Şov zamanından geriye kalanlar

Apple, yeniliklerini “Şimdi şov zamanı” diyerek 25 Mart’ta Silikon Vadisi’ndeki Steve Jobs Tiyatrosu’nda duyurdu. Peki ama uygulama ve servislerin yanı sıra asıl neler iz bıraktı?

Apple, belki de ilk defa kendi yarattığı teknolojiyi ya da tasarımı öne çıkarmak yerine, 3. partilerle iş birliğini ve yeni servislerini açıklamayı tercih etti. Hardware ve software’in yanı sıra ilk kez servis bu kadar öne çıktı. Malum, devir iş birliği devri. Dünyanın en büyük şirketlerinden de olsanız, hatta Apple kampüsünde Apple Park’ta kullanılan özel pizza kutularının ya da Apple Park giriş kartlarının bile koleksiyonerlerinin olduğu bir ‘lovemark’ dahi olsanız güncel kalmak için daima iyi iş birlikleri yapmak gerekiyor.

Amerika’yı yeniden keşfetmek yerine alanında iyi markalarla bir araya gelip kendi markanızı daha da büyütebiliyorsunuz. Bkz. Apple Card.

Şov zamanından geriye kalanlar

Apple, Apple Pay ödeme sisteminde son noktayı Goldman Sachs ve Mastercard iş birliğiyle yapıyor. “Apple Card, finansal sağlığınızı sağlayacak” diyor. “Diğer kredi kartlarından daha güvenli olduğundan başlayıp her harcadığınız para size günlük para kazandıracak” diye vaatlerde bulunuyor. Artık rekabet öyle bir yere gidiyor ki, neredeyse bu kartı kullanmanız için cebinize para da koyacağız diyecekler. Ayrıca kartın tasarımı da Apple yalınlığında, üstünde numara, CVV güvenlik kodu, geçerlilik tarihi ve imza yok.

Apple Card’dan Apple TV +’a tüm ürünlerde altı çizilen en önemli nokta: “Apple sizin ne okuduğunuzu, ne izlediğinizi, ne harcadığınızı bilmiyor.” Apple’ın iş birliği yaptığı markalar da bu bilgileri başka şirketlerle paylaşmayacaklarının garantisini veriyor. Hepimizin en çok endişe ettiği iki konu, güvenlik ve kişisel gizlilik başrolde.

Peki ama kim bu iki isim?

Dünya, sosyal medya ve ‘influencer’ların yükselişiyle çalkalanırken Apple gibi bir marka çıkıp da gazeteciliğin önemini savunuyor. İyi gazeteciliğin, iyi haberin, iyi içeriğin ve tabii iyi ve uzman bir küratöryel gözden geçirilmiş olmasının teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin her zaman önemli olacağını vurguluyor. Apple News+’a yapılan yatırım boşuna değil. Belki artık bir dergi fiyatına bütün dergilere aynı anda ulaşabileceğiz ama dergiler dijital içeriklerini de güçlendirerek yaşayacak. Asla yok olmayacak. “Yazılı basın ölüyor” konuşmaları bir süre daha yapılsa da, teknoloji devleri bile yazılı basını canlı tutmaya kararlı.

Oprah Winfrey’den Steven Spielberg’e, Jennifer Aniston’dan Reese Witherspoon’a dünyanın en ünlü ‘celebrity’leri de karşımıza gelse artık eskisi gibi heyecanlanmıyoruz. Bir Hollywood yıldızından bir TV starına, hatta bir dünya sineması ustasına kadar kime bakarsanız bakın, karşımda gördüğüm iki isim beni tüm ‘celebrity’ kültürünün toplamından daha çok heyecanlandırıyor. Peki ama kim bu iki isim? Jony Ive ve Tim Apple pardon Tim Cook. Bir başka değerli tasarımcı Marc Newson’ı da ekibine katan Apple’ın efsane tasarımcısı ve Steve Jobs gibi güçlü bir isimden sonra Apple’ın başına gelip de şirket kültürünü koruyan ama kendi dokunuşlarını da belli eden, hatta ABD Başkanı Trump’ın kendisine “Tim Apple” diye hitap etmesine neden olacak kadar Apple’la özdeşleşen CEO’su.

Şov zamanından geriye kalanlar

İyi içerik kazanıyor

Apple’ın “It’s Showtime” lansmanında sevindirici başka bir konu, sahnede erkekler kadar kadınlar da yer alıyor. Apple’ın tüm oyunları bir çatı altında toplayan Apple Arcade’i Uzakdoğulu bir kadın yönetici anlatıyor. Belli ki sadece kadın-erkek dengesi değil, etnik köken dengesi de göz önünde bulundurulmuş. Zaten günümüzde global bir şirketin başarılı olabilmesi için tüm cinsiyetleri, tüm etnik kökenleri kucaklaması gerekiyor. Yoksa global arenada başarılı olmak mümkün değil. Biz hâlâ “Sinema salonları mı, Netflix mi?” tartışması yapaduralım, Apple TV+ ile çoktan başka bir boyuta geçilmiş. Sadece izlediğiniz TV kanallarının ücretini ödeme avantajı değil, Apple TV+’a özel içerik üreten birçok yıldız isim avantajı da var. Elbette, teknoloji ve servis önemli, ama dijital platformların rekabetinin kızışmasıyla daha da önemli olan içerik. İyi içerik hangi mecrada izlenirse izlensin kazanacak. Tabii Apple TV+ içeriği sadece Apple ürünlerine değil, Samsung’dan LG’ye tüm akıllı televizyonlara da getirerek pastadan daha büyük bir pay alacak. Apple lansmanında en çok dikkat çeken konulardan biri de tüm servislerin aile paylaşımı seçeneği olması. Boşuna Cem Yılmaz, son gösterisi Diamond Elite Platinum Plus’ta oğlu Kemal’den en çok sevdiklerinin listesini yapmasını istediğinde ilk sıraya anne-baba yerine iPad’i yerleştirdiğini anlatarak “iPadiniz yoksa çocuk yapmayın” demiyor. Malum, artık çocukların da kendi iPadleri var ve her uygulamaya ailenin her ferdinin üye olması çok pahalı. Bu gidişle aile paylaşımı özelliği, ailelerin iPad kısıtlamalarının da önüne geçebilir.