SGK?‘evdeki sigortasız çalışan’ denetimlerinde üç büyük kente yoğunlaştı. 3 bine yakın eve 15 milyon TL ceza kesti. En çok ceza çıkan semtler İstanbul’da Kadıköy, Sarıyer, Beşiktaş, Ankara’da ise Çankaya ile Keçiören oldu
Evlere temizlik veya çocuk ile yaşlı bakımı için gelenlerin sigortalanması gerektiğini daha önce pek çok kez gündeme getirdik. Geçen yılın sonunda SGK bu konudaki denetimlere tam gaz başlamıştı.
Temizlik, çocuk bakımı, yaşlı bakımı gibi işler için düzenli olarak bir kişi ile anlaşılması, tam anlamıyla bir iş ilişkisi demek. Bu da “sigortalılık ilişkisi” doğurmuş oluyor. Dolayısıyla bu sigortalılık ilişkisinin bir gereği olarak, ev hizmetlerinde çalışanların sigortalanması ve sosyal güvenlik haklarının teminat altına alınması şart.
15 milyon TL ceza
Denetimler üç büyük şehirde yapıldı. İstanbul, Ankara ve İzmir’de toplam 15 milyon TL’ye yakın idari para cezası kesildi.
İstanbul’da sigorta denetmenleri 1.630 idari para cezası tutanağı tuttular. İstanbul’daki cezaların yoğunlaştığı semtler Kadıköy, Sarıyer ve Beşiktaş bölgesi olarak sıralandı. Kadıköy’de 1.000 civarında meskene bu ceza yazılırken, 630 ceza tutanağı da Sarıyer ve Beşiktaş’taki evlere
Soru: 65 yaş aylığı bağlanma şartları değişti mi? Muhtaçlık kriteri sürekli değişiyor mu?
Aynur Özkan
Cevap: Geçtiğimiz hafta yönetmelikte yapılan değişiklik ile değişen muhtaçlık sınırının Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesindeki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları bünyesindeki memurlar tarafından uygulanmaya başlandığı görülüyor. Diğer yandan akrabalık ilişkilerini paraya indirgeyen ve 65 yaş üstü akrabalara sadece parayla yardım edilebileceği düşüncesini yansıtan uygulamadan da zaten hayata geçmeden vazgeçilmişti. Bu konuda yaptığımız eleştirilerin haklılığı ortaya çıktı.
65 Yaş aylığındaki muhtaçlık kriterinin değişimi 65 yaş aylığının kapsamını doğrudan ilgilendiriyor. Muhtaçlık kriteri yüksek belirlenirse daha fazla kişi, düşük belirlenirse daha az kişi 65 yaş aylığından yararlanabiliyor.
Muhtaçlık kriterinin özellikle asgari ücretin yükselmesi ve kamu işçilerine yapılan zamlar doğrultusunda periyodik olarak güncellenmesi normal. Aksi takdirde muhtaçlık kriteri maaş ve ücret gelirlerinin gerisinde kalacak ve çok daha az kişi 65 yaş aylığından yararlanabilir hale gelecektir. Dolayısıyla muhtaçlık kriterindeki değişimin garipsenmesi gibi bir durum
Türkiye’de son 5 yılda esnek çalışmanın yaygınlaşmaya başladığını görüyoruz. İş Kanunu’nda yapılması planlanan ancak hayata geçmeyen evden çalışma ve uzaktan çalışma gibi esnek çalışma biçimleri henüz yasalaşmamış olmasına rağmen, part-time çalışma hızla artıyor.
2009’da part-time çalışan 2 milyon 407 bin kişiydi. Bu sayı 2013’te 3 milyon 179 bine yükseldi. Yani 4 yılda part-time çalışan sayısı yüzde 32 arttı. Aynı dönemde toplam istihdamın yüzde 20 arttığını göz önünde bulundurursak, part-time çalışmanın hızla yaygınlaştığını görebiliriz.
