Medya silahlanmayı görmüyor

Medya şiddet haberlerini veriyor ama şiddeti yaratan bireysel silahlanmayı görünür hale getiremiyor. Oysa Prof. Dr. İnceoğlu’na göre; medyanın bireysel silahlanmayla ilgili risk ve tehlikeleri algılaması, tedbir alma sürecine katkı sağlaması gibi bir sorumluluğu var.

Adam işsiz güçsüz. Kirasını ödeyemiyor, ekmek alacak parası yok, ama cebinde silahla geziyor. Hayatı boyunca iktidarını, gücünü, erkekliğini ya da varoluşunu tescillediği tek olay da bu. Tetiği her an çekilmeye hazır bir silahla dolaşmak!

Kamunun dışında, silahla hiç işi olmayan sivil bir halk silaha neden ihtiyaç duyar? Son beş yılda sivillerin aşırı silahlanması “terör” ve “darbe girişimine” karşı yapılıyormuş gibi bir algı yaratsa da toplumsal şiddetin boyutu başka soruları da gerekli kılıyor. Mesela sivil halkın silahlanması, yargıya, adalete ve de devletin can güvenliğini sağlamasına olan güvensizlikten kaynaklanıyor olabilir mi? Yoksa gücü, itibarı, saygıyı zorbalıkla sağlayan, hukuksuzluğu meşrulaştıranlar, silahı kendi yaşam haklarının bir gereği mi sayıyor?

Son birkaç yıldır yüzde 85’i ruhsatsız 25 milyon bireysel silahın olduğu, bir başka deyişle her dört evden birinde ruhsatsız silah bulundurulduğu yönündeki açıklamalara rağmen, nasıl oluyor da bir hukuk devleti, ruhsatsız silah satışına böylesine göz yumar ve daha da kötüsü silah alımını kolaylaştıran yasal düzenlemeler yapar! Neden ateşli silahla işlenen bazı suçlardan ceza alanların belli şartlarla yeniden silah sahibi olabilmesinin önü açılır? Hal böyle olunca bu silahların bir bölümü internetten satılır hale geldi. Yaptırımı yok, denetimi yok; çok cüzi para cezasıyla caydırıcı olabilir misiniz?

Caydırıcı değil!

Umut Vakfı’nın 2015’ten bu yana basına yansıyan haberler bazında ortaya çıkardığı silahlı şiddet haritası, bu cüzi para cezasının caydırıcı olmadığını ortaya koyuyor. Bu haritaya göre; son beş yılda silahlı şiddet yüzde 69 arttı. Geçen yıl 3 bin 682 silahlı şiddet olayı basına yansıdı. Bu olaylarda 2 bin 40 kişi öldü, 3 bin 688 kişi de yaralandı… Bu cinayetlerde 3 bin 128’inde tüfek ve tabanca kullanıldı; yani cinayetlerin yüzde 85’i ateşli silahlarla işlendi.

Umut Vakfı’na göre, bu artışı birkaç ay önce Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin imzasıyla İçişleri Bakanlığı’na sunulan rapor da destekliyor. Raporda; jandarmanın sorumluluk bölgesinde meydana gelen asayiş olaylarının sayısı 2020 yılında yüzde 40 arttı. 627 bin 448 olay yaşandı ki bu rakamlar sadece jandarmanın sorumluluk alanındaki yerleri kapsıyor. Peki emniyetin raporları? Sonuçta sadece suç artmıyor. Bireysel silahlanma, silah kaçakçılığı da aynı oranda artmakta.

Silah var ceza yok

Umut Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, bir söyleşisinde, bireysel silahlanmadaki artışın en önemli nedeni olarak cezasızlığa işaret ediyor. Prof. İnceoğlu’na göre, cezasızlık kültürü geliştikçe korku nedeniyle her şeye biat etme ve kabullenme durumu normalleşiyor. Suçlar gerektiği şekilde incelenmiyor, kovuşturulmuyor. Bu durum başkalarının da benzeri suçları işlemesini teşvik edecek şekilde faillerin cezasız kaldığı mesajı da veriyor. Silahlı şiddeti medyanın çok sansasyonel verdiğini hatırlatan İnceoğlu; “Halbuki medyanın halkın bireysel silahlanmayla ilgili risk ve tehlikeleri algılaması, tedbir alma sürecine katkı sağlaması gibi bir sorumluluğu var. Burada medyanın izlemesi gereken bireysel silahlanmanın nedenlerini, sonuçlarını araştırmak; nedenlerini ortadan kaldırmak, yaptırımının takibini yapmak ve açığa çıkarmaktır” diyor.

Haklı. Peki, bunu neden yapamıyoruz?