Bir kum tanesi daha düştü!

6 Şubat 2022

Trabzonspor’un karşısında son beş sınavını kazanmış, formda, moralli ve iştahı açılmış bir Kasımpaşa vardı. Dün de aynı istek, hırs ve oyun disiplini ile mücadele etti. Bu çıkışın niçin övgü aldığı ortada. Bakmayın kazanamadığına, çok önemli fırsatlar kaçırdı, tabii en az bir puanı da. Sami Uğurlu’yu kutlamak gerek. İsteyen, bu gelişime mucize diyebilir. Bir teknik direktörün böylesi bir değişime imza atması asla küçümsenemez.
Hep söylüyorum, kolay takım kalmadı. Altta, zirvede, ortada; hedefler farklı olsa da, herkes kendi göbeğini kesmeye çalışıyor. Ligin kalan bölümünde sürpriz kelimesini unutalım.
Trabzonspor’un bu sezon oynadığı en sıkıntılı maçlardan biri oldu. Kazandı kazanmasına ama, özellikle son bölümde savaşçı kimliğini sahaya yansıtmasa, şampiyonluk yolunda darbe yiyebilirdi. Ve hemen ekleyeyim, Kasımpaşa baskının dozunu artırdığında Abdullah Avcı’nın kritik hamleleri gelmese, böylesi bir direnç ortaya çıkamazdı.
Neden mi? Önce kötülerden başlayayım. Nwakaeme sakatlık ve kovid sonrası eski performansından çok uzak. Kafası bu sezon yapacağı son transferde mi bilemem ama, bu teklifin Trabzonspor’daki performansına bağlı olduğunu unutmasın. Gidecekse işini yapıp, güzel veda etsin. Hoca onu bu kadar süre sahada tutmamalı idi.
Cornelius’a gelince... Takımın skor yükünü çeken golcü oyuncu, hem istediği pasları alamadı, hem ikili sıkıştırma altında aklındakileri yapamadı. Mazereti vardı, eleştirmiyorum.
Peres’i anlamak mümkün değil. Defalarca yazdım, öfke kontrolü yok. Haklı iken, aynı dakika içinde iki sarı kart görüp atılmak, anlaşılır gibi değildi. Profesyonelliğine yakışmayan bir sorumsuzluktu. Umarım son olur. İlave edeyim; herkesin kötü oynama hakkı var. Lakin şampiyonluğa oynayan bir takımda bu sayı, fazla olmamalı.
İyiler ve üç puana katkısı olanlara gelince. Görev adamı Denswil’i alkışlıyorum. Savunmanın en iyisi idi. Nereye koyarsan, hakkını veriyor. Visca süperdi, hem golünü attı, hem yüreğini sahaya koydu, sahanın her yerinde bulunması meslek ahlakıyla ilgili. Uğurcan yine güven verdi, arkadaşlarına moral aşıladı. Sol bek Puchacz, en isabetli transferlerden biri. Ahmet Ağaoğlu uzun soluklu planlamayı sever. Bonservisini alabilirse, büyük iş başarır. Siopis lakabını hak ediyor, karınca gibi çalıştı, yok böyle bir nefes.

Yazının devamı...

Asla vazgeçmeyeceksin

24 Ocak 2022

Koşullar ve takımların konumları ne olursa olsun, sonucu kestirilemeyecek maçlar vardır. Ligde can çekişen bir Galatasaray ve liderliğini perçinlemek isteyen Trabzonspor arasındaki mücadele gibi.
Son haftalarda dikkat çekmeye çalışıyorum, tepki alıyorum. Trabzonspor geriden gelmeyi alışkanlık haline getirdi. Bu çok önemli bir avantaj. Lakin doğru kullanmak gerek.
Şampiyonluğa oynayan takımın ruh hali nasıl olur? Uçar, kaçar, yakalar, atar. Karadeniz ekibi acayip bir rehavet içinde idi. Dün akşam bunu yıktı mı? Hayır. Son bölümü saymıyorum, ne yaptı da kazandı? İnancını yitirmedi, vazgeçmedi ve hep kazanmayı istedi.
Bu arada unutmayalım. Ligin ilk yarısındaki Trabzonspor ile son altı haftadaki takım arasındaki farkı göremeyen sadece biz miyiz? Abdullah Avcı tehlikenin ayak seslerini işitmiyor mu?
Hücum organizasyonu zayıf. Orta alan yol geçen hanı olmuş. Takım savunması evlere şenlik. Kaleci Uğurcan olmasa? Nicedir halleri. “Kazandık ama hakkımızla” diyebiliyor mu? Ya Uğurcan olmasa? Tüm bunlar bir araya gelince mi “eze eze geliyoruz” diyebilir?
Galatasaray’ın hakkını verelim de, konuk ekip açısından “rezil” bir ilk yarı oldu. Rakip kaleyi bulan tek şutun, bir pozisyonun olmaması ne demek? Bu mu şampiyonluk adayı? Öyle bir ilk yarıyı kim kabul edebilir? Maçın geneli için de aynı tespitim geçerli.
İkinci yarıda farklı bir Trabzonspor vardı sahada. İyi de, daha önce nerede idiniz diye sorası geliyor insanın. Rakip savunmayı zorlamak için neden bu kadar beklediniz? Madem bu kadar iştahlı idiniz neden bu kadar beklediniz?

