Korona’dan Korunmak!

29 Mart 2020

Nasıl ki dünyamızda var olan her şey bir enerjiyse Korona virüsü de bir çeşit enerji. Neydi evrensel yasalardan biri; “Benzer benzeri çeker”. Her türlü zarar veren virüs, sağlıklı (zihinsel ve bedensel) insanın titreşiminden (evrene yaydığı frekans) daha düşük bir frekansa sahiptir. Şimdi sen korkarsan bağışıklık sisteminden çalarsın, kötü beslenirsen bağışıklık sisteminden çalarsın ve titreşimin de düşer. Sonra da, bu titreşimine eş değer en yakın virüse davetiye çıkarırsın. Çünkü o virüs de, senin benim gibi ayakta kalmaya, yaşamaya çalışıyor. O virüs için en iyi yaşam alanı, kendi frekansına yakın bir bedendir. Sağlıklı beslenmek ve temiz olmak önemli ama ondan daha da önemlisi temiz, sağlıklı düşüncelerimiz; dolayısıyla da düşüncelerimizle harekete geçirdiğimiz duygularımız. Düşünce yoğun olursa hayal gücüyle olumlu ya da olumsuz duygular tetiklenir. Duygu işin içine girdimi de, beden titreşimi değişir. İşte bu yüzden şu an fiziksel sağlığına dikkat ettiğinden çok daha fazla, zihinsel sağlığına dikkat etmeni tavsiye ederim. Korona’dan önce sanki ölümsüz müydük ki şimdi bu kadar ölümden korkar olduk. Sorun ölüm değil, acı çekerek ölmek diyorsan cevabım şu olur; zaten bir gün öleceğiz ve nasıl öleceğimizi bilmiyoruz. Bunun için ben hep şu olumlamayı yaparım “Sağlıklı ve mutlu ölmek istiyorum ve öylede olur’’ :) Sağlıklı yaşam tedbirlerinizi alın, hatta bunu yaşam tarzı haline getirin. Çünkü zaten olması gereken de bu:). Farkındaysan Korona bir yandan da olumlu bir değişim için insanlığa iyilik de yapıyor. Eksiklerimizi ve yanlışlarımızı yüzümüze yüzümüze vuruyor. :) En önemlisi de, hala insan zihninin ne kadarda korku temelli olduğunu, kitlesel algı operasyonuna ne kadar da yatkın olduğunu gösteriyor bize. Yalnız kalmaktan, kendiyle baş başa kalmaktan, hatta düşünmekten ne kadar da korktuğumuzu gösteriyor. Şu anda korkan insanların asıl korkusu, kendi düşünce virüsleri. Bu virüslü düşünceler, frakanslar halinde kolektif bilince akıyor. Oradan da, tekrar bize geri geliyor. Bir önceki yazımda bu süreci fırsata çevirip nasıl yararlanabileceğimizi, süreci nasıl daha iyi yönetebileceğimizi yazdım. Eğer okumadıysanız lütfen ona da bir göz atın. :) Biz kendi zihnimizi yönetemezsek zihnimiz bizi yönetmeye başlar. Ve zihin bizim hizmetkarımız olması gerekirken biz onun kölesi oluruz. Sonra da, böyle kapitalist ve siyasi sistemler işine geldiği gibi bizi yönetir. Zaten zihin kontrolü yapabilmek, çoktan öğrenilmesi gereken bir durum değil miydi? Hiç olmazsa bu eve kapanma sürecini fırsat bil ve düşünce, duygu kontrolü yapabilmeyi öğrenmek için emek ver. Zihninin korku temelli illüzyonuna girip, frekansını düşürüp istemediğin hastalık ve hastalıklı kişilerle karşılaşmak yerine sen zihnini sağlık, sevgi, şefkat, bolluk-bereket temelli kullanıp bunlara eş değer frekanstaki güzellikleri hayatına davet etsen nasıl bir hayatın olurdu, kendini nasıl hissederdin? Bu konuda sana yardımcı olabilecek pek çok yazı, kitap ve videolar var. Özel destek almak istersen benim gibi bu alanda hizmet veren profesyonel Yaşam Koçu ve NLP uzmanları var. Korona’yı atlatma sürecinde toplumsal destek vermek için ücretsiz grup çalışmalarım da var, istersen onlara da katılabilirsin ya da sağlık bilincini yükseltmek ve korunma meditasyon çalışması ses kaydından ücretsiz olarak yararlanıp bir başlangıç yapmak istersen bana @arzubiyiklliogluofficial’dan veya www.arzubiyiklioglu.com’dan ulaşabilirsin. Birkaç ay sonra Korana gidecek ama Korona’dan sonra pek çok şey eskisi gibi olmayacak. O yüzden, bu süreçte zihnini yönetmeyi öğren, hatta biraz daha öteye geç ve zihnini fethet, zihinsel devrimini yarat. Ben şimdiden Korona’ya el sallıyorum; “görevini yaptın, dersini verdin, haydi güle güle” diyerek onun gökyüzünde kaybolduğunu hayal ediyorum. :) Sen de benim hayalime katılmak ister misin? Yaşam Koçu ICF PCC & NLP Uzmanı Arzu Bıyıkloğlu www.arzubiyiklioglu.com @arzubiyikliogluofficial

