Bir sorun, neden dövüyor

Maalesef zorbalığın gittikçe daha fazla hüküm sürdüğü, kaba kuvvetin haklılığın yerini aldığı bir dönem geçiriyoruz. Yani umarım “geçiriyoruzdur” da bir sonu vardır. Ya da bir dibi.

Ben kendi adıma sokakta ciddi şekilde korkarak yürüyorum, mümkün mertebe kimseyle çatışmamaya gayret ediyorum. Artık kırk kere söylediğim gibi, benim için bir kâbusa dönüşen, en çok muhatap olduğum “yabancılar” olan taksicilerin mesela suyuna gitmeye çalışıyorum. Tansiyonun ne kadar hızla fırlayacağını çünkü tahmin etmek mümkün değil. Hadi ondan sonra maruz kalacağın muamelenin hesabını soracak merci ara.

Dün Edirne’de aile sağlığı merkezinde cereyan eden bir olayı okuduk ve de sonrasını izledik DHA’nın haberinde. Süleyman Hızmalı isimli bir vatandaş, kızı koronavirüse yakalandığı için ilaç yazdırmaya gitmiş. Lakin kendisi de temaslı olduğu için karantinada olması, evden çıkmaması gerekiyor. Bunu fark eden Uzman Doktor Mehtap Büyük Ateş “Sizin karantinada olmanız lazım” diyor, “Lütfen dışarı çıkın, size ilaç yazamam”. Yani iki yıla yakındır insan hayatını tehdit eden bir durum var ortada, sen de yapmışsın bir hata, ufak bir hata da değil, milleti tehlikeye atan bir hata. Mahcubiyetinle özür dileyip hemen evine dönmen gerekiyor. Ama dediğim gibi, haklılık diye bir kriter aranmıyor artık. Hızmalı da suçlu ve güçlü kişi olarak doktorla tartışmaya girişiyor. Hatta zorbalığın nasıl geçer akçe olduğunun eşsiz bir örneği olarak, “Doktorları boş yere dövmüyoruz” diyor.

Sonrasında Doktor Ateş şikâyetçi olmuş, polis ekipleri olaya müdahale etmiş, Hızmalı gözaltına alınıp polis merkezine götürülmüş. Kim bilir ne caydırıcı bir cezası olacaktır. Ama asıl ürkütücü olan, bu akıl almaz rahatlık. Doktor dövmek artık bayağı sıradan bir olay, literatüre girmiş durumda. Bunu dile getirmekte bir sakınca görmüyor vatandaş. Çünkü şükür sebepsiz değil ki, bir sorun canım, neden dövüyorlar.

Şimdi değilse ne zaman?

“İklim krizi kapımızda”dan “İklim krizi evimizde”ye geçeli epey oldu. Gözümüzle görüp bütün hücrelerimizle hissedene kadar ikna olmadık ama bence artık tamam. Herhalde artık olayın “Bu yaz biraz sıcak yaptı”dan çok fazlası olduğunu ve bir şeyler yapmazsak daha da ileriye gideceğini kabul etmeyen kalmamıştır aramızda.

Dünya liderlerini iklim krizine dair acil kararlar almaya, bireyleri de bu konunun aktif takipçisi olmaya davet eden genç iklim aktivistleri, bu cuma bütün dünyada sekizinci kez iklim grevine çıkıyor. Türkiye’de de Fridays for Future Türkiye, Youth for Climate ve Roots and Shoots’un çağrı yaptığı iklim grevi için saat 12.00’de Kalamış Parkı’nda vegan piknikte buluşulacak, saat 17.00’de Kadıköy’deki Eminönü İskelesi’nin önünde basın açıklaması yapılacak ve Müze Gazhane’ye yürünecek. Grev, 18.00’den sonra da Müze Gazhane’de forumlar ve konserlerle devam edecek.

Bugünlerinin ve geleceklerinin hesabını soran gençler “Hep birlikte olmanın gücüne inanıyoruz. Biz değilsek kim, şimdi değilse ne zaman?” diye sesleniyor. Biz de bu dünyadan başka bir evimiz olmadığı gerçeğini hatırlayıp bu davete katılmak için daha ne bekliyoruz?