Gündemde işe dönüş var

28 Temmuz 2021

OECD, Kovid-19 sonrası toparlanma sürecine odaklanan ‘İstihdamın Görünümü (2021)’ raporunu yayınladı. Raporda, salgından en çok etkilenen ve zorlukla karşılaşma ihtimali olanlara dikkat çekiliyor.

Kovid - 19’un ilk şokundan bu yana bir buçuk yıl geçti. Pek çok ülke birden fazla kez salgın yükünü yaşadı. Şu günlerde delta varyantının etkisiyle ‘dördüncü dalga’ dile getiriliyor.

İinsanlar, koronavirüs hakkında daha fazla şey öğrenip de aşılamaı hız kazandıkça, kısıtlamalar biraz daha gevşedii. Bu da çok kişinin işe dönmesini sağladı. Ekonomik canlanma başlarken, sadece salgından en çok etkilenenleri değil, aynı zamanda salgının neden olduğu zorluklarla karşılaşması muhtemel olanları da belirlemek önemli. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) da Kovid-19 sonrasındaki toparlanma sürecine odaklanan “İstihdamın Görünümü (2021)” başlıklı yeni raporunda bu hususu vurguluyor.

OECD raporuna göre, salgının başlamasından bir yıl sonra, çalışılan saatler hala kriz öncesi seviyelerin çok uzağında. Aralık 2019 ile karşılaştırıldığında Mart 2021’de çalışılan saatlerin, güncel çalışılan saat istatistiklerinin mevcut olduğu 10 ülkede ortalama yüzde 7 geride olduğunu gösteriyor. Bu, OECD genelinde çalışılan saatlerin yüzde 15’in üzerinde düştüğü 2020’nin ikinci çeyreğine kıyasla nispeten iyi bir durum.

Salgın işsizliği

Salgın işgücü piyasasında eşi benzeri görülmemiş bir etki yarattı. İşten çıkarmaların yaygın etki gösterdiği ABD ve Kanada’da işsizlik rakamları arttı. OECD işsizlik oranları bir ayda yüzde 3 oranında yükseldi. Çok kişi işgücü piyasasından çekildi. Özellikle küçük çocuğu olan kadınlar için işgücü piyasasında kalmak zorlaştı.

Rapora göre, Kovid-19 kriziyle, düşük ücretli mesleklerde çalışma süreleri OECD genelinde yüzde 28 azalmış. Bu oran, yüksek ücretli meslekler için söz konusu olan düşüşe kıyasla 18 puan daha yüksek. Rapor, krizin, düşük eğitimli çalışanlar açısından yüksek eğitimlilere  göre yaklaşık üç kat düzeyinde olduğuna dikkat çekiyor.

Yazının devamı...

Emekli çalışana kıdem için rota

26 Temmuz 2021

Emekli olup çalışmaya devam edenlerin aklında kıdem tazminatı var. Aylığını kestirip çalışanlar, işveren işten çıkarır veya haklı nedenle işten ayrılırlarsa kıdem tazminatı alırlar. İşte ayrıntılar...

1 Ekim 2008’den önce çalışmaya başlamış veya emekli olmuş bir kişi, emekli olduktan sonra 4/a’lı olarak aynı veya başka bir işverene bağlı çalışmaya devam etmek isterse sosyal güvenlik destek primi (SGDP) ödeyerek aylığı kesilmeden çalışabileceği gibi aylığını kestirip normal prim ödeme yöntemine de dönebilir. Bu nedenle günümüzde birçok işçi yaşlılık aylığı almasına rağmen çalışmaya devam edebilmektedir. Hem yaşlılık aylığı almak hem de kıdem tazminatına hak kazanmak işçilerin bu yolu tercih etmelerinin başlıca nedeni.

Bütün işçiler açısından bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla işten ayrılmaları kıdem tazminatına hak kazandıran bir durumdur. Ayrıca sigortalılara yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için çalıştığı işinden ayrılması ve yazılı istekte bulunması gerekmektedir. Bu nedenle emekli olduktan sonra SGDP ödeyerek çalışma imkanı bulunan işçiler hem yaşlılık aylığını bağlatmak, hem de kıdem tazminatı alabilmek için istifa etmeyi tercih etmektedirler.