Part-time çalışma özellikle kadınlar ve gençler tarafından tercih ediliyor. 2013 yılında toplam part-time çalışanların yüzde 60’ı kadın. Ayrıca part-time çalışanların yüzde 50’si 40 yaş altında. Fakat part-time çalışma eskisi gibi sadece öğrencilerin veya düşük nitelikli çalışanların tercih ettiği bir çalışma biçimi değil. Part-time çalışma hem yaygınlaşıyor, hem de bir zorunluluk olarak değil, bir tercih olarak yüksek eğitimli kişilerin de çalışma biçimi haline geliyor. Böyle olunca da bu tarz çalışanları korumak için yeni uygulamalara ihtiyaç doğuyor.
Taksici, değnekçi...
Bahsettiğimiz istihdam biçimlerinin sigortalılık
İŞKUR’a kayıtlı toplam 9 bin 625 yüksek lisans ve doktora mezunu işsiz var. Doktora derecesine sahip işsiz sayısı 331 kişi. Tabii ki bu rakamlar sadece İŞKUR’a başvuru yapan kişiler... Başvurmayanların sayısının bunun en az 5 katı olduğu bildiriliyor
OECD’nin istihdam tarafında yayımladığı son raporda 2000 yılı için 154 bin olan doktoralı yeni mezun sayısının, yükseköğretim sistemindeki genişleme ve bilgi ekonomisinin artan önemine bağlı olarak 2012 yılı itibariyle yüzde 38 artışla 221 bin yeni mezuna ulaştığını görülüyor.
OECD ülkeleri arasında en fazla doktora derecesine sahip olan nüfus, İsviçre’de. İsviçre’yi, İsveç, Portekiz, Finlandiya ve Almanya takip ediyor. Diğer taraftan, en az doktora mezununa sahip ülkeler ise Endonezya, Şili, Meksika ve Türkiye.İş aramıyorlar!
Araştırmaya göre, OECD’de ortalama olarak doktora mezunlarının yüzde 46’sı kadın. Türkiye’de ise doktora mezunu kadınların oranı yüzde 44. Bu arada, doktoralı kadın nüfus açısından OECD ortalamasının önemli ölçüde altında kalan iki ülke var. Bunlar, dünya ekonomisindeki yarışın önde gelenleri olan Japonya (yüzde 27) ve Güney Kore (yüzde 30).
OECD verilerine göre, doktora mezunları arasında
Soru: İşyerimizde 16 kişi çalışıyoruz. İşveren haksız yere işten çıkarırsa işe iade davası açamadığımızı duydum. Doğru mu? Doğruysa haksızlık değil mi?
Ercan Yaramaz
Cevap: İş güvencesi kapsamındaki bir işçinin işten çıkarılması için geçerli bir nedenin varlığı gerekir. İş güvencesi, İş Kanunu’na tabi olarak çalışan tüm işçileri kapsamaz. İş güvencesi kapsamında olmanın temel olarak üç şartı var; işyerinde en az 30 işçi çalışmalı, işçinin en az 6 aylık kıdemi bulunmalı, işçi belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışmalı.
Diğer yandan bu koşullara ilave olarak, iş güvencesinden yararlanmak isteyen kişinin işveren vekili veya yardımcısı konumunda olmaması gerekir. İşyerinde en az 30 kişinin çalışması şartında, işverenin aynı iş kollarındaki tüm işyerlerinde çalışanların toplam sayısı hesaba katılır.
30 kişinin hesabında o işyerinde belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışanlar dikkate alınır, belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışanlar göz önüne alınmaz. 6 aylık kıdemin hesaplanmasında ise yine aynı işverenin birden çok işyerinde geçirilen sürelerin birleştirilmesi söz konusu. Kişi aynı işverene bağlı iki farklı işyerinde 3’er aylık sürelerle çalışmışsa, 30 kişi şartı da
Memurlar uzun zamandır Hükümetten talep ettikleri ve bazıları üzerinde mutabakata varılmış konularda gerekli adımların atılmasını bekliyor. Ancak Türkiye gündeminin hızı nedeniyle bu taleplerin yerine getirilmesi gecikti. Taşeron işçilere kadro verilmesi gibi hayati önemdeki konular yoğun gündemde gerekli önemi göremedi.