Yazının devamı...

Corona fırsatçısı olabilirsin

24 Mart 2020

“Fırsatçı” kelimesi bize anlam olarak pek hoş gelmeyebilir. Çünkü bazı fırsatçıların başkalarının zor durumlarından yararlandığını ve onlara zarar verdiğini biliriz. Ama bu herkes için geçerli değildir. Lügatta fırsatçı kelimesinin anlamı: Fırsatları iyi değerlendiren, içinde bulunduğu koşulları değerlendirmeyi bilen kimse olarak geçer. Bu bağlamda, şu an en iyi fırsatçılardan biri de sen olmalısın. Belki içinden bir ses “ne fırsatı, fırsat mı var, ortada kriz var Arzu Hanım” :) diye sesleniyor olabilir. Şu an bir corona oyununun içindeyiz ve oyundan çıkma şansımız yok, tek şansımız oyunu en iyi şekilde oynamak. Amacımız sağlıklı kalıp bu krizden fırsat yaratarak oyunu tamamlamak. Her şey gibi bu da geçecek ama geleceğimizi bu süreçte neler yaptığımız belirleyecek.

Oyunun iki kuralı var.

Birinci kural: Sağlıklı yaşam tarzına uyarak evde kalmak,

İkinci kural da: ‘’Başkalarına veya kendine zarar vermeden fırsatçılık yapmak‘’.

Evet, bu bir oyun ama çok ciddi bir oyun. Kurallar basit ama çoğu insan için kolay değil. Kolay olmamasının sebebi de:

1. Bugüne kadar alıştığımız yaşam tarzının dışına çıkmak zorunda kalmamız.

2. Kitlesel olarak yapılan algı operasyonuna maruz kalarak korku düğmelerimizin ateşlenmiş olması.

Bu yazımda, sadece birinci madde üzerinde duracağım. Yani, ev karantinası sürecinde nasıl iyi bir fırsatçı olabilirsiniz. :) Yarın da, korku operasyonuyla nasıl baş edebiliriz, onunla ilgili yazacağım.

Yazının devamı...

İllüzyonunun farkında mısın?

11 Mart 2020

Her konuşma zihnimize yeni bir program yüklemesi ya da var olan eski bir programın düğmesine basarak aktive olmasını sağlar. Bu sabah yataktan çıkarken kendinize ne dediniz, buraya gelip bu kapıdan girerken içinizden ne dediniz, şu ana kadar iletişim kurduğunuz insanlara ne söylediniz ya da ne duydunuz? Her ne söylediyseniz eğer farkında değilseniz kendinizin (ya da başkasının) düğmesine basıp anlaşma yaptınız ya da dinlediğiniz kişiler sizin düğmenize bastı ve siz onların işaret ettikleriyle bir anlaşma yaptınız. İçimizdeki sistemde ‘’sen- ben’’ ayrımı yoktur. Kendimize veya başkasına söylediğimiz kelimeler ve yarattıkları duygular bizi etkiler. Ve illüzyon başlar. Şimdi size ‘’bıçakla kesilerek öldürülmüş bir kadın cinayetinden bahsedeceğim ‘’ dediğim anda zihninizde hemen bıçak-kadın- hatta kan görüntüsü bile canlanmaya başlamıştır. Ya da ‘’ güneşli bir günde uçan kuşların hikayesini anlatacağım ‘’ dediğimde güneşi-kuşları zihninizde gördünüz bile, hatta bazılarınız kuş seslerini bile duymuş olabilir. Ve illüzyon başlamıştır.

