Tasarım dünyasında büyük kayıp

Çağdaş sanat dünyasının acı kaybı Selma Gürbüz’ün ardından tasarım dünyasında da çok zamansız, çok erken bir kayıp daha yaşandı.

Alber Elbaz, sadece global bir moda tasarımcısı değildi, değişimi anlayan ve harekete geçen tek moda tasarımcıydı.

Fas doğumlu, İsrail asıllıydı.

Zor şartlarda geçen çocukluğunda hiç oyuncağı olmamıştı ama evdeki satranç setine kuaför babasının alüminyum folyolarından elbiseler yaparak, ipliklerden de peruklar hazırlayarak ilk tasarımlarına imza atacaktı.

Moda dünyasında önce Geoffrey Beene ve Guy Laroche ile çalıştı.

Daha sonra 1996’da Yves Saint Laurent’in ardından modaevindeki kreatif direktörlük görevini devraldı.

Gucci grubunun Yves Saint Laurent’i satın almasıyla ise işini Tom Ford’a kaptırınca bir süre dünyayı gezdi, gözlem ve araştırma yaptı.

132 yıllık Fransız modaevi Lanvin’i küllerinden yeniden yarattı, modaevinin tam 14 yıl kreatif direktörlüğünü üstlendi.

Peki ama nasıl?

Lanvin’in Çinli iş insanı Shaw-Lan Wang’a satıldığını duyunca yeni sahibini arayıp, kendisiyle görüşmek istediğini söylemiş.

Ardından da eklemiş: “Uyuyan güzeli uyandıralım!”

Wang, hiç tanımadığı Elbaz’ın telefonla kendisine ulaşabilmesinden etkilenip hemen ertesi gün görüşmeyi kabul etmiş, çizimlerini çok beğenmiş.

Elbaz’ı kreatif direktör olarak seçme nedeniniyse şöyle açıklamış: “Üstlerine çok saygılı olduğu belli oluyordu.”

Uzakdoğu- lularda saygı her şeyden önemli, yetenek, vizyon ikinci planda geliyor.

Alber Elbaz Lanvin’i alıp götürüyor, beş yılda kâra geçiriyor, 203 milyon euro ciro yapıyor.

LVMH Grubu Elbaz’ı Givenchy’ye transfer etmek istediğinde Elbaz hemen reddediyor, “Madame Wang kimsenin beni istemediği dönemde bana müthiş bir fırsat verdi, onu bırakmam” diyor.

Daha sonra ise Lanvin’in 80 yaşındaki Çinli patronu Shaw-Lan Wang ile anlaşmazlık yaşayıp çok sevdiği işinden oldu.

Moda dünyasındaki sandalye kapmaca yarışına katılmadı.

Efsane tasarımcı Azzedine Alaia gibi bağımsız olmayı tercih etti.

Pandemi döneminde “Hepimiz zombi olduk” diyerek bitmek tükenmek bilmeyen Zoom toplantılarından şikâyet eden Elbaz, Richemont Group’un da desteğiyle kurduğu kendi markası AZ Factory’yi Paris Haute Couture Haftası’nda tanıttı.

Kuru temizleme, ütü istemeyen kumaşlardan tasarladığı gündüzden geceye giyilebilecek olan pratik koleksiyonun haute couture’la hiç ilgisi olmamasına rağmen.

Moda dünyası pandemi sonrası değişimden ne kadar söz ederse etsin, Paris Haute Couture Haftası’nda dünyadaki değişimi tek anlayan moda tasarımcısı ve kreatif direktör Alber Elbaz’dı.

59 yaşında, tam da ilk defa kendi markasını yarattığı zamanda Kovid-19’a yenik düşmesi çok üzücü.

Tasarım dünyasında büyük kayıp

Alber Elbaz

Törenden geriye kalanlar

Evet, yıllardır ırkçılıkla ve cinsiyet ayrımcılığıyla eleştirilen Akademi Ödülleri sonunda çağa ayak uydurdu ve özellikle de ABD’de Asyalılara yapılan ayrımcılık giderek daha da artarken en iyi film Oscar’ını ‘Nomadland’in Çinli yönetmeni Chloe Zhao’ya verdi.

‘The Hurt Locker’ filmiyle en iyi yönetmen Oscar’ını alan Kathryn Bigelow’dan sonra Oscar alan en iyi 2. kadın yönetmen oldu Zhao.

Ayrıca Güney Koreli oyuncu Youn Yuh-jung’a da Brad Pitt’in yapımcılığını üstlendiği ‘Mimari’ adlı filmle en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülü verildi.

Tabii en iyi filmden çok yönetmenin cinsiyeti ve etnik kökeninin konuşuluyor olması da üzücü.

Sanki Akademi, ödülleri eserleri izlemeden, tamamen politik nedenlerle dağıtmış gibi bir durum çıkıyor ortaya.

Malum, bu yıl Oscarlar kimsenin umurunda değildi, bu durumda Akademi de gündeme gelebilmek için çok kültürlülük ve eşitlik kartını oynadı.

Aslında büyük bir ikiyüzlülük.

Oscarlardan geriye kalan en güzel an ise, Glenn Close’un dansıydı.

2020 sonrası en çok ihtiyacımız olan şey neşe çünkü.

DİĞER YENİ YAZILAR