ESNEK ÇALIŞMAYLA ÇARKLAR DÖNER

Koronavirüse karşı tedbirler çalışma hayatını olumsuz etkiliyor. Ancak İş Kanunu’na göre esnek çalışma mümkün. Esnek çalışma üretimin devamını ve çalışanların işini kaybetmemesini sağlayacaktır. Bu modelleri inceleyelim.

Son 2 aydır dünya gündeminde yer alan ve gün geçtikçe yayılan koronavirüse yönelik alınan tedbirler ve bunların sonuçları ekonominin yanı sıra çalışma hayatını daha fazla etkilemeye başladı.

Özellikle turizm başta olmak üzere hizmet sektöründeki rezervasyon iptalleriyle işlerin durma noktasına gelmesi, çalışanların hastalık, karantina gibi nedenlerle işyerinde bulunamaması, virüsün yoğun şekilde görüldüğü ülkelerle ticaret yapılamaması, uluslararası talebin düşüşü gibi nedenler üretimde ciddi anlamda azalmalara neden oluyor.

Kamuda tamam

Bazı ürünlere artan talep nedeniyle üretimin iç piyasaya yönlendirilmesi belli sektörlerde avantaj sağlıyor gibi görünse de yeterli olmuyor.

Bu bağlamda hem çalışan, hem de işveren açısından çalışma hayatının ciddi tehdit altında olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Hükümet tarafından memurlar ve diğer kamu görevlileri açısından bazı tedbirler alınıyor.

Bu kapsamda; Cumhurbaşkanlığı 13.03.2020’de idari izinlere ilişkin genelge niteliğinde bir yazı yayımladı. Bu yazıda kamu görevlilerinin yurtdışına giriş çıkışı durduruldu ve ivedi durumlar için izin alma şartı getirildi. Bunun dışında;

Yurtdışında bulunan kamu görevlilerinin dönüş tarihinden itibaren 14 gün izinli sayılması,

Hamilelerin, süt izni kullananların, yöneticiler hariç 60 yaş üstü personelin, kronik hastalıklar başta olmak üzere sağlık bakanlığının belirlediği dezavantajlı grupların 12 gün idari izinli sayılmaları,

Kamu kurumlarının faaliyetlerini sağlayacak şekilde asgari sayıda personel bulundurulmak şartıyla okul öncesi ve ilköğretimde çocuğu bulunan kadın çalışanlara talepleri halinde yıllık izin verilmesi, yıllık izin hakkı olmayanların mazeret izinlerinin kullandırılması imkânları getirildi.

Getirilen bu imkanların yazım dilinde “çalışan” kavramının kullanılması nedeniyle 657 sayılı kanun kapsamındaki memurlar ve sözleşmeliler dışında kamuda İş Kanunu kapsamında istihdam edilen işçileri de kapsadığı anlaşılmaktadır.

Peki ya özel sektör?

Peki kamu kurumu olmayan işyerleri ve görevlisi olmayan özel sektörde İş Kanunu kapsamında çalışanlar için durum nedir? Kısaca bakalım...

Telafi çalışması ve denkleştirme

Zorunlu nedenlerle işin durması, ulusal bayram ve genel tatillerden önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi veya benzer nedenlerle işyerinde normal sürenin önemli ölçüde altında çalışılması veya tamamen tatil edilmesi ya da işçinin talebi ile kendisine izin verilmesi halinde, işveren 2 ay içinde çalışılmayan süreler için telafi çalışması yaptırabilir.

Öte yandan tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde 11 saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir.

Denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile 4 aya kadar artırılabilir. Turizmde 4 aylık sürede işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz; denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile 6 aya kadar artırılabilir.

ESNEK ÇALIŞMAYLA ÇARKLAR DÖNER

ÖZEL SEKTÖR ‘iş’te hangi imkâna sahip?

Yıllık izin mi, ücretsiz izin mi?

İşyerlerinde mal veya hizmet üretiminin ciddi şekilde düşmesi nedeniyle işçi ile işveren anlaşarak yıllık izinlerin kullandırılması iş sözleşmeleri feshedilmeyerek çalışmaya devam edilmesi mümkün.

Çalışan yazılı olarak talep etmediği takdirde işverenin zorlamasıyla ücretsiz izin kullandırılamaz. İşveren tarafından ücretsiz izne gönderilen çalışanlara İş Kanunu 24. maddeye göre haklı nedenle fesih hakkı doğar. İşçi ve işverenin anlaşması halinde, işçiye ücretsiz izin verilmesi konusunda engel bulunmuyor.

Zorlayıcı neden 1 haftayı aşmaz

4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/III ve 25/III maddelerinde “zorlayıcı neden” düzenlendi. Zorlayıcı nedenlerle üretimin durması halinde ücret ödeme yükümlülüğü 1 hafta süreyle yarım ücret şeklinde devam etmekte. Üretimin durma süresi 1 haftalık süreyi aştığında ise iş akdi askı durumuna geçecektir.