Başkalarıyla ve kendimizle sözcükler vasıtasıyla konuşuruz ancak resimlerle düşünürüz. Aslında konuşurken resim alış verişi yaparız J ‘’Kuş’’ sözcüğünü kullandığımda zihninizde bir kuş resmi canlanır. Ama her birimiz farklı bir kuş görürüz, bazılarımız bir resim görürken bazılarımız hareketli bir film görebilir. İşte bu resim alış verişinde en canlı ve istediğimiz en doğru resmi çizdirebilmek ve de hissettirebilmek öğrenilebilir.

İş hayatında ve hayatta yaşam başarısına ulaşmış tüm insanlar bu dili iyi kullanırlar. Bugüne kadar farkında olmadan geliştirip otomatik olarak kullandığınız dilinizi fark etmeniz ve bu dili yeniden yapılandırmanız sizi mutlu ve sağlıklı yapar. İş ve özel hayatınızda daha hızlı ilerlemenizi sağlar. Ayrıca bu yeni dil kullanımını yapılandırırken uyanık olursunuz ve kendinizi dışarıdan gelen illüzyonlara karşı koruyabilirsiniz. Kendinizi ve çevrenizi güçlendiren, motive eden, rahatlatan, harekete geçiren, çözüm odaklı, yaratıcı bir dil ile programlayabilmeniz hem sizin hem de bütünün hayrına olacaktır.

Sözler deneyimleri, nesneleri, duyguları işaret ederken aynı zamanda deneyimimizin bazı yönlerini ön plana çıkarıp bazılarını da geri plana iterek farklı algılar yaratabilir. Kullandığımız dil kalıbı ve bağlaçlar dikkati farklı nesneye veya farklı eyleme yönlendirebilir. Aynı kelimelerle çok farklı anlamlar çıkarmamız mümkün. Ayrıca her kelime her insanda aynı anlamı ve aynı duyguyu yaratmayabilir. Tüm bu farklılıkları göz önünde bulundurmazsak pek çok iletişim kazasına sebep olabilir veya olumsuz algılar oluşturarak yanlış yönlendirmeler yapabiliriz. Güzel sözcükler ve doğru dil kalıplarının maliyeti düşük, getirirsi büyüktür. Sözler yaşamın akışını dahi değiştirebilecek güce sahiptirler. Sözcükler savaş başlatır, ilham kaynağı olur, aşık eder, nefret doğurur, üzer, sevindirir, incitir ya da onarır…

Düşünceler dile yansır, dil düşünceye yansır. Düşünceler duyguları tetikler ve illüzyon başlar. Dilimizi fark edip değiştirerek düşünce sistemimizi değiştirebiliriz. Herkesin kendi programını fark edip onu uygun bir dille yeniden programlandırması potansiyelini daha fazla açığa çıkardığı gibi ekip arkadaşlarına (ya da eşine, ailesine) da yardımcı olabilir. Bu da bireyi daha başarılı, lider bir yönetici/insan olmaya doğru götürür.

ICF PCC Yaşam Koçu & NLP Uzmanı

Arzu Bıyıklıoğlu

www.arzubiyiklioglu.com

Yazının devamı...

Pembe kadınlara hediyeler

5 Mart 2020

Neden pembe kadınlar? Çünkü pembe sevgi, şefkat ve beslemeyi simgeliyor. Ve bu özellikleri tüm kadınlar yüreklerinde taşırlar. Çünkü yaradılışları böyledir. Her kadın pembe kokar. Çocuk sahibi olsun olmasın her kadın besler, her kadın emek verir. Oyuncak bebeğini besler, kedi köpek besler, çiçekleri besler, arkadaşını besler, erkeğini besler… Bu yüzden tüm kadınlar emekçidir. Hayatında mutlaka sevdiği birileri olur, yüreği de elleri de şefkat kokar. İşte bu yüzden tüm kadınlar pembedir.

Peki benim size rengarenk hediyem nedir? 21 Günlük Bolluk Bereket çalışması. Rengarenk dedim çünkü bolluk ve bereketin rengi mavi, kırmızı, altın sarısı, mor… Bir de bizim pembemiz :) olduk mu rengarenk :) Bu çalışmaya 11 Mart’ta başlayacağız. Çalışmaya katılmak isteyen ilk 21 Kadın takipçimi alacağım. Bolluk bereket çalışması sadece maddi bollukla ilgili değildir, aşk, sevgi, sağlık, arkadaşlık, iş …hangi alanda bolluğa ihtiyacın varsa o alanda kendiliğinden çalışır. Çalışmada kendimizi kısıtlayan ve kıtlık getiren düşüncelerden uzaklaştırarak Evren’in sonsuz olasılıklar alanına bilincimizi açmak için uygulamalar yapıyor olacağız.

