9 Eylül sabahı Bornova’da yaşananlar (1)

Yüzbaşı İbrahim Hakkı Caddesi, Bornova’nın en çok bilinen caddelerinden biridir. Yüzbaşı İbrahim Hakkı kimdir? Ve neden Bornova’nın en büyük caddelerinden birine onun adı verilmiştir?

Yakın zamana kadar bu soruların cevabı, “9 Eylül sabahı, Bornova’ya giren ilk askeri birliğin komutanıymış” şeklinde bir açıklamadan öteye gidemiyordu.

Birkaç yıl önce bir sahafta bulduğum ‘Bu Vatan Bizimdir’ adlı anı kitabı, Bursa’da Emir Sultan Kabristanı’nda yatmakta olan Yüzbaşı İbrahim Hakkı ve emrindeki bölüğün, o sabah Bornova’da yaşadıklarını biraz da olsa gün ışığına çıkardı.

Kitabın yazarı Celal Sıtkı Gürler. Henüz 17 yaşında bir gençken, kitabında ‘amcam’ diye bahsettiği Yüzbaşı İbrahim Hakkı Erginakın’ın yaveri olarak Büyük Taarruz’a katılan Celal Sıtkı Gürler amcasıyla birlikte Bornova’ya ilk girenler arasında yer almış. Gürler, kurtuluşun ardından bir Cumhuriyet öğretmeni olarak kurtuluş ve kuruluş günlerinde yaşananları gelecek nesillere taşımak amacıyla çocuklar için çok sayıda kitap yazmıştı. Celal Sıtkı Gürler’in yazdığı kitaplardan biri olan ‘Bu Vatan Bizimdir’ adlı anı kitabının son birkaç sayfasında 9 Eylül 1922 günü sabahı Bornova’da yaşananlardan da söz ediliyordu.

1948 yılında basılan kitabında, sabahın erken saatlerinde Sabuncubeli’nden hareket eden 1. Süvari Tümeni’nin öncü kuvveti 14. Alay’ın 1. Bölük  Kumandanı Yüzbaşı İbrahim Hakkı Bey’in, askerleriyle birlikte Bornova’ya doğru taarruza geçtiğini anlatan Gürler, o gün Bornova’da yaşananları şöyle kaleme almıştı:

!Yüzbaşılarının her savaşta ölümü hiçe sayarak ileriye atıldığını bilen erler bambaşka bir kahramanlık havası içinde O’nu dörtnala takip ediyorlardı.

Bembeyaz Yıldızım da hamleli atılışlarla diğer atlardan geri kalmıyordu.

9 Eylül sabahı Bornova’da yaşananlar (1)

Bornova’nın Havuzbaşı mevkiine yaklaşmıştık (Celal Sıtkı Gürler’in “Havuzbaşı Mevkii” ibaresinden anlıyoruz ki, o zamanlarda yeni Bornova Mezarlığı’nın alt kısmından geçmekte olan eski Manisa yolundan gelerek şimdiki 57. Topçu Tugayı arazisi üzerinden Bornova’ya giren Yüzbaşı İbrahim Hakkı ve birliği 25, 26 ve 29 Sokak civarlarından geçerek 2 Sokak ile 26 Sokak’ın kesiştiği alanın yakınında yer alan Havuzbaşı’na ulaşmıştı.) Birdenbire karşı taraftan bir silah cayırtısıdır koptu. Böyle gürültülere çok alışmıştık. Amcam birdenbire durdu ve atından indi.

Askerler ani bir ateş karşısında nasıl hareket edeceklerini çok iyi biliyorlardı. Amcam bir işareti ile yirmi kişilik bir kuvveti geniş bir sahadan karşıdaki düşmanı çevirmek için sağ tarafa yolladı.

Diğer erlerine de lazım gelen tertibatı aldırarak hemen ateşe başlattırdı.

Bütün bu işlerin olup bitmesi için pek çok zaman geçmemişti. Birkaç dakikalık bir zaman içinde bütün bu anlattıklarım hemen olup bitivermişti.

Karşıdan ateş eden düşman 300 kişilik bir kuvvet imiş. Bizim askerlerden dört kişi hafifçe yaralandı. Ben silah sesini işitir işitmez Yıldızım’ı hemen sağdaki hendeğe sürdüm ve derhal yere atlayarak iri bir incir ağacını kendime siper aldım ve filintamla ateş etmeye başladım. Düşman çok dayanamadı. Yanından ve arkasından çevrileceğinden korktu. Bizim durmadan ateşimiz de ona nefes aldırtmamıştı.

Dakikalar geçtikçe silah sesleri gittikçe azalıyordu. Nihayet düşman kurtuluşu kaçmakta buldu. Bölük tekrar atlara bindi.”