FOSTER İMZALI STEVE JOBS TİYATROSU’NDA BİR GÜN

Dünyanın her yanından basın ve influencer, 25 Mart’ta Silikon Vadisi’nde Cupertino’da toplandı.

Sabah 07.30’da akın akın Apple Park’ın önüne gelindi.

Apple Park, Sir Norman Foster’ın şirketi Foster + Partners imzalı bir kampüs.

İlk bakışta bir uzay üssünü andırıyor, sanki Cupertino’ya Foster değil de uzaylılar gelip kondurmuş gibi.

Daha önce Norman Foster ile Londra Design Museum’daki ‘Cartier in Motion’ sergisi için röportaj yaptığımda kendi ağzından dinlemiştim Apple Park projesini.

83 yaşında, hem kanser hem kalp krizi atlatmış ama hâlâ cross country kayak maratonuna katılıyor, yoga yapıyor Norman Foster.

Uçaklardan sonra şimdi de oğlu Eduardo’yla drone’lara ve uzaya ilgi duymakta.

Belli ki bu ilgisini Apple Park’a da yansıtmış.

Röportaj sonrası bundan sonrası için ne hayal ettiğini konuştuğumuzda “Sürekli devam etmeyi hayal ediyorum” demişti.

“Koşu bandında bir hamster gibiyim, hiç durmuyorum, duramam ki” diye de eklemişti.

FOSTER İMZALI STEVE JOBS TİYATROSU’NDA BİR GÜN

İstese de duramaz bu saatten sonra.

Onu efsaneleştiren de bu özelliği zaten.

Apple ve Steve Jobs’la en önemli ortak noktalarından biri de bu.

Hiç beklemediği bir anda, durup dururken ‘Merhaba ben Steve, yardımına ihtiyacım var’ diye Steve Jobs aramış ve bu 5 milyar dolarlık proje için şu talimatı vermiş, “Beni müşteri gibi düşünme, senin ekibinden biri olarak düşün, ekibinle nasıl konuşuyorsan, tartışıyorsan benimle de öyle konuş” demiş.

Sonuç, Silikon Vadisi’nin Foster imzalı en büyük çekim merkezi Apple Park ortaya çıkmış.

Malum mimarların son dönemde en önemsedikleri şey sürdürülebilirlik, Apple Park kendi enerjisini kendi üretiyor.

Çalışanlar dışında içeri kimseyi almıyorlar.

Steve Jobs Tiyatrosu da, Apple Park’ın bir mini versiyonu.

Saat tam 10.00’u gösterdiğinde canlı yayınla birlikte Tim Cook sahneye çıkıyor.

Apple News+’dan Apple TV+’a yenilikleri anlatıyor.

Tüm salon çıt çıkarmadan izliyor, herkesin elinde akıllı telefonlar, bol bol fotoğraf ve video çekiliyor.

Lansmanın en can alıcı noktası Apple TV+’ın tanıtım filminden sonra zifiri karanlık oluyor ve bir anda karşımıza Steven Spielberg çıkıyor.

Salonun çoğu ayağa fırlayıp alkışlıyor.

Spielberg’den sonra salon kararıyor, ışıklar açılınca bu kez karşımızda Jennifer Aniston ve Reese Witherspoon var.

Biraz sonra Steve Carell de katılıyor aralarına, yeni sabah programı projelerini anlatıyorlar.

Jennifer Aniston her zamanki gibi ışık saçıyor.

Daha sonra JJ Abrams, Octavia Spencer, Kumail Nanjiani, Jason Momoa, Alfre Woodard ve hatta Susam Sokağı’nın Minik Kuş’u çıkıyor sahneye.

Assolist ise Oprah Winfrey.

Kitap kulübüyle başlıyor, akıl hastalıkları ve taciz konularına kadar toplum sorunlarını masaya yatıracağını anlatıyor.

Soluksuz izliyoruz tüm konuşmacıları.

Tarihi bir gün oluyor Apple için, ilk defa sadece bir hardware şirketi değil, aynı zamanda bir software şirketi olduğunu da paylaşıyor fan’larıyla.

Çıkışta herkes Apple mağazasına akın ediyor.

Buradaki Apple mağazası bile farklı, dünyanın hiçbir yerinde olmayan tişörtlerden çantalara birçok hediyelik eşya var.

Ne de olsa Apple’ın merkezindeyiz.

Doğrusu, burası sadece Apple’ın değil, dünyanın merkezi gibi de duruyor.

Not: ‘It’s Show Time’dan geriye kalanlar yarın Milliyet Pazar’da.