Değişimin öncüsü

Yuvam Dünya Derneği’nin kurucusu Kıvılcım Pınar Kocabıyık, iklim krizi konusunda farkındalık yaratmak için çalışıyor. Kendisi “Türkiye’de İklim Değişikliği Algısı” araştırmasının sonuçlarını açıkladıktan sonra, Birleşmiş Milletler’in İklim Değişikliği Konferansı COP 26’ya gitmeden önce buluştuk

Tam 5.5 yıl önce tanıştım Kıvılcım Pınar Kocabıyık ile. Birlikte eşi Levent Kocabıyık’ın babası, Borusan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kocabıyık’ın Afyon’daki 38°30°Çiftliği’ne gittik ve orada yaptığı butik peynir imalatını yerinde inceleme fırsatım oldu. O zaman da belliydi Kıvılcım’ın tarıma, hayvancılığa, doğaya olan tutkusu. Bir yandan çağdaş sanat konuşmuş, bir yandan da çiftlikle ne kadar yakından ilgilendiğini görmüştüm. Zaten Kıvılcım daha sonra University of Illinois Urbana-Champaign’de Sürdürülebilirlik, Yale University’de ise İklim Değişikliği Uzmanlığı programlarını tamamladı. Daha sonra ise İstanbul Üniversitesi Coğrafya Lisans programına başladı, bu yıl bitiriyor.

Değişimin öncüsü

Ayrıca gıda ve teknoloji alanlarında girişimleri ve ortaklıklarıyla karşımıza çıktı. Etki girişimlerine de yatırımlar yapıyor, Ali Ocakbaşı ve Köşebaşı’na da… Hatta bu iki yeme-içme markasının yurt dışında büyümesinde de etkili oldu, Köşebaşı menüsüne vegan lahmacunu bile ekledi.

Değişimin öncüsü

Umut veren araştırma

Bu arada asıl tutkusunun da peşinden gitti ve Kovid-19 sürecinde Yuvam Dünya Derneği’ni kurdu, eşi Levent Kocabıyık, kardeşleri Zehra ve Muratcan Eğilmez ve yakın arkadaşları Nil Karaibrahimgil-Serdar Erener, Ayşe Kaya ve İmge Pamukçu ile birlikte. Yuvam Dünya Bilim Kurulu Başkanı ise orman yangınları faciasında sık sık adını duyduğumuz, Boğaziçi Üniversitesi İklim Merkezi başkanı Prof. Dr. Levent Kurnaz. Çok yakın zamanda ‘Türkiye’de İklim Değişikliği Algısı’ araştırması yaptırıp sonuçlarını da açıkladılar. Kıvılcım, araştırma sonuçları için, “Karşımızdaki kriz çok büyük ve bu krizi de dünyadaki 8 milyar insanın yol haritası ve tercihleri belirleyecek. Bu araştırma bize neslimizin hikâyesini değiştirebileceğimize ve bunun için toplumsal dönüşümün zemininin oluşmakta olduğuna, yuvamız dünyamızı iklim krizinin etkilerine karşı güçlendirmeye yönelik büyük bir umut verdi” diyor. Sonrasında Kıvılcım ile buluşup gelişmeleri konuştuk, COP 26’ya gitmeden önce. Peki, ama COP 26 nedir? BM’nin Paris İklim Anlaşması’nı hızlandırmak için konunun tüm ilgili partilerini bir araya getirdiği, kasım ayında Glasgow’da gerçekleşecek İklim Değişikliği Konferansı. Hatırlayacaksınız, Paris İklim Anlaşması da daha önce 2015’te düzenlenen COP 21’de doğmuştu. Kıvılcım gibi genç bir Türk iş kadınının ve Yuvam Dünya gibi duyarlı bir girişimin de sırf bu zirveye katılması bile değerli. Neyse ki son günlerde Paris İklim Anlaşması’nın onaylanmasından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olmasına olumlu haberler de geliyor.

Peki, ama Kıvılcım için her şey nasıl başladı? Tekirdağ’da büyüyor, ailesiyle doğayla iç içe bir çocukluk hayatı geçiriyor, hatta çocukken en çok da kendi ağacını dikmeyi ve büyütmeyi seviyor. Bu özelliği şimdi kendi çocuklarına da aşılıyor; eşi ve çocuklarıyla da doğayla iç içe, kedileriyle köpekleriyle yaşıyor.

