Şirazeden çıkmış bir toplum!

Medya şiddeti meşrulaştırmaya çalışmadan haberleri vermek zorunda. Aksi halde, sadakatsiz davranma, boşanma talebinde bulunma, kendi seçtikleri kişilerle evlenmek isteme gibi gerekçelerle binlerce kadın ve kız çocuğu; babası, kocası, erkek kardeşi tarafından sakat bırakılacak ya da öldürülecek

Türkiye’de yeni yılın ilk haberi “vahşet” olarak ajanslara düştü: Kırşehir’in Kaman ilçesi Bayramözü köyünde, İnce ailesi, kızları Vildan İnce’ye, amca oğluyla imam nikâhı kıyılması için baskı yaptı. Genç kız istemedi ve sevdiği Osman Çelik ile kaçtı ve 15 Aralık’ta resmî nikâhla evlendiler. Bir süre sonra Vildan’ı arayan ablası “Babam rahatsız, gel helalleş” dedi. İki genç barışma umuduyla gittikleri baba evinde öldürüldüler. Önce Vildan’ı dövdüler, Osman Çelik’i banyoya sokup tecavüz ettiler, bıçakladılar ve iki genci silahla öldürüp bir çukura attılar.

Ailenin bütün fertleri yakalandı. Adliyeden çıkarken içlerinden biri fotoğraflarını çeken medya mensubuna “İyi çek” dedi. Neden? Çünkü olayı bir namus meselesi olarak göstermeye çalışıyorlar. Bu vahşeti, bazı yayın organları ve sosyal medya da töre cinayeti olarak yorumladı. Oysa bu ne namus ne de töre cinayeti! Bu vicdanını yitirmiş, akıl sağlığı bozulmuş bir toplumun ne kadar hastalıklı olduğunun en çarpıcı örneği.

Aile içi beraberlikleri normalleştirip, kız kardeşlerinin sevdiği adamla evlenmesini gerekçe gösterip o delikanlıya tecavüz ederek, bıçaklayarak, eziyet çektirerek öldürmeyi olağan bir şeymiş gibi veremezsiniz! Burada asıl sorun; genç bir kızı, aileden biriyle, kan bağı olan amca oğluyla imam nikâhı adı altında birlikte yaşamaya zorlamaktır ki asıl namus meselesi yapılması gereken budur; çünkü bu normalleştirilen aile içi evlilikler, gerçekte aile içi bir tacizdir.

İnsan müsveddesi erkekler

Üstelik ailenin topluca cinayeti işleyiş biçimine bakar mısınız? Bu gerçek bir vahşet değilse nedir?

Ahmet Hamdi Tanpınar, “Mahur Beste”de bir toplumun medeniyet seviyesini anlatırken, “Cahilsin, okur öğrenirsin. Gerisin, ilerlersin. Adam yok, yetiştirirsin, Paran yok, kazanırsın. Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu bunun çaresi yoktur” der.

Cinayet, şiddet, taciz, suiistimal, tecavüz, eziyet gibi ahlaki değerlerini yitirmiş olaylar eğitimsiz cahil toplumlarda daha mı yaygındır bilmiyorum. Ama insana dair bu bozulma bizde hep vardı. Terk edildiği ya da reddedildiği için kadınları öldüren erkekler, kendi çocuklarını taciz eden babalar, abiler, amcalar, kuzenler ve bu erkekler için çoluğunu çocuğunu terk eden, hayatlarını heba eden kadınlar…

Ve biz yıllardır seviyesi hayli düşük bu haberler arasında gidip geliyoruz. Ve her defasında bu tür haberleri “şiddet erkek egemenliğini yeniden üretmenin araçlarından biridir” gibi felsefi ifadelerle tanımlıyoruz. Oysa bir ülkede işlenen cinayetlerin çokluğu kadar nasıl işlendiği de o toplumun profilini ortaya koyacak öneme sahiptir. Kız kardeşlerine resmi nikâh kıymış bir delikanlıyı tecavüz ederek cezalandıran bu insan müsveddesi adamların erkek egemen kültürün çok ötesinde tanımlamalara ihtiyacı var.

Ahlaki değerlerini yitirmiş, namus kavramının içini boşaltmış bir toplum olma yolunda hayli ilerledik! Tam da bu nedenle medya şiddeti meşrulaştırmaya çalışmadan haberleri vermek zorunda. Aksi halde sadakatsiz davranma, boşanma talebinde bulunma, kendi seçtikleri kişilerle evlenmek isteme gibi gerekçelerle “ailenin namusuna leke” sürdüğü düşünülen binlerce kadın ve kız çocuğu; babası, kocası, erkek kardeşi tarafından sakat bırakılacak ya da öldürülecek!

Medyanın görevi bu sorunu sadece görünür hale getirmek değildir. Çünkü erkekler neden öldürüyorlar sorusunun yanıtını artık biliyoruz. Bizim belki de artık yanıt bulmamız gereken soru, “Hangi erkekler öldürüyor?” olmalı.