Kara kış yeni başlıyor!

16 Ocak 2022

Trabzonspor’un ligdeki konumu çok farklı. Takipçileri ile aradaki puan farkına güvenip gevşeme ve oyun planlarından sapma gibi bir lüksü yok. Taraftar ise üç büyükler ile araya konan mesafeye kanmamalı. Bu sezon mücadele geleneksel olmayacak. O yüzden bordo-mavili ekibin kollayacağı ve dikkat edeceği takımlar, hedefi tehdit eden gerçek unsurlar olacak.

Sivasspor da bunlardan biri idi. Kazanması durumunda sınıf atlamasını sağlayacak bir fırsat vardı elinde. Nitekim son dakikaya kadar oyun disiplinine sadık kalmaya çalışarak Trabzonspor’un ayarlarını bozdu. Eksiklerine rağmen kontrolü elinde tutmaya çalıştı. Hakkını verelim, Rıza Çalımbay’ın öğrencileri rakibe her türlü güçlüğü çıkardı. Aldığı puan da helal süt gibiydi.

Trabzonspor’un maç boyunca etkili olduğunu söyleyemem. Özellikle üçüncü bölgede istediği pasları alamayan Cornelius yalnız kaldı. Dün ilk kez forma giyen Visca vasat göründü. Boşnak oyuncunun boş alan bulması ve kaleye dikine gitmesi için baskı altında kalmaması gerek. Sivasspor bu bölgeye önlem alınca, konuk ekip sağ kulvarı verimli kullanmadı.

Set oyunu ve doğru geçişler rakibi tartmak adına tercih edilebilir. Ancak Bakasetas ve Hamsik gibi pas trafiğini idare etmesi gereken isimlerin devreye girmesi için görev paylaşımı gerek. 

Bu ikilinin beklenen performanslarından uzak kaldı. Unutmadan; savunmadan çıkarken başlangıç hamlelerinin Hüseyin’e bırakılması büyük riskti. Kullandığı topların tamamına yakını rakibe gitti. Hüseyin’in işlevi bu olamaz.

Futbolun içinde hata her zaman var. Sivasspor’un golünde kaleci Uğurcan’ın topu elinden kaçırması şanssızlıktı. Leke James’e bitiriş dokunuşunda ekstra iş düşmedi. Son iki yıla bakıp, Uğurcan’ın kazandırdıklarından puanlardan düşelim.

Bordo-mavili ekip kanat organizasyonları konusunda da zayıf kaldı. Nwakaeme, yokluğunda denli önemli bir silahı olduğunu hatırlatıyor bize. O olmayınca topu rakip sahada kim tutacak? Savunmayı kim dağıtacak? Evet her oyuncu özel ve değerlidir.

Ancak Nwakaeme farklı. Yerinin dolmayacağı ortada. Abdülkadir Ömür ilk yarıda sol çizgiyi kullandı ama attığı gol bir yana, çift taraflı oynamayı beceremedi. Sonrasında yerini hikayesinden ders çıkarması gereken ağabeyi Yusuf Erdoğan’a bırakmak zorunda kaldı. Yusuf da elinden geleni yaptı. Aşırtma vuruşunda Samba topu çizgiden çıkaramasa, galibiyete adını yazıdırabilirdi.

Yazının devamı...

Sancılı üçlük!