‘Kısa çalışma’ önemli bir araç

Koronavirüs salgını gibi durumlarda kısa çalışma en önemli enstrüman. Genel ekonomik, sektörel, bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle işyerinde haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak en az 3’te bir azaltılması veya işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen en az 4 hafta durdurulması hallerinde, işyerinde 3 ayı aşmamak üzere (Cumhurbaşkanı kararı ile 6 aya kadar uzatılabilir) sigortalılara çalışamadıkları dönem için gelir desteği sağlayan bir uygulamadır.

İşverenin İŞKUR’a başvuruda bulunması ve iş müfettişlerince yapılan uygunluk tespiti sonucu işyerinin bu durumlardan etkilendiğinin tespit edilmesi gerekmektedir.

Brüt kazancın %60’ı

İşçinin kısa çalışmanın başladığı tarihte, çalışma süreleri ve işsizlik sigortası primi ödeme gün sayısı bakımından işsizlik ödeneğine hak kazanmış olması gerekmektedir.

Kısa çalışma kapsamında; işçilere kısa çalışma ödeneği ve genel sağlık sigortası primleri ödenmekte. Emekliliğe esas uzun vadeli sigorta primleri ve iş kazası meslek hastalıkları primi bu kapsamda ödenmemektedir.

Günlük kısa çalışma ödeneği; sigortalının son 12 aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının yüzde 60’ıdır. Bu şekilde hesaplanan kısa çalışma ödeneği miktarı, aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde 150’sini geçemez. (2020 yılı için; en yüksek kısa çalışma ödeneği miktarı 4.380,99 TL, en düşük kısa çalışma ödeneği miktarı 1.752,40 TL olarak hesaplanmaktadır.)

Uzaktan çalışma avantaj sağlıyor

Uzaktan çalışma, eskiden beri uygulanan bir çalışma türü olmasına karşın, özellikle son yıllarda teknolojinin gelişmesiyle dünyada ve ülkemizde yaygınlık kazanmış ve işçinin çalışma zamanının kendisi tarafından belirlenmesi, işyerine gidip gelme külfetinden kurtulma, emziren kadın işçinin çocuğuna daha fazla zaman ayırabilmesi gibi sağladığı avantajlar nedeniyle daha fazla tercih edilir hale geldi.

İş Kanunumuz’un 14. maddesine 2016’da eklenen fıkralar ile işçilere teknolojik iletişim araçları aracılığıyla işyerinin dışında çalışma imkânı sağlanarak işin niteliğine göre iş edimlerini evlerinde yerine getirme imkânı düzenlenmiştir.

Uzakta çalışmada işçiler, esaslı neden olmadıkça salt iş sözleşmesinin niteliğinden ötürü emsal işçiye göre farklı işleme tabi tutulamayacaktır.

Uzaktan çalışacak işçilerin iş sözleşmelerinin yazılı bir şekilde yapılması ile işin tanımı, şekli, süresi ve yeri, ücret ve ücretin ödenmesi gibi hükümlerin sözleşmede yer alması zorunludur.

Her işyeri bu modele geçebilir

İşçi ve işverenin anlaşması halinde İş Kanunu’nda belirtilen kurallar çerçevesinde uzaktan çalışma modeline her işyerinde geçilmesi mümkündür.

Zamanımızda uzaktan çalışma daha çok reklamcılık, çeviri, dokümantasyon, programcılık, emlak, bankacılık, basın-yayın ve ticaret sektörü de dâhil birçok alanda uygulanmaktadır. İnternet ağının ve cep telefonu kullanımının artması uzaktan çalışmayı daha da fazlalaştırmıştır.

Milat olur mu?

Uzaktan çalışma ilk başlarda evden çalışma olarak algılansa da teknolojik araçların artışıyla bir mekana bağlı olmadan yapılan çalışma olarak değerlendirilmektedir.

Özellikle içinde bulunduğumuz salgın dolayısıyla bankaların, sigorta şirketlerinin, telekom şirketlerinin, çağrı merkezlerinin, danışmanlık firmalarının, yazılım şirketlerinin uzaktan çalışma modeline hızla geçtiklerini izlemekteyiz.

Koronavirüs tedbirleri nedeniyle hem işyerlerinde mal veya hizmet üretiminin devam etmesi, hem de çalışanların işlerini kaybetmemeleri İş Kanunumuz’da bulunan esnek çalışma modellerine geçilmesi ile mümkün olabilir. Bu durum belki ülkemiz çalışma hayatında esnek çalışma modellerinin, özellikle uzaktan çalışmanın yaygınlaşması için milat olacaktır.