Koronavirüsün öğrettikleri

Hani kişisel gelişim kitaplarından alıp, birbirimize tekrarladığımız o cümleler var ya; “Yavaşlamamız lazım, durmamız lazım, durup kendimize bakmamız lazım” vs, faydasına inandığımız ama asla uygulayamadığımız -çünkü “hayat gailesi”-, o cümleler geldi, gerçek anlamıyla “hayat memat meselesi” olup kendisini bize dayattı. Artık durmamak diye bir ihtimal kalmadı. O zaman artık bir kendimize bakabiliriz.

Ne öğretmekte bize bu koronavirüs denen illet? Hijyenin önemini evet, ellerimizi yıkamanın, üstümüzü başımız temiz tutmanın şart olduğunu, tamam. Gerekirse pekâlâ alışveriş merkezleri dışında da var olabileceğimizi ama insanın en çok insana ihtiyacının olduğunu, zor zamanlarda yan yana olmanın, birbirinden destek almanın önemini. Bunları öğrendik, öğreniyoruz.

Peki ama bir de bütün geldiğimiz yola bakmak, neden bugün, neden şimdi diye sormak için de iyi bir fırsat değil mi bu? Üstelik bütün felaket haberlerinin, ölümlerin, vaka sayılarının arasında Çin’de uzun zamandır ilk defa gökyüzünün bu kadar mavi göründüğü     ya da el ayak çekilip motor trafiği eksilince Venedik’te suların berraklaşıp balıkların, kuğuların, yunusların kanallarda gezinmeye başladığı haberlerine bakınca bir terslik olduğunu düşünmüyor musunuz? Ya da halihazırda dışarıda badem ağaçları çiçeklendi, araç gürültüsü olmayınca hiç duymadığımız kadar kuş cıvıltısı duyar olduk. Doğa mutlu, bir tek insanlar değil. Sizce de bir uyarı yok mu burada?

Online eğitim sitesi Neo Skola (www.neoskola.com) ücretsiz olarak izlenebilen bir koronavirüs bölümü hazırlamış. Meme Vakfı Başkanı Dr. Can Gürbüz soruyor, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz yanıtlıyor. Virüs nasıl yayılır, ondan nasıl korunuruz, hastalığın belirtileri nelerdir, maske ne kadar etkilidir, şunu veya bunu yersek koronavirüs bizi es geçer mi gibi her kafadan farklı bir ses yükselten pek çok sorunun gayet anlaşılır cevapları var eğitimde.

Ama bir de “Neden şimdi?” gibi bir konuya değiniyor Prof. Dr. Yavuz ki “İçki, kumar, eşcinsellik, zina yasaklansın, koronavirüs gider” mantığına biraz ters. Mesele basbayağı insanla ve onun yıkıcı yayılma politikasıyla ilgili çünkü. Normalde yarasalarda bulunan bu virüs insana nasıl bulaştı? Virüsün genetik yapısı değişti ve insanlara bulaşma özelliği kazandı, neden? “Mesela kuşta grip yapan bir virüs bir ara konakta insanda hastalık yapan bir virüsle bir araya geldiği zaman insanda hastalık yapma özelliği kazanır. Hep bu kaygı vardı” diye açıklıyor durumu Prof. Dr. Yavuz.

Peki, neden bir araya geldi bu iki virüs? Çünkü vahşi hayvanların habitatı kayboldu. Nasıl 1800’lerin sonunda primatlarda görülen bir hastalık olan HIV, büyük şehirler kurulup onların habitatı kaybolunca, insanlarla temasları artınca insana geçen bir hastalık haline geldiyse.

Şu an yine ağır bedeller ödeyerek öğreniyoruz ki doğayla başa çıkılmaz, ona uyum sağlanır. Başkalarının evlerine destursuz girdik, sonunda kendi dört duvarımıza hapsolduk. Şimdi fırsat bu fırsat, kendi sınırlarımızı yeniden hatırlamalıyız. Görüyoruz işte; han, hamam, neye sahip olursak olalım, doğayla savaşmaya kalktığımızda o kadar zayıfız ki.