8 Ocak 2022

Skordan bağımsız söylüyorum, iki takım arasındaki güç farkının altını çizmek şart. Aksi takdirde, hayallerini giderek büyüten bir camianın rehavete kapılması, futbolun gerçeklerinden uzaklaşması kaçınılmaz olur. Bunun karşılığı ise beklenmedik sonuçlarla yaşanacak hüsrandır. Abdullah Avcı’nın kitabında bu tarz gevşekliklere yer olmadığı kesin.
Taraflı tarafsız tüm futbol severler kabul ediyor; Trabzonspor bu sezon en güçlü oyuna sahip takım. Yeni transferleri ile olası talihsizlikleri tolare edecek geniş bir kadrosu var. Sanırım devamı da gelecek. Süper ligde bu kadar planlı-programlı başka kulüp yok. Futbol sadece sahada oynanmıyor. Bu ise, rakiplerine karşı ciddi bir avantaj sağlıyor. Abdullah hoca faktörü de başlı başına en büyük şansı.
***
Maça geçmeden önce; Bruno Peres’e parantez açayım. Henüz 7. dakikada kırmızı kartla oyun dışı kalmadığı için, hakem Fırat Aydınus’a ve VAR’daki Ali Şansalan’a teşekkür etmeli. Kimse Karim Hafes’in yüzüne attığı ters tokatın masum olduğunu söylemesin. Bilerek ve elini silah olarak kullanarak Hafes’in sağlığını tehlikeye soktu. Sanırım Fırat hoca ve Şansalan, tokatın “şiddetini” yeterli görmedi! Benim gördüğüm kana bulanmış bir forma ve tampon yapılmış burun idi. Bu tarz kararlar Trabzonspor’a zarar veriyor. İmtiyazlı olmaya ihtiyacı mı var bordo-mavili takımın?..
***
Malatyaspor başta teknik direktörü olmak üzere yenilgiyi kabullenmiş bir ruh hali içinde başladı maça. Oysa geriye düştükten sonra kaybedeceği ne vardı ki? Bir kez rakibinin üzerine gitti, onda da Kubilay, imkansızı başararak altı pas üzerinden topu bir savunmacı gibi dışarı yolladı.
İstatistikler Trabzonspor’un ezici üstünlüğüne işaret etse de, hücum anlamında istediklerini yapmakta zorlandı ev sahibi ekip. Hamsik ve Bakasetas’ın bir tık daha yukarı çıkmaları gerekiyordu. Oysa arkadaşlarının onların bitirici paslarına ihtiyacı vardı. Batuhan hep oyunun içinde kaldı. Abdülkadir Ömür gayretli idi ama yetmez. Visca’nın alternatifi olmak istemiyorsa, daha fazlasını vermeli. Gelelim formasına kavuşan Nwakaeme’ye. Kısa bir aradan sonra döndü ve gözümüzün pasını sildi, özlemişiz ayağına yapışan topu izlemeyi. Lakin maç eksikliğini belli etti. Bu arada karşılaşmanın tek golünde çok şık bir asist yaptı, Cornelius ise serisine devam etti.

Yazının devamı...

Bu sonuca itiraz edilmez!

26 Aralık 2021

Önce Gervinho, sonra Nwakaeme, ardından Hugo ve son olarak Edgar. Trabzonspor’un mevkilerinde en etkili oyuncuları teker teker sakatlandı. Geniş bir kadroya sahip olsa da, yerleri kolay doldurulamayacak oyuncular hepsi.
Başakşehir karşısına bu oyuncularından yoksun çıktı bordo-mavili ekip. Lakin temeli sağlam attıysanız, duvar örecek usta bulmakta zorlanmazsınız.
Emre Belözoğlu’nun göreve gelmesiyle kimlik değiştiren ve yükselişe geçen konuk takım, rakibin eksiklerinden yararlanmak istedi. İlk yarıdan başlayarak ilerlersek; Trabzonspor’un müthiş takım savunmasının ön plana çıktığını söyleyebiliriz. Savunmanın göbeğinde ilk kez birlikte oynayan Hüseyin-Denswil ikilisi zaman zaman hata yapsa da, korkulan olmadı. Peres ve Trondsen kanatları doğru kapadı. Visca’nın sağ, Guldbrandsen’in soldaki etkinliği azaldı.
Taktik savaşı olarak nitelendirebileceğiz bu bölümde Hamsik’in orta sahanın liderliğini üstlenmesi ve savunmanın arkasına attığı paslar tehlikeler yarattı. Aslına bakarsanız Trabzonspor açısından şanssız bir süreçti. Önce Dorukhan, sonra Cornelius’un direkte patlayan topları birkaç santim aşağı düşse, ikisine de “harika goller” diyebilirdik.
Buna karşın Başakşehir’in kaleyi bulan tek şutu Visca’nın serbest vuruşu oldu. Kaleci Uğurcan tehlikeyi riske girmeden çift yumrukla savuşturdu.
Gelelim ikinci yarıya. Oyun disiplinine sadık kalmaya çalışan takımlar genellikle rakibin açıklarını kollar. Hata yapmasını bekler. Bu tuzağa düşerseniz, telafisi güç sonuçlar ortaya çıkabilir. Oyunu rakip alanda kurgulamaya çalışan Başakşehir, etkili olmaya başladı. Pozisyon da üretti.
Trabzonspor’un bu gidişata reaksiyon göstermesi gerekiyordu. Bakasetas ve Abdülkadir’in devreye girememesi, Dorukhan’ın defansif oyuna kayması, yaratıcı oyuncu eksikliği yaşattı. Telafisi olmayan dakikalara doğru yol alınırken, Avcı’nın müdahalesi geldi. Başakşehir’in başına iki oyuncu diktiği Cornelius etkilisiz kalınca yerini Koita’ya bıraktı. Dorukhan’ın alternatifi ise taze kuvvet Siopis oldu. Bu arada kaptan Uğurcan, devreye girmesi gereken anlarda sahneye çıktı, arkadaşlarına güven verdi.