Yargıtay ne dedi?

Yargıtay, emeklilik nedeniyle işten ayrılan çalışanın tekrar aynı işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde, emekli olunan tarihte kıdem tazminatı ödenmişse, kıdem hakkının sıfırlandığı yönünde kararlar vermişti. Yani, emekli olup kıdem tazminatı aldıktan sonra aynı işyerinde çalışan kişi için yeni bir çalışma dönemi başlamakta ve hem bir yıllık asgari sürenin baştan başlaması, hem de son süre üzerinden kıdem tazminatı ödenmesi söz konusu olmaktaydı.

Çalışanın bu işyerinden tekrar ayrılırken ödenecek olan kıdem tazminatının da emekli olduktan sonraki dönem üzerinden hesaplanması gerektiği belirtilmekteydi.

Mahsuba konu olur

Yazının devamı...

Kısa çalışma sonrası işsizlik maaşı ne oldu?

21 Temmuz 2021

Pandemide 3 milyondan fazla kişiye kısa çalışma ödeneği ödenerek, bu kişilerin iş ilişkisinin devamı sağlandı. 30 Haziran’da biten “kısa çalışma”dan faydalananlar yeniden işsizlik maaşı hak etmeden önce her ne nedenle işten ayrılırlarsa ayrılsınlar işsizlik maaşı alabilirler.

Kısa çalışma ödeneğinden yararlanma şartları normal başvuru halinde işsizlik maaşı alma şartları ile aynıydı. Ancak koronavirüs nedeniyle şartlar kolaylaştırıldı. Son 3 yılda en az 450 gün işsizlik sigortası primi olan ve son 60 gün iş sözleşmesi var olan çalışanlar kısa çalışma ödeneği alabilirdiler.

Dolayısıyla bazı çalışanlar (son 3 yılda en az 600 gün primi olup 120 gündür iş sözleşmesi bulunanlar) aynı zamanda işsizlik sigortasından maaş alma hakkına da sahip olarak kısa çalışma ödeneği aldılar, bazı çalışanlar ise (son 3 yılda 600 gün primi olmayıp 450 gün primi olan ya da son 120 gündür iş sözleşmesi olmayıp son 60 gündür iş sözleşmesi bulunanlar) işsizlik maaşı hakkı yokken kısa çalışma ödeneği alabildiler.

Mahsuplaşma sorusu

Normalde kısa çalışma ödeneği almaya hak kazanan işçinin kısa çalışma ödeneği aldığı süre, işsizlik maaşı alabileceği süreden mahsup ediliyor. Yani kısa çalışmaya gidilen tarihte 10 ay işsizlik maaşı almaya hak kazanan bir işçi, 3 ay boyunca kısa çalışma ödeneği alırsa, geriye 7 aylık işsizlik maaşı hakkı kalıyor. Kısa çalışma ödeneği miktar olarak değil, süre olarak işsizlik maaşından düşülüyor.

Dolayısıyla işçinin maddi açıdan kaybı olmuyor, yalnızca işsizlik maaşı alabileceği süre kısalıyor. Diğer yandan kısa çalışma ödeneğinin işsizlik maaşı alınacak süreden mahsup edilmemesi yönünde Cumhurbaşkanı kararı yayımlandı ve bu sürelerin işsizlik maaşından mahsup edilmemesi sağlandı. Bu nedenle kısa çalışmadan çıkan işçi kısa çalışmaya gidildiği tarihten ne kadar hak etmişse o süre kadar işsizlik maaşı alabilecek.

Kısa çalışma ödeneği alan işçi, kısa çalışmanın başlangıç tarihi itibarıyla işsizlik ödeneğine hak kazanmış oluyor. Örneğin 1 Nisan 2020 itibarıyla kısa çalışmaya gidilen işyerinde son 3 yıl kesintisiz çalışmış bir işçi, 10 ay işsizlik maaşı alma hakkına sahip olarak kısa çalışma ödeneği alıyor. Yani işverenin kısa çalışmaya başvurusu sonrası kısa çalışma ödeneği almaya başlayan işçilerin işsizlik sigortasından yararlanmak için gerekli fesih şartı sağlanmış oluyor. Kısa çalışma ödeneği alabilmek için prim şartını sağlamış işçi, fesih şartını da sağlıyor ve o tarih itibarıyla kaç ay işsizlik maaşı alma hakkı varsa kısa çalışma ödeneği aldığı aylar bu süreden düşülüyor.

