Anadolu hep genç

Hey koca yurt Anadolu; tüm görkemiyle günümüzde de genç! Her geçen gün daha genç olacak ve yüzyıllar boyunca gençleşe gençleşe varlığını devam ettirecek.

Anadolu bir yurttur, bu kadim coğrafyaya ister doğudan ister batıdan gelsin, her kavim, yarım yamalak sahip oldukları kültürel birikim ve teknik bilgileriyle karşılarında görkemli bir birikim bulmuşlardır. Her kim neye sahipse o sahip oldukları nitelikten, nicelikten, değerler yekûnundan ne kadar az nasiplenmişse o şeylerin tamamı yaşlıdır. Anadolu kendi kültür tarihi boyunca (ki bu tarih dünya kültür tarihinden çok daha önceye dayanır) bilimsel çalışma, felsefi düşünce, sanat eseri, kültürel değer, müzikal enstrüman ve edebi ürünler ortaya koyabildiği için çok gençtir. Eş deyişle takvimsel tarih olarak geçmişi ve birikimi, dünyanın her bölgesinden öncelere dayanmakla birlikte dünya kültür mirasına sağladığı katkılarla orantılı olarak gençtir, genç kalabilmiştir. Anadolu, altıncı kıta Akdeniz uygarlığının göz bebeğidir, yaşam kaynağıdır, can suyudur, kendi kendisine gençlik aşısıdır.

Gençliğe örnek oluşturanlar

İster bir insan ister bir toplum isterse bir millet olsun; her kim yaşam serüveni boyunca düşünce üretiminde bulunamamış ve böylece yaratıcı vasfını aktive edememişse o kişi, o toplum, o millet yaşlanmıştır. Hitit, Asur, Kommagene Krallığı, Frigler, Karyalılar, Roma gibi düne ait takvimde kalan devletler günümüze aktarabilmiş oldukları ölçüsünde gençtirler. Keza Heraklitos, Tales, Diojen, Antiokos, Bias, Anaksimenes gibi kişilikler günümüze kadar geçerliliğini kısmen koruyan fikirler ortaya koydukları için gençtirler. Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Şemsi Tebrizi gibi karakterler gençlik aşısıdırlar. Atatürk, Fatih Sultan Mehmet, Jüstinyanus, Mitridates, Kazım Karabekir Paşa ise gençliğe örnek teşkil edenlerdir.

İyi düşünen, iyi iş yapan ve iyi söz söyleyen herkes gençtir. İster binlerce yıl önceki zamanda yaşam sürmüş olsun isterse de günümüzde 80-90 yaş dilimlerinde bulunmuş olsun! Ne yazık; hayatına anlam katamamış, hayatlara iz bırakamamış, yarınlara fikir, sanat, düşünce alanlarında eser bırakamamış olan yaşlılara1.

Anadolu’nun vasiyeti

Güneş yeryüzünün birçok yerinde dolaşa dolaşa her sabah Anadolu’ya geldiğinde içi sevinçle dolarak buraları aydınlatır. Aydınlığa doğru yol almak için yaşayan insanları, toplumları aydınlatan Güneş; bu eşikten geçememiş olanları ise sadece ısıtır. Ya Ay, namıdiğer Selene! O ise Güneş’in bıraktığı yerden görevi geceleri devralır ve sarıp sarmalar her bir Anadoluluyu, Endymion yerine koyarcasına! Gençtir Anadolu’nun dereleri, dağları, denizleri; düşünce insanları, yiğit kahramanları, tanrı ve tanrıçaları. Çünkü dünden sahip oldukları her şeyi bugüne taşımış ve güncelleştirmişlerdir.

Şayet Anadolu’nun tüm gençliğini görebiliyor, anlayabiliyor, anlamlandırabiliyorsak genciz demektir. Kültür tarihimizin tahlilini yaparak “biz” bütünsel olarak her şeye bizim diyebiliyorsak genciz. Irk, mezhep, gibi insan ve toplumları kategorize ediyorsak yaşlıyız. Aksine ve olması gerektiği gibi Anadolu’nun vasiyeti gereği her şeyi bir şeye indirgeyerek ikiyi bir görebiliyorsan, aşk denen en genç değer vasıtasıyla herkesi organize edebiliyorsan gençsindir Titan Uranüs’ü zalim tahtından, en genç evladı Kronos alaşağı etti. Akabinde kibre kapılıp gençliğini kaybeden Kronos’u payitahtından en genç oğlu Zeus indirdi. Nihayetinde Zeus kültür dünyasının kurucusu olurken Kronos (kronoloji) tarih oldu.

Makamsızlık, genç karaktere sahip bilgelerin makamıdır; isim sıfat derdi olanlar, maddi mal ve makamı diğerlerine hizmet etmek için değil de egemen olmak için elde etmek isteyenler ise çok yaşlıdır. Dünya kültür tarihi sürekli gençlerden örnek verir, yaşlılardan ise hiçbir iz kalmamıştır.