Yazının devamı...

Avcı, Cornelius ve Kaptan!

22 Aralık 2021

Geçen haftaki Hatayspor galibiyetinden sonra liderliğini perçinleyebilmek için Trabzonspor’un kayıpsız geçmesi gereken bir maçtı. Favori de olsanız futbol kağıt üzerinde değil, sahada oynanıyor. Evet rakip, haftalardır kazanamayan Altay idi. Ancak ev sahibi ekibin de söyleyeceği şeyler olabilirdi. Zaten ilk dakikadan itibaren kolay lokma olmayacağını gösterdi Mustafa Denizli’nin takımı. Geriden uzun paslarla solda Kappel’i buluşturma düşüncesi ilk dakikalarda iki tehlikeye yol açtı. Ardından Bamba’nın kafa şutunda, Murat Akça’nın nefis serbest atışında kaleci Uğurcan’ın çok kritik müdahalesi vardı.Lakin gol geliyorum dedi. Nasıl gelmesin ki? Altay oynamaya, Trabzonspor onu seyretmeye dalınca, 33. dakika Cebrail uzak mesafeden Uğurcan’ı avladı. Harika bir gol oldu. İşin ilginç yanı, bordo-mavili ekibin kalabalık orta sahasından kimse yoktu Cebrail’in sağında-solunda. Etrafını kontrol etme gereği bile duymadı.

Mustafa Denizli kurt hoca. Golden sonra yasladı takımını geriye. Zaman zaman 11 kişi ile kendi sahasında kaldı. Alan daralttı, Trabzonspor’un pas trafiğine engel oldu. Böylesi kalabalıklar arasında pozisyon üretmek zordur. Hele yaratıcı özelliği olan silahlar tutukluk yaparsa; telaş ve panik başlar. Trabzonspor yediği golden sonra bu psikolojiye girdi. İstediği ve düşündüklerinden çok uzak ilk yarıda.Ömür, Siopis, Berat ve Hamsik’li orta sahadan ne beklersiniz? Adam eksiltmesini ve savunmanın dengesini bozmasını değil mi? Bunu da yapamadı, topa daha çok sahip olmasına karşın Altay kalesine yaklaşamadı konuk takım. Bu kaostan kurtulmak için Abdullah Avcı’nın ikinci yarı başlarken iki hamlesi geldi. Belli ki Siopis ve Berat’ın performansları onu da tatmin etmedi. Bakasetas ve Dorukhan ile daha ofansif bir oyuna geçti. Ve sonuç almakta gecikmedi. Bazen teknik direktör tercihlerini eleştirebiliriz. Aynı biçimde oyuna dokunuşları ve getirilerini de alkışlamak gerekir. Oyunun çehresini değiştiren iki müdahale kısa sürede meyvesini verdi. Bakasetas’ın nefis pasını geçen haftaki gibi tek vuruşla ağlara gönderen Cornelius oldu.Eşitlik sayısı Mustafa hocanın da planlarını değiştirdi. Tıpkı maçın başında olduğu gibi agrasif, hücumu düşünen bir kimliğe büründü Altay. Maça tempo geldi. Oyun iki takım içinde savunma anlamında riskler içermeye başladı. Hata kabul etmeyecek bir süreçti. Nitekim karşılıklı pozisyonlar peşi sıra geldi.Trondsen- Koita değişikliği ile Abdullah hoca niyetini açık etti. “Ya hep ya hiç” dedi belkide. Bu sezon ilk kez üç forvetle rakip kaleyi zorlayarak kazanmak için kaybetmeyi göze aldı.Sonuç mu? Yaptığı her değişiklik üç puana katkı sağladı. 88. dakikada Koita’nın asistinde sahneye yine “Kuzeyin yıldızı” Cornelius çıktı ve bildiği en iyi işi yaptı. Bildiği işi sadece o mu yaptı? Cornelius nasıl üç puana imza attı ise kaptan Uğurcan da son saniyeler dahil, maç boyunca yaptığı inanılmaz kurtarışlarla aslan payına ortak oldu. Biri attı, biri tuttu, Trabzonspor galibiyete uçtu..Her üç puan değerlidir. Dün Trabzonspor saygı duyulacak bir rakip karşısında zorlanmasına karşın istediğini aldı. Önemli olan da bu değil mi?  Önemli bir puan farkıyla taşıdığı unvanı sezon sonunda taçlandırmak için uzun bir yolu var Trabzonspor’un. Parola; “asla vazgeçmeyeceksin” olmalı.

