Alaçatı’nın tek kusuru!...

GİTTİYSENİZ, gitmeye devam edin. Gitmediyseniz, bir fırsat yaratıp mutlaka gidin, görün.
Alaçatı, son yıllardaki yükselişiyle bana göre Türkiye’nin en mükemmel, en görülesi turizm beldelerinden biri oldu.
Özellikle hafta sonları, kimler kimler Alaçatı’ya gitmiyor ki?
Ama Alaçatı hafta içi de tıklım tıklım...
Sahil beldelerindeki turistik merkezler ve beldeler “sinek” avlarken, Alaçatı her zaman, her saat dolup-taşıyor..
Bu mükemmelliğin altında yatan sır; hiç şüphesiz, beldenin yüzyıllardır var olan dokusunun korunması, betonlaşmaması.
Alaçatı, bugün “yüzyıllık fakirliğin, yoksulluğun” zenginliğini (!) yaşıyor.
Biliyor musunuz, Alaçatı, bugün var oluşunu büyük ölçüde, rahmetli Leyla Figen Hanımefendi’ye borçlu.
İzmir aşığı bir sanayici ve günümüzün moda deyimle Turyağ’ın efsanevi “ceo”su olan Şevki Figen’in eşi olan rahmetli Leyla Hanım, Alaçatı’yı ilk keşfeden, buradaki güzellikleri ortaya çıkaran gerçek bir Alaçatı gönüllüsüydü.
Herkes Çeşme’yi bilirdi.
Alaçatı, Çeşmeliler ve İzmirliler için sadece cumartesi günleri kurulan, mutlaka gidilmesi ve alışveriş yapılması gereken bir “pazaryeri” idi.
Leyla Hanım’ın attığı adımlar, tanıtımına yaptığı katkılar ve en önemlisi de beldenin seçilmiş belediye başkanları, bugün Alaçatı’yı Alaçatı yapan kişilerdir.
* * *
Bir önerim var; geçimi ve ekonomisi turizm olan her belde, ilçe ve ilin seçilmiş belediye başkanları mutlaka Alaçatı’yı gezmeli.
Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç’ı gerçekten kutluyorum.
Son beş yılda öyle bir Alaçatı yarattı ki, gezmeye de, görmeye de doyum olmuyor.
Turizm beldeleri, canlılık bekliyor, doluluk istiyorsa, Alaçatı’yı örnek almalı.
Muhittin Dalgıç, betonlaşmadan da, yerli ve yabancı turistin bulmayı istediği modern konforu, eski ve tarihi doku arasında yaratmayı başaran bir belediye başkanıdır.
Alaçatı’da oturmuyorum. Alaçatı’da yazlığım da yok.
Hafta sonunda şöyle bir dolaşıp, işyeri sahipleriyle sohbet olanağı buldum, daha doğrusu kendim yarattım.
Ufak-tefek yakınmalar tabii ki var.
Ama esnaf, sanatkar ve işyeri sahipleri, başta Alaçatı Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç’ın, sonrasında belediye görevlilerinin gösterdikleri anlayıştan ve sorunların çözümündeki katkılarından son derece memnunlar.
Bir belediye başkanı böyle olmalı.
Öyle bir sistem kurulmuş ki, ziyaretçi, aldığı hizmetten, yaratılan ambianstan, yediklerinden-içtiklerinden memnun ve keyifli...
İşyeri sahipleri, esnaf şikayetçi değil, mutlu ve para kazanıyor.
Alaçatı’nın yerlisi, neredeyse bir asırdır görmediği kadar cebi para dolduğu için memnun.
İşte Alaçatı’yı Alaçatı yapan nedenler de bu kadar memnuniyetin bir araya gelmesidir.
Tek şikayet var; sivrisinekler...
Alaçatı’ya kitap yazmaya gelen gazeteci-yazar Yazgülü Aldoğan, bu küçük varlıkların ısırıklarından eline kalem alıp, kitabına başlayamamış.
Hafta sonu Alaçatı’da olan Antalya eski Belediye Başkanı Menderes Türel de Alaçatı’daki “sivri”lerden şikayetçi olanlar arasındaydı.
Türel, çok beğendiği, keyif aldığı Alaçatı’dan söz açıldığında, espri yapmaktan geri kalmıyor:
“Alaçatı’nın sivrisinekleri Cumhuriyetçi (!) olmalı ki, AK Partili olduğum için hiç ara vermeden ısırıyorlar” diyor...
Başkan Muhittin Dalgıç’a duyurulur...
Ve bir öneri: Bu kadar güzel bir Alaçatı yarattınız. Bu yaratıkların bu güzelliğe gölge düşürmesine lütfen izin vermeyin..