Bu ülkede caretta olmak

Nasıl bir ülkede yaşıyoruz; kadın olmak zor, çocuk olmak zor, genel geçer kabullerin dışında bir dine, ırka, mezhebe, cinsel yönelime sahip olmak zor. Hayvan olmak zaten zor. Sokak hayvanı olmak imkansız. Kaç gündür gelen haberlerden bir kez daha anlaşıldığı üzere korunması gereken, nadir bulunan bir hayvan olarak da neslinizin tükenmesi üreme alanınızın Türkiye’de bulunmasına bakıyor. Ben böyle bir caretta caretta düşmanlığı görmedim mesela. Dünya güzeli bir canlı, kimseye bir zararı yok ve yavrularının yumurtlama alanından canlı olarak kurtulup denize ulaşması için bir dizi mucize gerekiyor. Akla gelen ve gelmeyen bir dolu tehlike bekliyor yavruları. Ama en tehlikelisi hep insan.

Geçen hafta ilk olarak Antalya Boğazkent sahilinde Port Nature Luxury Hotel’in inşa ettiği ahşap yürüme bandının altından çıkamayan 62 yavru carettanın öldüğü haberi geldi. Müşterilerin ayacıkları yanmadan denize ulaşması nesli tükenen bir canlının hayatta kalmasından daha önemli çünkü. DHA’nın haberine göre bu korkunç manzaranın ardından yürüme bantları kaldırıldı, kumsaldaki diğer 78 yuva kafeslerle korumaya alındı. Orange County Hotel’in yürüme bandının altındaki 71 yavru ise hasbelkader yumurtadan çıkmamış oldukları için son anda canlı kurtarıldı.

Tabii bütün bunlar kendiliğinden olmadı, tesisler birden “Acaba biz korkunç bir hata yapmış olabilir miyiz?” diye bantları söküp altına bakmadı, durum Ekolojik Araştırmalar Derneği (EKAD) görevlilerinin kontrolleri sonucu tespit edildi. İki kurum hakkında soruşturmalar başlatıldı, Av ve Yaban Hayvanları Tazminat Bedelleri’ne göre ölen her bir caretta için 16 bin TL, toplam 992 bin TL ceza kesilmesi bile gündeme gelebilir.

Fakat asıl soru biz bu noktaya neden geliyoruz sürekli? Niye “hep sonradan”? Burası caretta caretta türü deniz kaplumbağalarının Akdeniz’deki en büyük yuvalama kumsalı. Sürpriz yapıp bu sene bize baskına gelmediler, yıllardır orada yavruluyorlar. Dolayısıyla otellerin gafil avlanması söz konusu değil. Neden buradaki tesislerin yürüme bandıdır, denize sıfır şezlongdur, şemsiyedir koyması, hayvanların yuvalarını işgal etmesi teklif edilemeyecek şekilde engellenmiyor da illa bir kısmının telef olması gerekiyor, anlamak mümkün değil.

Derken, Antalya Manavgat’tan bu soruların da ötesine geçen bir haber: İki kişi gece vakti ATV araçlarıyla sahile girip caretta caretta yuvalarını ezmiş. Bile isteye! Henüz kimlikleri tespit edilmemişti ama görüntüleri var, en ağır şekilde cezalandırılmaları şart. On altı yavru ölmüş bu sefer de. Deniz Kaplumbağları, Akdeniz Fokları, Kum Zambakları Koruma ve Yaşatma derneği (DEKAFOK) Başkanı Seher Akyol Avusturyalı iki gönüllü ile birlikte engellemeye çalışınca aracı gönüllülerden Stefan Feuchtinger’in üzerine sürüp onu da yaralamışlar. Sen tatil için başka bir ülkeye gel, orada gönüllü olarak gündüzleri sahil temizliği yap, geceleri caretta caretta nöbeti tut, iki tane vandal gelip yavruları öldürsün, seni ezmeye kalksın.

Diyecek söz bulamıyor insan. Belek sahilindeki yumurtaların durduğu kafeslerin önüne Türkçe, İngilizce, Rusça ve Almanca, “Değerli misafirlerimiz, lütfen dikkat. Caretta caretta kaplumbağalarının yumurtlama bölgesidir” yazılı afişler asılmış. Bunu söylemek hiç hoşuma gitmiyor ama acaba Türkçe yazmak yeterli miydi diye düşünmeden edemiyorum.