Yazının devamı...

Nerede kalmıştık?..

19 Aralık 2021

İlk yarıda anormal bir mücadele vardı sahada. Sezon sonuna kadar daha iyi oyunları olur mu bilemem ama, Trabzonspor dün adeta bir futbol resitali verdi bu bölümde. Hatayspor gibi güçlü bir ekibe nefes aldırmadı, pas trafiği ile “şaşkına” çevirdi, sahanın her yerinde baskısı vardı, rakibe planladığı hiçbir şeyi yapma şansı tanımadı.
Karşılığını da Hatayspor teknik direktörü Ömer Erdoğan’ın “önlem aldık” dediği hücum organizasyonları ile buldu. İki golün de hazırlanışı ve bitirişleri mükemmeldi. Djaniny’nin golü ise ayakta alkışlanacak cinstendi. Cornelius’un hakkını verelim, tek vuruş dersi verdi.
Trabzonspor’un aynı tempoyu doksan dakikaya yayması kolay değildi. Öyle olabilse, Avrupa’nın en iyi liglerinin tozunu atacak takımlar arasına girebilirdi.
Ömer hocanın bu tabloyu seyretmesi beklenemezdi. Mutlaka bir reaksiyon göstermeli idi. Aksi takdirde bulunduğu konum sorgulanmaya başlanırdı. Öyle de oldu. İkinci yarıya 3 değişiklikle başladı ve ilk dakikalarda önemli fırsatlar yakaladı. Kaleci Uğurcan Çakır kendisine ilk iş düşen pozisyonda mutlak golü önledi, dolayısıyla maçın hikayesinin değişmesine izin vermedi.
Geçen hafta yenilgisizlik unvanını yitirdikten sonra merak edilen, Trabzonspor’un neler yapacağı idi. Abdullah Avcı’yı tebrik ederim. Bu tarz dönüşlerde istediğini almak için, motivasyon ve öz güven gibi faktörler ön plana çıkar. Futbolcunun kafasında “ya puan kaybedersem?” gibi bir soru işareti oluşursa, toparlamak zor olur. Travmayı kısa sürede atlatmış görünen Trabzonspor, kaldığı yerden devam edebiliyor ise, bu noktada teknik direktör faktörü çok önemlidir.
Hatayspor’un oyuna tutunma isteğine karşın, 20-25 dakika dikkatli davranan ve telaş yapmayan bordo-mavili takım, yeri geldi topyekün savunma yaptı, yeri geldi topa daha çok sahip olmaya çalışarak rakibin iştahını kesti.
Avcı’nın oyuna müdahaleleri de yerinde oldu. Özellikle Siopis’in girmesi ile bozulan orta saha üstünlüğünü geri aldı. Abdülkadir Ömür, zorunlu Trondsen değişikliği, Koita ve Abdülkadir Parmak hazır görünmedi. Daha fazla katkı sağlamaları gerekiyor. Yeteneklerini pozitif anlamda yansıtmaları şart.

Yazının devamı...