Katılma koşulumuz nedir? 21 gün boyunca en az bir saatini uygulamalara ayırabilmen, gün içinde en az iki kez olumlamaları yapman, meditasyon yapmayı seviyor olman, not almayı – defter tutmayı seviyor olman. Gerçekten vakit ayırabileceğine inanıyorsan, 21 gün boyunca odaklanmaya hazırsan sen de sosyal medya @arzubiyikliogluofficial hesabımdan bana ulaş. Talebini bildir ve en az iki kadın arkadaşını da etiketle. Ne kadar çok etiket o kadar çok bolluk bereket :) Hatırla ki bolluk bereket enerjisi önce vermekle çalışmaya başlar. Hem kendine hem de arkadaşlarına bir şans ver, evren de sana şans verecektir.

Dün Emekçi kadınlar gününüz her gün kutlu olsun.

ICF PCC Yaşam Koçu & NLP Uzmanı

Arzu Bıyıklıoğlu

www.arzubiyiklioglu.com

Yazının devamı...

NLP & Zihin Dili Programlaması

19 Şubat 2020

Zihin dilimiz çocukluğumuzdan bu yana biz farkında olmadan ailemiz ve yakın çevremiz tarafından kendiliğinden oluşur. Bu oluşum otomatik olarak çalışır ve bugünkü yaşam kalitemizi etkiler. Neyi yapıp yapamayacağımız, neye kızıp kızmayacağımız ya da neyi hak edip etmeyeceğimizden tutunda aşkla, parayla, sağlıkla hatta şansla olan ilişkimizi bile belirler. İşte bu yüzden aynı Dünya’da farklı hayatlar yaşarız. Her birimizin gerçekliği farklıdır. Herkse kendi gerçekliğini yaşadığına göre de her yaşam kişinin kendi yarattığı illüzyonudur.

Düşünce ve konuşma şeklindeki ‘’kıtlık ve kısıtlayıcılık’’ insanı sahip olduğu potansiyelinin çok daha altında bir yaşam illüzyonuna götürür. Para yok, iş yok, aşk yok ya da yapamıyorum, yetersizim, kurtulamıyorum, değişemiyorum… gibi düşünceler veya yanlış kemlime seçimleri, ters cümle kurguları, kullanılan metaforlar ve hatta yargılar insanı istemediği bir yaşam illüzyonuna sürükler. Zihne ne girmişse yaşam da o akar.

NLP & Zihin Dili (Dil İllüzyonları) Programında yeni bir konuşma diliyle yeni düşünme şekilleri oluşturup zihin dilimizi yeniden programlayabiliriz. Tabi bu bilgileri ciddi anlamda düzenli olarak uygulamanız gerekir. (Online Bireysel veya online grup çalışmalarına katılarak bu programın temelini hem öğrenebilir hem de uygulamaları yapabilirsiniz.)

NLP & Zihin Dili Programlaması;

-Dünyayı nasıl algılarız, nasıl kodlarız

-Bilinç ve bilinçaltı

-Çözü odaklı, yaratıcı, esnek düşünme modelleri

-Kelimelerin İllüzyonu

Yazının devamı...

NLP ve yaşam illüzyonları

15 Şubat 2020

Yarısı su olan bir bardağın boş kısmına odaklanırsan eksik suyla ne olmayacağını ya da ne yapamayacağını düşünürsün. Dolu tarafına odaklanırsan o suyla neler yapabileceğini düşünürsün. İkisi de gerçektir. Ve yarısı su olan bardak iki farklı gerçeklik yaratmıştır. İki gerçeklik varsa ortada bir illüzyon vardır. Hangisini tercih edersin?

Eğer ben sana ”yarısı boş bardakla ne yapabilirsin” dersem seni boş bardak illüzyonuna yönlendirmiş olurum. Çünkü senin zihnine ne düşüneceğini söyledim. Hayatı tecrübe etmemiş bir çocuğa ”hayat çok acımasız, çok zor, sana zarar verecek insanlar var” dersem o çocuğu acımasız, zor ve kötü insanlar illüzyonuna yönlendirmiş olurum. Korkutulursak korkmayı ve korkutmayı, yargılanırsak yargılamayı ve yargılandığımızı sanmayı, eleştirilirken eleştirmeyi öğreniriz.