Yazının devamı...

Telafi çalışmasıyla 11 gün tatil imkânı

14 Temmuz 2021

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü ile Kurban Bayramını birleştirenler 11 günlük tatil yapabilecek. Arada kalan 16 Temmuz ve 19 Temmuz’da izinli sayılmanın iki yolu bulunuyor, birincisi telafi çalışması, ikincisi ise yıllık izin

Yarın 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü, haftaya ise Kurban Bayramı. Ulusal bayram ve genel tatil günü olmayan günlerin tamamlanması ile birlikte uzun bir tatile ulaşılabiliyor. Kimi sektörlerde ulusal bayram ve genel tatil günleri yoğunluğun arttığı, daha fazla çalışılan günler olmakla birlikte, kimi sektörlerde yoğunluk azaldığı için blok tatiller yapılabiliyor. Arada kalan günlerde izinli sayılmanın ise temelde iki yolu bulunuyor. Bunlardan biri telafi çalışması diğeri ise yıllık izin kullanımı.

Telafi çalışması

Bayramda tatil yapan işçiler, bayram tatillerinin önlerinde veya sonlarında bulunan günleri de tatillerine eklemek ve bayramı uzun bir dinlenme dönemine çevirmek istemekteler. Telafi çalışmasında işveren ulusal bayram ile hafta tatili arasındaki yarım, bir, bir buçuk işgününü tatil edebilmekte bunun karşılığında işçilerin diğer haftalarda günlük çalışmalarının üzerinde çalışmalarını talep edebilmektedir. Telafi çalışması işçilerin onayını gerektirmediğinden işverenler şartlar oluştuğunda doğrudan bu yola başvurabiliyor. İşyeri ulusal bayram nedeniyle tatil edildikten sonra, dört ay içinde işçilere telafi çalışması yaptırılabiliyor. Fakat burada dikkat edilmesi gereken şey, telafi çalışma süresinin günde üç saatten fazla olamayacağı ve işçilerin her hâlükârda günde 11 saatten fazla çalıştırılmaması gerektiği. Telafi çalışması yapmak şartıyla izinli sayılmayı işçiler de talep edebilir. Fakat işverenin yaptığı tatilden farklı olarak işçilerin talebinin işveren tarafından yerine getirilmesi zorunlu değil.

İşverenin yetkisi

İşverenin elindeki ikinci yol ise kanunda yapılan değişiklikle yıllık ücretli iznin günlük olarak kullandırılabilmesinin önünün açılması. Artık işverenler bir parçası 10 günden az olmamak şartıyla yıllık ücretli izinleri istenildiği kadar parçaya bölerek kullandırabildiklerinden, bayram öncesi ve sonrası dönemler için çalışanın yıllık ücretli izin sürelerini kullanmasını talep edebilecekler. Fakat yıllık izin kullandırılması telafi çalışmasından farklı olarak işçinin onayına tabi. Çünkü kanun açıkça yıllık iznin bölünmesini tarafların anlaşmasına bağlamış durumda. İşverenin o günleri yıllık izinli olarak sayabilmesi için işçilerden yazılı onay alması gerekiyor. İki uygulamadan hangisinin tercih edileceği ise işverenin yaptığı işe göre tespit edeceği bir durum. Yıllık izin kullanımında sadece tatil olmayan günlerin karşılığı yıllık izinden düşürülecek, bayram günlerinin izinleri ise yıllık izinden düşürülmeyecektir.

Bayramda çalışmak çalışanın onayına tabi

Yazının devamı...

Engelli emekliliği hakkında her şey

12 Temmuz 2021

Engellilerin emekliliğinde belki en kritik nokta engellilik oranlarının tespit edilmesi. Engellilik oranına göre emeklilik koşulu değişiyor. İşte ayrıntılar...

Engelliler diğer sigortalılardan farklı olarak yaş şartına tabi olmaksızın emekli olabilirler. Bunun için ilk olarak engellilerin engellilik oranlarının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu oran engellilerin emekliliğinde kritik noktadır. Engellilik oranına göre emeklilik koşulları farklılık göstermektedir.

