Pozitif demek olumlu demek

Kim derdi ki 2020 bir virüsten karakter analizi (ve tabii zekâ testi de) yapabileceğimiz yıl olarak geçecekti tarihimize. Koronavirüs salgınına yaklaşımından kim ölümüne bencil, kim az da olsa başkalarını da düşünüyor, kim sağduyulu, kim tamamen kör, kimin kafası çalışıyor, kim muhakeme yetisini evde bırakmış, anlamak mümkün.

Algılamada, uygulamada da tam bir kaos söz konusu. Birileri aylardır evinden çıkmazken başka birileri rahat rahat kalabalıklara karışıyor ne düğünden ne alışverişten eksik kalıyor. Onların söyleminde mesela “Pandemi zamanında” diye bir tabir var, geçmiş zamanı ifade ediyor. Onlar için pandemi geçmiş gitmiş- ki insan çok istiyor buna ikna olmayı tabii.

Diğer yanda, bakmasak da görmesek de her gün artarak açıklanan rakamlar var. “Ekim’de dalga değil tsunami gelecek” diyen uzmanlar var. Sanırım bunu da “Aman nasıl olsa öyle de böyle de gelecek, o zamana kadar hayatımızı yaşayalım” diye algılamaktayız. “Biz önlem almazsak daha fena gelecek” kısmını görmezden geliyoruz, böyle bir kadercilik, bir teslimiyet. Hatta inkâr.

Son dönemde buluştuğumuzda eski mutlu günlerdeki gibi sarılıp öpmeye kalkışan eş dostla karşılaşıyorum. Sen kaçınmaya kalkarsan da cevap “Ben temizim”. Bir, “temiz” ne Allah aşkına? İki, belki ben değilim, kendini korusana, üç, nereden biliyorsun?

DHA’nın Engin Özmen Caner Aksu imzalı bir haberi vardı dün; Eskişehir’de Avukat Ceren Koçak babasının rahatsızlanması üzerine hastaneye gidip test yaptırmış ve Kovid-19 testi pozitif çıkmış. O ana kadar hiçbir belirti göstermemiş, ateşinin 36’nın üzerine çıktığını hiç görmemiş, hiç öksürmemiş, bu anlayışa göre “temiz”miş yani. Sadece kendisi değil bütün ailesi için geçerliymiş durum. Hepsi belirtisiz geçirmişler.

Sorumluluk sahibi bir insan olarak, hasta olduğunu bilmediği süreçte temasta bulunduğu kişileri arayıp bilgilendirmiş. Aldığı reaksiyonlar gerçekten hayret verici. “Benimle görüştüğünü söyleme, tatilim yarıda kalmasın” diyen var, “İşlerim var, şu ara dükkânı kapatamam” diyen var. İnanılır gibi değil, kendisinde virüs varsa da bilmek istemiyor adam. Muhtemelen ona haber veren kişiye de sinirleniyor, neden tadımı kaçırdı diye. Yeter ki bilmemenin saadeti bozulmasın. Hayır ucunda ölüm de var, bu aymazlığın kaynağı nereden geliyor bir anlasam.

Ama gördüğüm bir diğer haber içimi rahatlattı, inkar sadece bizim ata sporumuz değilmiş. İtalya’da “Kovid-19 önlemleri protesto edilmiş”. Başlığı tekrar tekrar okuyup yanlış anlıyorum zannettim. Yok, bayağı bir grup insan maskesiz ve sosyal mesafesiz olarak Roma’da meydanda toplanıp miting yapmış, “özgürlük” sloganları atmış. Bir sözcüleri var; “Yaşam özgürlüğümüzü istiyoruz” diyor: “Maskeye gerek yok. Virüs vardı ama artık yok, kayboldu”. Yeni vaka sayılarına da bir açıklaması var tabii: “Hayır, onlar pozitif çıkanlar ve çoğu belirti göstermiyor, sağlıklılar da. Bunu küresel bir oyun olarak görüyorum. Dünya çapında bir dizayn söz konusu bununla”.

İşte gene o küresel oyun! Herhalde sonunda “Pozitif demek olumlu demek, demek ki hepimiz sağlıklıyız, ‘temiz’iz”de anlaşacağız.