Bazı insanlar istediklerini elde ederken bazıları elde edemiyor. Bazıları şanslı bazıları şansız oluyor. Bazıları mutlu bazıları mutsuz oluyor. Asıl farkları sahip oldukları zihin programları ve bu programın yarattığı illüzyonlardır.

Çoğu zaman hayatta kalma adına olumsuz bir zihin programı geliştirir insan ve bunu en yakın çevresine de miras gibi aktarır. Hem de hiç farkında olmadan hatta çoğu zaman iyi niyetiyle yapar bunu. Sonrada bunlar kişinin gerçeği yani illüzyonu olur.

Öğrenilmiş düşünce ve inanç kalıpları kadar kullanılan kelimeler ve cümle yapıları da zihnin neye odaklanacağını belirler. İşte bu yüzden söylenenlerle ya da istenenlerle uyuşmayan eylemler ve sonuçlar açığa çıkar. Zayıflamak isterken kilo alırsın, başlaman gerekirken tembelleşirsin, iyileşmek isterken daha çok hasta olursun. Bunların hepsi zihin dilinle ilgilidir. Oysa şimdi yeniden başlayarak doğru kelimeleri, doğru düşünce kalıplarını öğrenerek algını değiştirebilirsin. Hatırla ki hayatta kalmak için burda değiliz hayatı yaşamak ve kendimizi gerçekleştirmek için burdayız.

Zihin Dili Programlamasıyla algını değiştirerek yeni bir illüzyon yaratabilirsin. İllüzyon değişirse ŞİMDİ değişir, şimdi değişirse VİZYON değişir. Vizyon değişirse GELECEK değişir.

Zihin dilini değiştirerek yaşam illüzyonunu değiştirmek istersen online bireysel veya online grup çalışmamıza katılabilirsin. Ayrıntılı bilgi için bana mesaj atarak veya 0543 655 50 51 nolu telefondan arayarak ulaşabilirsin.

ICF PCC Yaşam Koçu & NLP Eğitmeni Arzu Bıyıklıoğlu

Yazının devamı...

Dinginliğin gücü

9 Şubat 2020

Dinginlik; Tanrı’nın konuştuğu dildir. Ve bu dünyada var olan her şey bu dilin kötü bir tercümesidir. Dinginlik boşluğu anlatır. Dinginliğin farkına düşüncelerle varamayız çünkü dinginliğin bir biçimi, formu yoktur. Farkına varabilmek için dingin OLMAK gerekir. Yani düşünce olmadan bilinçli olabilmek.

Bir insan dingin olduğunda, fiziksel ve zihinsel bir varlık olmadan önceki haliyle temas kurar. Şu anki geçici varlığının ötesindeki gerçek ve sonsuz haliyle birleşir. İşte o zaman insan uyanık olur. Düşüncelerde kaybolmak yerine düşüncenin ardındaki farkındalık olur. O zaman düşünce, kendi başına hareket eden ve tüm hayatınızı yöneten otonom bir akış olmaktan çıkar. Farkındalık düşünceden ayrılır. Düşüncenin sizi kontrol etmesinin yerini farkındalığın hizmetkarı olması alır. Ve farkındalık Evrensel zeka ile kurulan bilinçli bir bağlantıdır.

Bu iki paragraf Echarte Tolle’nin Dinginliğin Gücü adlı kitabından çıkardığım küçük bir özet. Birazcık olsun ilginizi çektiyse ya da sizde bir merak kapısı açtıysa en kısa zamanda kitabı okumanızı tavsiye ederim. Yaşam Koçluğu ve Spritüel Koçluk ile ilgili sorularınız varsa bana www.arzubiyiklioglu.com adresinde ya da @arzubiyikliogluofficial sosyal medya hesabımdan ulaşabilirsiniz.

Arzu Bıyıklıoğlu

ICF PCC Yaşam Koçu & NLP Uzmanı

www.arzubiyiklioglu.com

0543 655 5051

@arzubiyikliogluofficial

Yazının devamı...