Engellilerden bir işverene bağlı olarak çalışanlar, yani 4/a’lılar, engellilik oranı ve ilk kez sigortalı oldukları tarihe göre emeklilikte farklı koşullara tabidirler.

İlk kez 1 Ekim 2008 ve sonrasında sigortalı olan engelliler, SGK’dan alacakları sevk ile yetkili hastanelerden aldıkları sağlık raporları uyarınca çalışma gücündeki kayıp oranına göre emekli olurlar. Buna göre; sağlık kurulu raporuna göre çalışma gücü kaybı;

Yüzde 50 ila yüzde 59 arası sigortalılar 16 yıllık sigortalılık süresi ve en az 3.700 gün,

Yüzde 40 ila yüzde 49 arası olanlar ise 18 yıllık sigortalılık süresi ve en az 4.100 gün şartlarını yerine getirdiklerinde emekli olabilirler.

Ancak 1 Ekim 2008 ila 1 Ocak 2015 arasında ilk kez sigortalı olan engelliler için kademeli geçiş ile belirlenen emeklilik koşulları söz konusu. İlk kez sigortalı olunan tarih ilerledikçe emeklilik için geçerli koşullar ağırlaşmaktadır. 01.01.2015 ve sonrasında ilk kez sigortalı olan engelliler en az 4.320 gün prim ve 16 yıl sigortalılık şartları ile emekli olabilir. Bu durumdaki kişilerin ilk kez sigortalı oldukları tarihe göre emeklilik için tabi oldukları prim ödeme gün sayısı yandaki tablodaki gibidir.

Yazının devamı...

Gece çalışmaları 7.5 saati geçemez

7 Temmuz 2021

İşçinin çalıştığı sürenin yarısından fazlası, saat 20.00’de başlayıp 06.00’da biten zaman dilimine denk geliyorsa buna ‘gece çalışması’ adı verilir. Mevzuata göre işçilerin gece 7.5 saatten fazla çalıştırılmaları yasaktır.

Gece döneminde çalışma, işçilerin sağlığını etkileyebilecek bir durum olduğundan, bu dönemde yapılacak çalışmalar ayrı hükümlerle düzenlenmiştir. Genellikle vardiyalı çalışma düzeninde karşımıza çıkan gece çalışması, vardiyalı olmadan işin niteliği olarak da karşımıza çıkabilmektedir. Vardiyalı çalışmada işin kesintisiz devam etmesi nedeniyle işyerinin sürekli faaliyet göstermesi söz konusu iken, bazı işler niteliği gereği sadece gece yapılmaktadır. Gece çalışması ister vardiyalı çalışma düzeninden kaynaklansın, isterse işin niteliği gece çalışılmasını gerektirsin İş Kanunu’nun gece çalışmasına ilişkin 69. maddesine tabi olacaktır.

İş Kanunu’na göre gece en geç 20.00’de başlayıp, en erken 06.00’da biten dönemi ifade etmektedir. Bir çalışmanın yarıdan fazlası bu sürelere denk geliyorsa, ilgili çalışma bir gece çalışmasıdır. Yargıtay’a göre bir çalışmanın yarıdan fazlası gece dönemine denk geliyorsa, sadece gece dönemine denk gelen çalışma bölümü değil, bütün çalışma gece çalışması sayılacak, tüm süre gece çalışmasının kurallarına tabi olacaktır. Yargıtay incelemesine konu olan olayda 18.00 - 08.00 saatleri arasında 14 saat işyerinde bulunan işçinin, iki saat ara dinlenmesi süresi düşüldükten sonra 12 saatlik çalışmasının tamamı gece çalışması sayılmıştır. İşçilerin gece 7.5 saatten fazla çalıştırılmaları yasaktır. Bu nedenle 7.5 saatten 12 saate kadar olan bölüm doğrudan fazla çalışma sayılmıştır. Yapılan bu fazla çalışma hukuka aykırı olsa da Yargıtay işçinin ücretinden mahrum kalmaması gerektiği amacıyla bu tür çalışmalara doğrudan fazla çalışma sonucunu bağlamaktadır.

