Bize düşen gölge etmemek

Güzel şeylere hasret kaldığımızdan mıdır nedir, 2020 Tokyo Olimpiyatları’na dört elle sarıldık. Kendi adıma konuşayım, hayatımda hiç bu kadar heyecanlanarak maç izlediğimi hatırlamıyorum. A Milli Kadın Voleybol Takımı’mızla birlikte hop oturup hop kalkıyorum. İlk maçında Çin’i yendiği zaman da ikinci maçında İtalya karşısında 3-1 mağlup olduğu zaman da böyle bu, kazanıp kaybetme meselesi değil yani. ABD maçını da gene aynı kalp çarpıntısı, göz dolmasıyla izleyeceğim belli ki. Böyle güçlü, böyle azimli, hayatta büyük hedefleri, gelecek hayalleri olan genç kadınlar görmek başlı başına bir mutluluk, bir heyecan ve bir umut kaynağı çünkü. Şahaneler, pırıl pırıl parlıyorlar.

Bize düşen gölge etmemek

Onlar böyle tozu dumana katarak ilerlerken ortaya sürülmeye çalışılan, bütün bölen, parçalayan, ayrıştıran, alakasız yorumları, artık her başarının kaçınılmaz klasiği haline gelen kılık kıyafet ‘eleştirilerini’ ve de ona karşı geliştirilen karşı söylemleri tamamen göz ardı etmek gerektiğini düşünüyorum. Karşı çıkmak, cevap vermek, çoğaltıp yaymak falan değil, görmezden gelmek. Ayıp oluyor çünkü gerçekten. Hiçbir erkek sporcunun başarısına böyle gölge düşürülmüyor. Hakkımız yok buna. “Aferin kızlar, böyle devam edin”ler bile gayet yersiz bence, ben hiç “Bizim oğlanlar da çok iyi bu maçta, aferin gençler, aynen devam” gibi bir ifade hatırlamıyorum. Neden kadın takımı olunca hepimiz akıl hocası kesiliyoruz? Karşımızda fileler arasında büyümüş, gayet iyi hazırlanmış, ne yaptığını ve yapacağını kuşkusuz bizden iyi bilen, canavar gibi sporcular var, bütün dünyanın gözü önünde Türkiye’yi temsil ediyorlar. Giovanni Guidetti gibi bir antrenörleri de var çok şükür. Bize düşen sadece alkışlamak, müteşekkir olmak.

Guidetti demişken, başarılı voleybolcu Bahar Toksoy Guidetti’nin kız çocukları için kurduğu spor akademisini anmadan geçmeyelim. BM tarafından toplumsal cinsiyet eşitliğine öncülük eden 25 uluslararası rol modeli kadından biri olarak gösterilen Guidetti, 2019 yılında kurduğu akademiyle “Kız çocuklarına iyi birer sporcu olmalarının ötesinde, hayallerinin peşinden koşan, kendi ayakları üzerinde duran, toplumsal bilinci yüksek kadınlar olmaları için ilham vermeyi” amaçlıyor, onlara burs imkânı sağlıyor. Hem kendisi hem de kurduğu Yarının Sultanları platformu ile dezavantajlı bölgelerdeki kız çocuklarına voleybolu sevdirmek ve antrenör olmak isteyen genç kızlara fırsat eşitliği sağlamak için çaba gösteren eşi Giovanni Guidetti 2020 yılında UNDP Türkiye’nin Toplumsal Cinsiyet Savunucusu ilan edildiler.

Öte yandan, A Milli Voleybol Takımı’mızın parlak oyuncusu Ebrar Karakurt da henüz 21 yaşında kendi akademisini kurdu. Amacı, hiçbir çocuğun imkânı olmadığı için spordan uzak kalmaması. Zira hayatında yeterli desteğe sahip olmadığı için sporu bırakmak zorunda kalan kadınlar görmüş. Şu anda Nike’ın desteğiyle kurduğu Ebrar Karakurt Akademi’de 70 kız çocuğuna umut oluyor, hem spor hem de hayat becerilerini geliştirmeleri için eğitimler düzenliyor.

Bu arada tabii başka dallarda da iyi haberler gelmeye devam ediyor Tokyo’dan. İtalya maçıyla aynı gün Polonyalı rakibini yenip çeyrek finale yükselen Busenaz Sürmeneli Türkiye adına olimpiyat oyunları tarihinde maç kazanan ilk kadın boksör oldu. Ve galibiyetini “Güzel ülkemin tüm kadınlarına ve parlak bir gelecek hayali kuran tüm çocuklarına armağan olsun” sözleriyle duyurdu. Badmintonda Neslihan Yiğit’ten, okçulukta Yasemin Ecem Anagöz’den galibiyet haberleri geldi.

Özetle, kadın sporcular hem ülkenin yüzünü güldürüyor hem adım adım yükseliyor hem de kendilerinden sonrakilerin yolunu açıyor. Bazı durumlarda yapılacak tek şey gölge etmemek olabilir.