“Çocuklardan sonra iklim krizi konusunda daha endişeli oldum” diyor. Önce YGA ve TEMA’da çalışmalarda yer alıyor. Tarım ve coğrafi işaretler ve kadın girişimciliği konularında çalışıyor. Ve işte dünyanın en büyük sorununa iklim krizine kafa yoruyor, bu konuya dikkatleri çekmek için farklı iş birlikleri yapıyor; Kerem Bürsin’den Beşiktaş’a birçok isim ve kurumla bir araya geliyor.

Yeni şarkı hazır

Şimdi Yuvam Dünya için Nil Karaibrahimgil de yeni bir şarkı yaptı: “Uyan anne, uyan baba” kasım ayında çıkacak. “Borusan Filarmoni ilk defa bir sanatçıya böyle bir iş için destek verecek ve bu şarkıyı dünyaya duyuracağız” diyor Kıvılcım.

Sık sık Ankara’ya gidiyor, Milli Eğitim Bakanlığı ile İklim Değişikliği Projesi’nin müfredata girebilmesi için çalışıyor. Hedefi 1.5 milyon öğrencinin iklim krizi konusunda eğitim almasını sağlamak. “İklim kriziyle mücadelede emisyon düşürmek ve krizin etkileriyle baş etme becerisini geliştirmemiz önemli” diyor.

“Biz en çok kuraklıkla, doluyla, orman yangınlarıyla, gıda kıtlığıyla ve göçle etkileneceğiz. Son rapora göre, Türkiye’nin güneyindeki ülkeler daha da kötü etkilenecek. Bunun için de kültür değişimi yapmak istiyoruz. Sosyal medyanın bizlere dayattığı çok tüketme alışkanlığından kurtulmamız lazım. Özellikle gençlerin bunun yanlış olduğunu anlaması lazım. Aslında cool olan para harcamak değil, kaynaklara saygılı olmak. Para harcamak kaynakları da tüketmek anlamına geliyor. Bir şeyi aldıktan sonra çok daha uzun süreli kullanmak bizim geleneklerimizden; anneannemizin dolabından eşya kullanmak hoşumuza giderdi. Şimdi de aynı çantanın 10 renginden alan gençler olmasın, onun yerine paylaşmayı bilsinler istiyoruz” diye görüşlerini anlatıyor.

Köprü olmak

Bunun için de bilim insanlarıyla topluma bilgileri yayabilecek popüler arkadaşları arasında bir köprü olmak istiyor. Bir yandan da Yuvam Dünya bünyesinde iklim dostu rehberlerini hazırlıyor, Boğaziçi Üniversitesi ile haftalık “İklim Kültür” dergisi çıkarıyor, bu konuda çok okunan yabancı kitapları Türkçe’ye çeviriyor, karbon ayak izi uygulaması çıkarıyor, İklim Krizi ve Sürdürülebilirlik Zirvesi düzenliyor. Zirveye bu yıl Cem Boyner kızı Elif’le, Ahmet Kocabıyık oğlu Levent’le ve Bülent Eczacıbaşı oğlu Emre’yle konuşmacı olarak katılmış. 2022’de zirvenin mart ayında gerçekleşmesi planlanıyor.

“Araştırmalara ev sahipliği etmek, bilim kurulumuz sayesinde orman yangınlarında olduğu gibi kriz anlarında kamuoyuna en hızlı, en doğru bilgi sunmak istiyoruz” diye de ekliyor.

Yurt dışındaki iklim aktivistleriyle de sık sık bir araya geliyor ve Yuvam Dünya’yı uluslararası boyuta taşımakta kararlı. Hedef büyüdükçe, sadece kararlı olmak da yetmiyor tabii, çalışkan olmak da çok önemli. Keşke iş dünyasında Kıvılcım gibi daha çok örnek olsa diye düşünüyorum.

Genç nesil iş dünyasının bu konuda çok duyarlı olduğunu düşünüyor, iş insanlarının ellerinden geleni yapmak istediğini ama ne yapacaklarını bilmediklerini, bazılarının üzerine düşenin ne olduğunu duymak istediğini söylüyor: “Hayatını basitleştirmiş ya da basitleştirmeye hazır bir topluluk olarak bir araya geldik. Hepimiz genciz ve imkânlarımıza rağmen hayatlarımızı basit yaşıyoruz.”

Onu dinledikçe bir yandan iklim kriziyle daha da yüzleşiyor, bir yandan da neyse ki bu krizle mücadele için elini taşın altına koyanlar var diye umutlanıyorum.