İstisna olan sektörler

Gece dönemine, gece çalışmasında çalışma süresi üst sınırı olana 7.5 saate ve bu saatten fazla çalışma yasağına ilişkin kurallar hem vardiyalı çalışmalar, hem de niteliği gereği sadece gece yapılan çalışmalar için geçerlidir. Dolayısıyla sadece gece işi yapan bir işçi de 7.5 saatten fazla çalıştırılamayacaktır. Fakat turizm, özel güvenlik ve sağlık hizmeti yürütülen işlerde işçinin yazılı onayının alınması şartıyla yedi buçuk saatin üzerinde gece çalışması yaptırılabilir. Ayrıca zorunlu ve olağanüstü fazla çalışmanın söz konusu olduğu durumlarda da gece çalışması yedi buçuk saati aşabilecektir.

Vardiyalı çalışma

Vardiyalı çalışmada gece çalışması ayrıca düzenlenmiştir. Düzenlenmenin temel amacı işçinin sürekli aynı postada çalıştırılmasını engellemektir. Sürekli gece vardiyasının, işçinin sağlığını bozacağı açıktır. Kanunda gece ve gündüz işletilen ve nöbetleşe işçi postaları kullanılan işlerde, bir hafta gece çalışanın, ondan sonra gelen hafta gündüz çalıştırılması suretiyle sıraya konulacağı düzenlenmiştir. Gece ve gündüz postalarında iki haftalık nöbetleşme esası da uygulanabilir. Bu şekilde iki haftada bir vardiyanın değiştirilmesi zorunludur.

Yazının devamı...

İş göçü büyüyor riskler artıyor

5 Temmuz 2021

Göçmen işçiler küresel işgücünün yaklaşık yüzde 5’ini oluşturuyor ve bu oran giderek artıyor. ILO’nun son raporuna göre salgın başta kadınlar olmak üzere göçmen işçilerin karşı karşıya oldukları riskleri daha da artırdı.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından geçtiğimiz hafta açıklanan veriler, 2017 - 2019 yılları arasında uluslararası göçmen işçi sayısının 164 milyondan 169 milyona yükseldiğini gösteriyor. Bununla birlikte, 15 - 24 yaş grubundaki genç göçmen işçilerin payı da 2017’den bu yana 3.2 milyon (yaklaşık yüzde 2) artarak, 2019’da 16.8 milyona ulaşmış durumda.

ILO tarafından yayınlanan ‘Küresel Uluslararası Göçmen İşçi Tahminleri: Sonuçlar ve Metodoloji’ başlıklı rapor, 2019 yılında uluslararası göçmen işçilerin küresel işgücünün yaklaşık yüzde 5’ini oluşturduğunu ortaya koyuyor. Dolayısıyla, göçmen işçilerin küresel ekonominin ayrılmaz parçası olduğunu söylemek mümkün. Ancak ne yazık ki, küresel ekonomiden aldıkları pay veya çalışma koşulları açısından iyi bir tablodan bahsetmek söz konusu değil.

Ağır iş koşulları

ILO araştırması, çok sayıda göçmen işçinin geçici, kayıt dışı veya korumasız işlerde çalıştığını ve güvencesizlik, işten çıkarılma ve ağırlaşan çalışma koşulları bakımından daha büyük riske maruz kaldığını gösteriyor.

Üstelik, Kovid - 19 krizi göçmen işçilerin karşı karşıya oldukları riskleri daha da artırdı. Örneğin, kriz nedeniyle işten çıkarılan ilk çalışanlar daha çok göçmen işçiler oldu. Dahası, kayıt dışı ve güvencesiz çalışma nedeniyle hastalandıklarında tedavi imkânlarına erişim daha zor gerçekleşti ve hatta ulusal Kovid - 19 politika önlemlerinden dışlandıkları görüldü.

Diğer taraftan, salgın nedeniyle özellikle göçmen kadınlar için mevcut kırılganlıklar ağırlaştı. Bu durumun sebepleri kadınların daha çok düşük ücretli ve düşük vasıflı işlerde istihdam edilmeleri ve buna bağlı olarak, sosyal korumaya erişimlerinin sınırlı olması ile destek hizmetleri açısından da daha az seçeneğe sahip olmaları.

Yazının devamı...