Küsme huyu üzerine

Diğer toplumlarda yaygınlığını bilmiyorum ancak bizim toplumumuzda küsme huyu oldukça yaygın olarak kullanılan bir iletişim biçimi. İletişim biçimi dedim ama bu davranış iletişimden ziyade kopukluğa sebep oluyor. Küsme huyunun sık karşılaşılan iki biçimi var. Birincisi, belirli bir tartışmadan sonra ortaya çıkan küslük, diğeri de belirgin olmayan ve küsülen tarafın tam olarak neden böyle olduğunu anlamadığı durum diyebiliriz. Bir tartışma neticesinde ortaya çıkan ve çok kısa süreli küslükler bazen faydalı bile olabiliyor, aradaki öfkenin soğuması ve tarafların birbirine daha sakin yaklaşabilmesi açısından. Ama sebep belli olsa da küslük uzun sürünce, ciddi ilişki sorunları ortaya çıkabiliyor.

İkinci tip küsme huyunu biraz daha detaylandırmak istiyorum. Psikolojide pasif agresif davranış olarak nitelendirdiğimiz bu küsme, kişinin kendi saygınlığına bir gölge düştüğünü hissettiğini algıladığı anda ortaya çıkıyor. Ancak bu huya sahip olan insanların saygınlık anlayışı organik olmaktan uzak ve çok kırılgan. Yani böyle bir insanla beraberken, çok genel bir şaka yapıyor olmanız, ayak ayak üstüne atmanız, konuşurken onun fikrini sormamış olmanız ya da yeni aldığı ama sizin fark etmediğiniz bir şeye hayırlı olsun dememiş olmanız bile böyle bir özelliğe sahip birisi için saygınlığına gölge düşmesi olarak kabul edilebilir ve kişi bunun sonucunda küser ya da somurtur.

Küsme huyu üzerine

Buna maruz kalan tarafın ise işi zordur, çünkü karşı tarafın tavırlarındaki değişikliğin sebebini sorduğunuz zaman, alacağınız cevap, genelde  “Yok bir şey” olacaktır. Küsen taraf, karşı tarafın belki farkında bile olmadığı kendi hatasını fark etmesini ve bunu çok çaba harcayarak telafi etmesini bekler. Çünkü kırılan benlik saygısının ancak böyle onarılabileceğini düşünür. İlişkilerin ilk başında, her zaman kendisine küsülen taraf belki de sevginin motivasyonuyla hep alttan alabilir ama bu her zaman böyle devam etmeyecektir. Bir süre sonra hak etmediği bir davranışa maruz kaldığını düşünen tarafta öfke çıkacak, küsme huyu olan kişi bu duruma daha da içerleyecek ve daha çok küsecektir. Sonuç olarak, her iki taraf için de hayat zindan olacaktır.

Küsme huyundan kurtulmanın çözümü kesinlikle kişinin kendisindedir. Karşı taraf ne yaparsa yapsın, kişi bu huyundan vazgeçmeye niyet etmezse her zaman küsecek bir şey bulacaktır. Kişinin ilk yapması gereken, küsmenin haklı bir tepki değil sorunlu bir davranış kalıbı olduğunu kabullenmektir. Sonraki aşamada ise, kişi kırıldığında, hayal kırıklığına uğradığında, değer görmediğini hissettiğinde refleks olarak ortaya çıkan küsme isteğine direnç göstermesi ve sonrasında karşı tarafa hissettiği olumsuz duyguları ifade etmesi gerekir. Böyle bir ifade, küsme huyu olan kişilerde bir zayıflık olarak algılanabiliyor bazen, sanki ben söyleyince ne anlamı kalacak gibi düşünebiliyorlar. Ancak bu yanlış inanış belki de çocukluğumuzdan bugüne getirdiğimiz bir kalıp. Bunu aşmanın tek yolu, kendini ifade etmektir. Saygı dediğimiz şey, küserek artan bir şey değil maalesef. Gözlemlediğim kadarıyla, küsen insanlar çevrelerinde daha çocuksu ve özgüvensiz algılanıyorlar. Yani hedef saygınlıksa, sonuç tam tersi oluyor.

Eğer senin çevrende böyle insanlar varsa, her zaman karşı tarafın istediği şekilde davranmak ve onun barışması için kendinden vazgeçip olmadığın bir insan gibi davranmak sadece karşı tarafın küsme huyunu pekiştirecektir. Yapılacak en doğru şey, karşı taraf küstüğü zaman onu açık iletişime teşvik etmektir.

Kendine iyi davran, görüşmek üzere...

 

DİĞER YENİ YAZILAR