplantısını 16 Ocak’ta yapacak.

Geçtiğimiz birkaç yıldan farklı olarak PPK bu yıl “her ay” toplanacak. Bir yandan iyi, diğer yandan çok da iyi olmayan bir karar! Her ay, dinamik tepki vermek adına değişiklik olumlu olarak değerlendirilebilirken, diğer yandan her ay “tepki verilmesi gereken” bir para politikasına sahip olmak çok da arzulanan bir durum olmasa gerek. Şimdilik bu tartışmayı bir kenara bırakalım...

“İşgören faiz” olarak tanımladığım bir faiz var! Merkez Bankası’nın belirlediği politika faiz(ler)i her ne olursa olsun, “işgören faiz” piyasalarda vücut bulan, hayata geçen faizi temsil ediyor.

Faiz artırmakta geç kalan Merkez Bankası’ndan önce işgören faizleri yükselten ve Merkez’i bir anlamda faiz artışlarına zorlayan 2018 piyasasının tersine; kamu bankalarının ardına takılan özel bankaların da son aylarda/haftalarda verdikleri kredilerde uyguladıkları faizler, politika faizlerinden oldukça farklı.

‘İşgören faiz’ kaç?

İşgören faiz 2018’de politika faizinden yüksek iken, bu aralar daha düşük. 3 aylık kredi faizinin yüzde 10.00 - 10.50, 6 aylık kredi faizinin yüzde 10.50 - 11.50 arası bulunduğu ortamda, MB’nin haftalık politika faizi yüzde 12.00’de.

Her ne kadar cari faiz kamu bankaları eliyle bu seviyelere gelse de özel bankaların da kredi yarışına katılması cari faizi “işgören faiz” statüsüne getiriyor. Küresel gelişmeler ne olursa olsun, iki faiz bir şekilde yakınsayacaktır.

Yazının devamı...

‘Çoktan seçmeli’ 2020 yılı (2)

6 Ocak 2020

Türkiye ekonomisini 2020 yılında neler bekliyor? İşte benim beklentilerim...

Çok değil, daha geçen hafta 2020 yılına dair ilk beklentilerimi paylaştığım “Çoktan seçmeli yılı! (I)” başlıklı yazımda “2020’nin küredeki en önemli olaylarının başında 3 Kasım’da yapılacak ABD Başkanlık seçimi geliyor.

Çin - ABD savaşında 1. Faz’ı Amerika lehine imzalamayı başaran Trump, seçim öncesi tıpkı diğer Cumhuriyetçi Başkan adayları gibi; İran veya başka bir ülkeyi hedefe koyarak askeri bir hareketliliğe kalkışabilir.

Bunun getirebileceği oynaklığı şimdilik dışarıda bırakırsak karşısına güçlü bir Demokrat aday çıkmadığı takdirde Trump “Yeniden Büyük Amerika” adına piyasaları şaşırtacak adımlar atabilir ve seçimi bir kez daha alabilir.

Trump yeniden seçilir ise dünyadaki “Trump oynaklığı” yine Twitter üzerinden her gün yaşanmaya devam edecek demektir” diye yazmıştım.

Son gelişmeler...

Daha bu yazının mürekkebi kurumadan ABD’nin Kudüs Kuvvetleri komutanı ve İran’da kahraman olarak görülen Kasım Süleymani’nin ölümüyle sonuçlanan füze/drone saldırısı ile 2020 yılının “oynak” geçeceği mesajını dünyaya vermiş oldu.

İran “çok sert misilleme” yapacağını ilan etti ve “Kırmızı savaş durumu bayrağını” göndere çekti! Askeri güçleri arasındaki farklardan dolayı İran’ın bir savaşa neden olabilecek hamlelerden ziyade, ABD’yi ve müttefiklerini sıkıntıya sokacak gerilla tarzı bir saldırı tarzı benimsemesi olasılığı daha yüksek!

Yazının devamı...

‘Çoktan seçmeli’ yılı!

30 Aralık 2019

Her yıla bir isim verdiğim gibi 2020 yılına “Çoktan Seçmeli” yılı adını koydum. Bu yazıda dünyaya değineceğim, haftaya da Türkiye’de 2020’ye dair tahminlerimi paylaşacağım...

Her tercih, aslında bir vazgeçiş! Sevdiğim özdeyişlerden biri. 2020 de böyle bir yıl olacak. ABD’de seçim yılı olmasından bahsetmiyorum. Yepyeni bir 10 yıla başlıyoruz. Yepyeni seçimler yapılacak, yapacağız.

2008 krizinden sonraki 10 yılda parasal genişlemelerle krizin olumsuz etkileri bertaraf edilmeye çalışıldı. 2018’de ‘işler düzeliyor’, 2019’da ‘faiz artışları başlar mı, Fed 2 mi, 3 mü artış yapar’ diye tartışırken, tersine 25 baz puanlık 3 “faiz indirimi” yapılan 2019’u geride bıraktık.

Tıpkı Japonya’da 1990’dan beri olduğu gibi bunca parasal genişleme tam isteneni veremedi, yeniden parasal genişleme ya da düşük faiz politikasına geri dönüldü. Amerika’da büyüme olsa da Avrupa, Japonya için bunu söylemek mümkün olamadı. Hem de negatif faizlere rağmen.

2020’nin dünya adına yüksek büyüme vaat etmesi zor görünüyor. Dünya ticareti 2019’da daralırken, 2020’de de daralması ihtimali yüksek görünüyor.

Neden bu adı verdim?

Bunda ABD - Çin arasındaki “Ticaret Savaşlarının” (adı “Teknoloji Savaşları” olmalı) etkisi olduğu iddia edilse de büyüyemeyen dünya başta olmak üzere, büyüme hızı düşen ve 2020’de daha da düşecek olan Çin’in önemli katkısı oldu ve olacak.

Yazının devamı...