Niyetin gücü

3 Şubat 2020

Eylemlerimizin karşılığında bir sonuç alırız. Bu sonuç dış dünyadan bize gelen geri bildirimdir. Bu geri bildirim bir kişiden de gelebilir bir olay olarak da karşımıza çıkabilir. Ve bazı zamanlar eylemimize denk düşen bir sonuç alamayız. Bu da bizde hayal kırıklığı yaratır. İşte bu noktada yani eylemimize denk düşen bir sonuç alamadığımızda eylemimizin arkasında yatan niyetimizi kontrol etmemizde fayda var. Çünkü çoğu zaman arkada yatan niyetimizin farkında olamayabiliyoruz ya da gizlice üstünü örtüp kendimize karşı samimi davranmayıp kendimizi kandırabiliyoruz. Ve gerçek şudur ki her eylemin enerjisi arkasında yatan niyetle bilinçaltı seviyesinde algılanır. Tabi bu kimin işi :) tabi ki egomuzun işi :) Ama egom yaptı ben yapmadım deyip yola devam edersek de ikinci kez egomuzun kurbanı oluruz.

Durumu örneklendirerek biraz daha açacak olursam; Birisine ondan daha iyi bildiğiniz bir konuda yardım etmek için eyleme geçiyorsunuz ve bu kişi sizi reddediyor ya da yardımınızı beğenmiyor. Veya birisini yanlışını düzeltmesi konusunda uyarıyorsunuz ama yardım geri tepiyor. Sonuç olarak şöyle bir çıkarımda bulunuyorsunuz ‘’yardım etmek istedim değerimi bilmedi, sanki düşmanıymışım gibi davrandı‘’. Ya da buna benzer olumsuz bir çıkarımda bulunuyorsunuz. Eyleminiz doğru olabilir ama eylemin arkasında yatan gerçek niyetiniz acaba ne ? Eğer eyleminin arka planında asıl niyet ‘’ sen yanlışsın, ben daha iyisini biliyorum, gel sana bunu göstereyim, ben senden daha üstünüm, sana yanlışını göstereyim… ‘’ gibiyse bu sonucu almanız çok normal. Ayrıca böyle bir niyetin arkasında yatan inançta ‘’ sen yanlışsın, ben doğruyum’’ ya da ‘’ ben iyiyim sen kötüsün ‘’ inancıdır.

Çok sık rastladığım diğer bir örnekte başkalarının istek ve arzularına sürekli evet deyip aynı ilgiyi karşı taraftan görememek. Çünkü arkada yatan niyet ‘’beni gör, beni sev, bana değer ver, sen de bana böyle yap…‘’ gibi beklentiler. Veya kaybetme ya da dışlanma korkusu olabilir. Eğer ‘’evet’’ demekteki niyetin ‘’beni sev, bana değer ver‘’ ise bunun karşılığına denk gelen inanç ‘’ben sevilmiyorum, ben değersizim‘’ dir. Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi sonuç benim inancım olacaktır. Başka bir açıdan da şunu görebiliriz, eğer birisine değer görmek, sevilmek için iyi davranıyorsanız gerçekte siz o insana değer vermiyorsunuz. Eğer değer verseydiniz zaten bir beklentiye girmezdiniz. Arka plandaki niyetiniz ‘’sadece seni sevdiğim, sana değer verdiğim için bunu beklentisizce yapıyorum‘’ gibi bir niyet olurdu.

İşte eylemlerimizin arkasına gizlenmiş niyetler ve inançlar enerji boyutunda (bilinçaltı seviyesinde) anlaşılır. Tabii ki her istenmeyen sonuçta bu durum kanun gibi geçerli sayılamaz. Ama önce eylemlerimizin arka planındaki niyet ve inançlarımızı kendimizle samimi olup kontrol edersek pek çok olumsuz sonucu düzeltme fırsatını da yakalamış oluruz. Eğer gerçekten niyetimiz güzel, inancımız güzel ise? o zamanda olup bitene kabul verip bir sonraki adım için sabırla beklemeliyiz. Belki de istenmeyen sonuç daha sonrasında bize gelecek olan başka bir güzelliğe hizmet ediyor olabilir.

Niyet ve inanç konusu Farkındalık ve Değişim Koçluğu çalışmalarında veya Yaşam Koçluğu çalışmalarında sıklıkla üzerinde durduğum bir konudur. Tabi burada bulduğumuz hatalı programları da NLP (Zihin Dili Programlası) uygulamalarıyla olumlu yönde değiştiriyoruz.

Arka planda gizlenmiş niyetlerinizin ve inançlarınızın farkında olduğunuz bir hafta olsun. Daha ayrıntılı bilgi ve sorularınız için bana www.arzubiyiklioglu.com veya @arzubiyikliogluofficial sosyal medya adresimden ulaşabilirsiniz.

Arzu Bıyıklıoğlu

ICF PCC Yaşam Koçu & NLP Uzmanı

Yazının devamı...