Gözler 14 Haziran’a çevrildi

ABD Başkanı Joe Biden’ın 24 Nisan’da sözde ermeni soykırımını resmi olarak tanımasının yankıları sürüyor. Hatırlanacağı üzere daha önceden birkaç yazımda, bu konunun ciddiyetini ve Biden’ın sürpriz yapabileceğini net şekilde ortaya koymuştum. Açıklamanın içindeki kabul edilemez, haddini aşan üslup ve kelimelerin varlığı, çok dikkatlice ve hukukçular tarafından kaleme alındığını ortaya koyuyor.

Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon’un, bu konuda geçmiş yılların aksine sessiz kalmayı tercih ettiğini belirtmek istiyorum. 20 Nisan itibariyle ABD medyasına sızdırılan ve Ankara’ya mesaj anlamına gelen “Biden tanımaya hazırlanıyor” haberleri, ardından Cuma günü Washington-Ankara hattında gerçekleşen üç ayrı telefon görüşmesiyle olayın akıbeti belli olmuştu. Başkan Biden’ın göreve gelişinden bu yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı aramayıp, 24 Nisan’ın bir gün öncesi, bu konu ağırlıklı araması yanlış ve talihsiz olmuştur. Neredeyse tüm NATO müttefiki ülkelerin liderleriyle çok önceden telefon görüşmesi yapan Biden’ın, Ankara’ya ne kadar mesafeli olduğunu ve güven duymadığını bir kere daha gördük.

14 Haziran’da NATO Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Biden’ın görüşmesi, tüm bu gelişmeler sonrası önem arz etmekle birlikte, şahsen, buradan bir sonuç çıkacağını düşünmüyorum. Sonuçta, iki ülke arasında güven sorunun derinleştiği ancak iplerin hiçbir zaman kopmayacağı, tuhaf bir dönem yaşıyoruz.

Peki şimdi ne olacak?

- Gelecek üç yılda da Beyaz Saray’dan bu açıklamalar gelecek,

- Ermeni diasporası cesaretlenecek ve kara propagandalarına devam edecekler,

- Yerel mahkemelerde 2010 yılında denedikleri gibi tazminat peşinde koşacaklar,

- Kongre’de, Beyaz Saray’ın açıklaması kullanılarak Türkiye’ye yaptırım yasaları çıkarılmasına uğraşılacak,

- Türk-Amerikan diasporasının üzerine gidilecek,

- Türkiye karşıtı gruplara büyük koz verildiğinden, diğer sorunlu konuların derinleştirilmesine çalışılacak.

Buna karşılık, Türkiye’nin duygusal hareket etmemesi ve diplomatik teammüller dahilinde konuya yaklaşması önemli. Tabii ki Türkiye’nin şanlı tarihini sorgulamak, hiçbir ülkenin haddi olamaz. İlk etapta Türkiye’nin ivedilikle ana PR ve lobi firmalarını bulması, bazı dış politika adımlarını gözden geçirmesi, sözde Ermeni konusuna karşı bundan sonra atılacak adımlar için stratejik yol haritası çıkartması, TBMM dahil partiler üstü ortak açıklamaların ivedilikle yapılması, aksiyon ve tepkinin olay hafife alınmadan çok dikkatlice verilmesi, ABD’de Türk diasporasının bir an önce toparlanması, atılacak önemli adımlar arasında olmalıdır.

Gözler 14 Haziran’a çevrildi

Açıklama sonrası neler gördük?

- Ermeni diasporasının zafer çığlıkları,

- Konunun ABD medyasında ana manşete taşınması,

- Kongre üyelerinin (Türk Dostluk Grubu’nun bazı üyeleri ve 2 müslüman Kongre üyesi de dahil!) Biden’ı kutlaması,

- ABD’de Türk diasporasının tepkisi, karşılıklı gösteriler düzenlenmesi...

Öte yandan 24 Nisan’ın hemen sonrasında, Sözde Ermeni Soykırımı konusunda ABD’li akademisyen ve hukukçularla görüştüm. İşte benimle paylaştıkları:

‘1915’ten daha büyük sorunlar var’

(Avukat Prof. Mark Meirowitz, New York Eyalet Üniversitesi Denizcilik Okulu)

- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başkan Joe Biden ile görüşecek olması olumlu. ABD ile Türkiye’nin 1915 olaylarından daha büyük sorunları var,

- Ankara’nın 2009’daki Türkiye-Ermenistan Protokolü’nü gözden geçirmesi ve tekrar denenmesine uğraşmalıdır,

- Dağlık Karabağ’daki son çatışmaların ardından Türkiye ile Ermenistan arasında uzlaşmaya giden yol çok daha zorlu olacak.

‘Arşivler için yasa çıkmalı’

(Prof. Herbert Reginbogin, Amerikan Katolik Üniversitesi)

- Türkiye, İsviçre’deki Bergier Komisyonu’na benzer bir uluslararası komisyon kurulmasını istemeli,

- TBMM’nin, tüm özel ve kamusal arşivleri komisyona açık hale getiren bir yasa çıkarması dünyada ses getirir,

- ABD’de, Türkiye gibi egemen devletlere karşı açılan federal davalar, Adalet Bakanlığı’nca durdurabilir. Yerel mahkemelerde davalar görebiliriz.