Geçen perşembe günü Kamu Personeli Danışma Kurulu 2014’ün ilk toplantısını yaptı. Toplantıda memurlarla ilgili konuların tamamı masaya yatırıldı. Dokuz başlıkta uzlaşma sağlandı ve bu konularda gerekli düzenlemelerin yapılması adına kanun taslağı hazırlanarak Bakanlar Kurulu’na gönderildi.
Disiplin cezasına af
Taslakta yer alan konulardan ilki disiplin cezalarının affı. Affın kapsamı ve ne şekilde uygulanacağı ise henüz netlik kazanmış değil. İkinci konu aday memurken uyarı ve kınama cezası almış memurların memuriyetten çıkarılmasının engellenmesi. Üçüncü konu özelleştirmeler sonrası yeni kadrolarına araştırmacı olarak atanan müdür, genel müdür ve genel müdür yardımcılarının istekleri halinde mühendis, mimar veya avukat gibi kendi mesleklerine uygun kadrolara atanmasına dair... Anlaşmaya varılan ve taslakta yer verilen konular içerisinde Sümer Holding’te
Sağlık uygulama tebliği, sağlık hizmetlerinin düzenlenmesi, hangi sağlık uygulamalarının SGK tarafından karşılanacağı gibi konuları düzenleyen çok önemli bir tebliğ.
Sağlık Uygulama Tebliği’nde perşembe günü yapılan değişiklik ile 3 konuda önemli adımlar atıldı. Sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) yapılan değişiklik ile üniversite hastanelerinin vatandaştan alabileceği fark ücreti yükseldi. Buna göre; daha önce üniversite hastanelerinde öğretim üyelerinin mesai saatleri dışında yaptığı muayenelerde poliklinik hizmeti olarak SGK’nın belirlediği sağlık hizmet bedeli kadar, diğer hizmetlerde ise bu tutarın yarısı kadar ilave ücret talep ediliyordu.
Yapılan değişiklik ile öğretim üyelerinin mesai saati dışındaverilen poliklinik hizmetlerinde hastalardan SGK tarafından belirlenen bedelin iki katı, diğer hizmetlerde ise bu bedel kadar ilave ücret talep edilebilecek. Bu konudaki üst limit ise değişmedi. Hastalardan talep edilecek fark ücreti, asgari ücretin iki katını geçemeyecek. Üst limit korunmakla birlikte, poliklinik hizmetinde ve diğer hizmetlerde hastalardan talep edilecek fark ücretlerinin yüzde yüz yükseltilmesi, sağlık için vatandaşın cebinden çıkacak paranın artması
SORU: Sigortadan emekli dizi film oyuncusuyum. Hiçbir yere bağım olmadan ayda bir iki kez film setlerinde görev alıyorum. Çalıştığım dizide işveren olan yapımcıyla aramızda yazılı bir sözleşme yok. Bugüne kadar gider pusulası imzalayarak bölüm başına ücret alıyordum. Ancak şimdi benden makbuz düzenlememi istiyorlar. Bu durumda vergi mükellefi olarak fatura bastırmam ve fatura karşılığı ücret ödeyeceklerini söylüyorlar. Ne yapmam gerek? Cİhan K.
CEVAP: Bir kimse, ister dizide oynasın isterse inşaatta çalışsın, eğer işverenin emir ve koşulları altında, yine işveren tarafından belirlenen işyerinde çalışıyorsa, SSK’lı yani 4/a’lı olur. İşveren bu çalışanların primlerini öder. Dolayısıyla dizi oyuncuları işveren olan yapım şirketlerinin emir ve talimatı altında, işverenin gösterdiği yerde iş yaptıklarından 4/a sigortalısı yani SSK’lı olurlar. İşverenlerin bu çalışanlar için sigorta primlerini ödemesi gerekmektedir.
Bu kapsamda bir iş yapıp da, bir işverenin yanında ay içindeki çalışma gün sayısı 10 günün altında kalanlar için işveren olan yapımcının çalışanı sigortalı yapma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Böyle bir durumda, çalışan işverenle aralarında yapılmış sözleşmeyi SGK’ya