Takside olan takside kalsın

Şunu biliyoruz değil mi? Terapiye gidemeyen halkımız için, dededen kalma bir rahatlama yöntemi vardır: Taksiciyle sohbet etmek. Üstelik karşılıklı bir hizmettir bu. Taksici gününü tek başına dört tekerlekli bir kutuda geçiren kimsedir, bizim gibi onun mesai arkadaşı olmaz, delirmemek için iki çift laf etmeye ihtiyacı olur. Yolcu desen belki bir toplantıya gidiyordur, gün içindeki koşturması arasında yarım saatlik bir mecburi mola vermiştir, o yol da konuşmadan çekilmez.

Kendine göre kuralları olan bir iletişimdir bu. Önce aynadan bir göz teması kurar birbirini tartarsın, sonra işte ama havanın sıcaklığı, ama trafiğin yoğunluğu, bir konu atarsın ortaya. En zararsızından, ortam ölçerinden. Böylece karşınızdakinin sohbete gönlü var mı anlar, aynı fikirde olmasanız da konuşulabilir bir insan mı, tartar ve oradan aldığınız güçle daha ciddi konulara geçiş yaparsınız.

Hepimizin, belli ki İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) de gayet iyi bildiği gibi büyük olasılıkla politikaya gelir konu bir şekilde. O taksiden inerken iki taraf da birbirinin dünya görüşünü, en son kime oy verdiğini, mevcut hükümetten memnun olup olmadığını, gelecek seçimde ne yapmayı düşündüğünü bilmektedir. İş arkadaşlarından, mahalledeki komşularından, belki aile bireylerinden bile sakladığı şeyleri o adını sanını bilmediği, büyük olasılıkla hayatta bir kez göreceği, bir daha görse de hatırlamayacağı yabancıya anlatmakta beis görmez insan. Çünkü söylediklerinin dönüp kendisini bulmayacağını, hesabının sorulmayacağını bilir. Takside olan takside kalır, özetle.

Kalır-dı demek daha doğru artık çünkü İBB “Güvenli Taksi” diye bir proje geliştirip şehirdeki taksilere sesli, görüntülü kayıt sistemi kurmaya başlamış.

Proje tanıtılırken her taksiye panik butonu ve içeriye ve dışarıya iki ayrı güvenlik kamerası taktırmaktan söz edilmişti.

Fakat Milliyet’ten Özay Şendir’in yazısıyla güvenlik kamerası denen cihazların aynı zamanda ses kaydı da yapmakta olduğunu öğrendim.

Verilen bilgiye göre kayıtlar “Sadece kaza ve güvenlik soruşturmalarında kullanılmak üzere güvenlik birimlerine iletiliyor”muş. Yani “ilgili birim”in canı istediği zaman diye anlıyorum ben. “Güvenlik soruşturması”na gerekçe mi yok?

Peki, hadi görüntü kaydı hırsızlık gibi konularda işe yarar diyelim, içeride ne konuşulduğu kimi neden ilgilendiriyor? Bu hayatımızın her anını birileri tarafından takip ediliyor duygusuyla geçirmemizi sağlamaktan başka ne işe yarar?

Bence gerçekten terapiye benzer bir faydası ve toplumun çeşitli kesimlerinden, muhtemelen hiçbir konuda aynı fikirde olmayan insanların birbirini mecburen de olsa duyup dinlemesini sağlamak gibi bir işlevi var taksi sohbetlerinin. Sosyal medyadaki gibi birbirinin gözünü oyamıyorsun, tepesi atarsa taksici seni yolda indirebilir, sen ona parasını vermeyebilirsin, o yüzden görece medeni ve kibarsın. İki çift laf edip yoluna gidiyorsun, izin verilse de öyle kalsa, şu kavga etmeden konuşamayan toplumumuza asıl gereken “güvenlik önlemi” bu.