‘Açıklama soykırım yasasına aykırı’

(Avukat Bruce Fein - Başkan Ronald Reagan döneminde Adalet Bakanlığı Üst Düzey Bürokratı)

- Bunun bir bağlayıcılığı yok ve Başkan Joe Biden’ın yaptığı açıklama, soykırım yasasına da aykırı,

- Açıklamanın siyasi bir amacı var ve etkileri olumsuz olacak,

- Ermeniler tazminat alamazlar. Zira açıklamanın mahkemede geçerliliği yok, bu, hukukun üstünlüğüne aykırı,

- Açıklama Kongre’yi harekete geçirebilir ve yaptırım gelebilir. Ama Kongre tabii ki tazminat alamaz.

- Biden, Ermenilere ‘Uluslararası Adalet Divanı’na gidin’ demeliydi...

‘Ermenilere zararı olacak’

(Prof. Michael Reynolds, Princeton Üniversitesi)

- Başkan Biden, bu açıklamayı Ankara’ya siyasi memnuniyetsizliğini göstermek için yaptı,

- Bu açıklamanın Amerikalı Ermenilere uzun vadede zararı olacak,

- Türkiye Ermenistan ile sınırı açmalı. Azerbaycan buna hazır ve Türkiye, Ermenistan ile Azerbaycan için en iyisi olacaktır.

‘Türkiye bunu kafaya takmamalı!’

(Tarihçi Prof. Michael Gunter, Tennessee Teknik Üniversitesi) 

- Başkan Joe Biden, Ermeni olaylarını soykırım olarak nitelendirirken saf ve tek taraflı davrandı,

- Biden’ın naif açıklaması, Azerbaycan’a karşı Ermeni saldırganlığını meşrulaştırmak isteyen bu insanlara cesaret verecektir,

- Başkan’ın açıklaması, basitçe görmezden geldiği çok daha büyük bir tarihsel sürecin parçasıydı,

- Türkiye, Biden’ın tek taraflı tarihe dayanan açıklamasını büyütmemeli ve o kadar önemli olmadığı için kafasına takmamalı,

- 40 yıl önce Başkan Ronald Reagan’ın da soykırım terimini kullandığını, ancak ABD-Türkiye ilişkilerinin ayakta kaldığını hatırlayın...

‘Tarihi siyasallaştırmak hata!’

(Tarihçi-Emekli Asker Prof. Edward Erickson, Deniz Piyade Üniversitesi)

- Bir siyasi partinin tabanını memnun etmek adına tarihi siyasallaştırmak bir hatadır,

- Başkan Biden ve Demokrat Parti’nin, ABD’deki Ermeni ve Rum topluluklarından gelecek siyasi sermayeye ihtiyacı var. Kaliforniyalı Kongre Üyesi Adam Schiff, bunun öncülerinden oldu,

- ABD’de bir Türk olsam, bu konuyu şimdilik akışına bırakırdım. Türkler, bu konuya ilişkin farklı görüş ve yorumlara ilişkin araştırmaları destekleyebilir, hatta sponsor olabilir.

ABD’nin Kıbrıs’a bakışı

Kıbrıs’ta barış görüşmeleri sürecini yeniden başlatmak için Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde 27-29 Nisan’da Cenevre’de, Kıbrıslı taraflar ve garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin de katılımıyla gayrı resmi Kıbrıs konulu konferans düzenleniyor. Geçen hafta konuştuğum KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, iki devletli çözümün gerekli olduğu inancında ve artık federasyonu tartışmanın zaman kaybı olduğuna inanıyor. “Masaya yeni bir konsept ve yeni bir hikaye getirmeliyiz” diyen Tatar, “Komşularımız Kıbrıs’ta bir devletimiz olduğunu tanımalı” ifadesini kullandı.

Gözler 14 Haziran’a çevrildi

Kendisine katılıyorum. Umarım görüşmeler istenilen şekilde geçer ancak Joe Biden yönetimi 2 devletli çözüme kesinlikle karşı durmakta. Yunanistan ile Rum Yönetimi’nin samimiyetsizliği ve şımarıklığının arkasında batının olduğunu hepimiz biliyoruz. Kendimi, “Acaba ABD ile Türkiye arasındaki mevcut sorunlara, Kıbrıs da eklenir mi?” sorusunu sormaktan alamıyorum.

ABD’DE GÖZDEN KAÇANLAR:

- Başkan Joe Biden ilk yurtdışı gezisini gelecek ay İngiltere ve Belçika’ya yapacak,

- Washington D.C’nin, ABD’nin 51.eyaleti olması yönündeki tasarı Temsilciler Meclisi’nde kabul edildi. Sıra Senato oylamasında,

- Eski polis memuru Derek Chauvin, siyahi Amerikalı George Floyd’un ölümüyle ilgili davada 3 ayrı suçtan 75 yıl aldı. Ancak hapiste yatacağı maksimum süre 12 yıl olacak.