Yazının devamı...

Hakem formsuz VAR yetersiz MHK çaresiz

23 Ocak 2022

1987 yılında Merkez Hakem Kurulu başkanlığına atanan rahmetli Halim Çorbalı ile yaptığım röportajda öne çıkan mesaj şu idi; "Ateşten bir gömlek giydim, ya başarır ya yanarım."
O günlerde de ortalık toz duman, kulüpler hakemlerden şikayetçi, Türkiye Futbol Federasyonu sıkıntılı idi. Aradan tam 35 yıl geçti. Çorbalı’dan sonra 22 kez MHK başkanı değişti. 16 farklı isim, değişik dönemlerde “ateşten gömleği” giydi. Kiminin kolu yandı, kiminin eli. Aralıksız 3 yıl kimse o koltukta oturamadı.
Peki; bugüne dönersek, neyin farklı olduğunu görüyoruz? Gerçekçi davranırsak hiçbir şey! Aynı tas aynı hamam. Kimseyi memnun edemeyen kurullar, eleştirilerin odağından kurtulamayan hakemler ve tartışmaya dahil edilen Video Asistan Hakemliği.Bir nesil heba oldu!
Düşünün, 35 yılda neler yapılabilirdi? İşe sıfırdan başlansa, doğru bir sistem kurulsa, uzun vadeli planlarla çözümler üretilse, yepyeni bir hakem nesline sahip olabilir, günü kurtarma kolaycılığından vazgeçerdik.
Peki biz hangi yolu tercih ettik? MHK başkanlığı yapanlar arasında üç-beş ismi tenzih ederek söylüyorum, çoğu güç zehirlenmesi yaşadı. Hakemin sesini değil, kulüplerin taleplerini dinledi. Taviz verdi, camianın çıkarlarına değil, kendilerine o makamı bahşedenlere hizmet etti. Kimse kusura bakmasın, tuz kokmuş. Bedelini de ödemeye devam ediyoruz.

Demokles’in kılıcı gibi

Yazının devamı...

Tehlikenin farkında mısınız?

20 Ocak 2022

Bazı gerçekler sinsice gizleniyor bazen. Örneğin, Trabzonspor’un erken sayılacak bir süreçte rakipleriyle arasına koyduğu puan farkı. Örneğin camianın şimdiden dillendirdiği zafer şarkıları. Medyanın bordo-mavili takımı ilk yarı bitmeden şampiyon ilan etmesi.
Oysa Trabzonspor bu sezon ilk yenilgisini tattığı Antalyaspor maçından bu yana görmezden gelinen bir gerilim içinde. Futbol ve oyun olarak kendisini geliştirmesi gerekirken, göstere göstere gelen bir tehlikeye doğru sürükleniyor. Antalyaspor maçı dahil dün geceye dek 6 sınavda 7 puan yitirdi. Şimdi 9’a çıktı. Kazandığı karşılaşmalarda dahi zorlanmaya başladı. Sezon başındaki coşku ve enerji giderek azalıyor.
Belki rakiplerinin bordo-mavili takımı çözmeye başlaması, belki zihinsel ve fiziksel yorgunluk, belki önemli oyuncuların sakatlığı, çokça da kilit isimlerin form düşüklüğü. Adına na derseniz deyin.
Trabzonspor niçin bu kadar transfer yaptı? Hedefi olan şampiyonluğa ulaşmak için. Geniş kadronun amacı bu. Lakin kulübede oturmayı alışkanlık haline getirenlerin beklenen katkıyı yapamadıklarını gözlemliyoruz. Sanki takımın parçası değiller ve giydikleri formayı emanet almışlar. Testi kırılmadan dikkat çekmek istedim.
Giresunspor sezona kötü başlayan, ancak acemilik sancısını attıktan sonra istikrarlı oyunu ile adından söz ettirmeye başlayan bir ekip. Kaybettiği maçlarda bile alkışı hak eden bir mücadele sergiliyor. Trabzonspor’a kolay teslim olmayacağı belli idi.
Nitekim Ergin Keleş’in öğrencileri dersine çalışmıştı. Haddini bilerek mücadele etti. Ne eksik ne fazla. Ekstrası kalecisinin müthiş performansı oldu. Gecenin kahramanı idi.
İlk bölümde Cornelius’u istediği paslarla buluşturamayan ev sahibi, Bakasetas ve Visca ile kaleyi uzaktan yoklayan girişimleri dışında etkisizdi. Baskılı göründü ama orta sahadaki Berat- Dorukhan ikilisi bal yapmayan arı gibiydi. Hem bu bölgede, hem hazırlık paslarında ciddi hatalar yaptı.

Yazının devamı...