Sosa ihaneti affetmedi!

6 Temmuz 2020

Öyle bir doksan dakika düşünün ki; skor tabelasına yazılacak bir beraberlik, ligin bitimine dört hafta kala iki takımın da hayallerini gelecek sezona ertelenmesine yol açacaktı. Özellikle Trabzonspor açısından “olmak veya olmamak” maçı idi. Başakşehirspor’u takipte kalabilmek için mutlaka kazanmak zorundaydı.
Dolayısıyla bu psikolojideki takımlardan ne beklersiniz? Sezonun özeti anlamına gelecek karşılaşmayı final gibi oynamak ve varını yoğunu ortaya koymak. En önemlisi sinirlerine hakim olmak ve sorumlu davranmak. Lakin bunu yapamayanlar vardı sahada. Örneğin Feghouli. Kardeşim faulü almış, rakibin bir savunmacısına sarı göstertmişsin. O tekme neyin hırsı? Zaten kadro kurmakta güçlük çeken bir hocan var. Terim’e ve zaten forvetsiz oynayan takımına ihanet değil mi o aptalca hareket? Disiplin kurulu ne ceza veriyorsa, yönetim bir o kadar daha yazmalı hanesine. Hatta yarın biletini kesmeli.
Oysa Trabzonspor’un fazla oyuncu ile önde pres yapıp top kapma planı çok riskli idi. Nitekim ilk yarıda en az üç kez eksik yakalandı Galatasaray’a. Golü yememesi mucizeydi.
Kuşkusuz maça damgasını vuran olay, hakem- Video Asistan Hakem işbirliği oldu. Cüneyt Çakır, Feghouli’nin kırmızı kartı ve Donk’un Sörloth’a yaptığı penaltıyı VAR’ın uyarıları ile çözdü. Yoksa başı çok ağırırdı. Galatasaray lehine verdiği penaltı ilkinin benzeri idi, bu defa inisiyatif kullandı.
Trabzonspor bugün ligde takipçi pozisyonunda ise, nedeni öne geçtiği maçların son bölümlerinde yediği gollerle yitirdiği onlarca puandır. Dün de eksik rakibi karşısında Sosa’nın penaltısıyla avantajı ele geçirmesine rağmen, yine geri yaslanarak rakibe cesaret vermeye kalktı. Bedeli ağır olabilirdi. Tabii usta kaptanın arka direk fırsatçısı Novak’ı topla buluşturduğu 70. dakikaya kadar. Yeri gelmişken söylemeliyim; başkan Ahmet Ağaoğlu menajer oyunlarını bozup, Çek oyuncuyu mutlaka kadroda tutmalı, milyonlar versen yeri kolay dolmaz. Ve Sörloth; her maçta farklı bir rolü var. Atıyor, attırıyor. Hiç erken değil, Norveçli için kimse iştahlanmasın. Final golü müthişti.
Bir saatten fazla on kişi oynamasına karşın, maçın her anını aynı hırsla soluyan Galatasaray, eşit koşullarda mücadele etseydi belki de farklı bir hikaye yazıyor olabilirdik. Veya şampiyonluk adayı netleşebilirdi.
Lakin şu da bir gerçek; Trabzonspor bu sezon yaşadığı her türlü olumsuzluğa rağmen büyük maçları kazanmayı biliyor. Galiba irdelenmesi gereken sorun da bu. Yıldız oyuncuları ve golcüleri bu tip karşılaşmalarda tıkır takır çalışırken, kaybettiği inanılmaz puanlar hiç hesapta olmayan rakiplere karşı oldu. Motivasyon eksikliği mi, teknik direktör tercihleri mi dersiniz bilemem ama, şampiyonluk kaçarsa kimse hayali düşmanların ardına sığınıp mazeret üretmemeli.

Yazının devamı...

Trabzonspor derin sulara girdi!

28 Haziran 2020

Geçen haftaki Alanyaspor beraberliğinden sonra “yeni normale” dönüşün kolay olmayacağı belli idi. Final için geri sayım devam ederken yaşanacak başka bir iş kazası, Trabzonspor’u şampiyonluk yarışının dışına itebilir ve vuslat başka bahara kalabilirdi. Dolayısıyla rakip lig sonuncusu Ankaragücü de olsa, maçı kayıpsız atlatmak gerekiyordu. Olmadı, yapamadı Trabzonspor.
Her türlü olumsuzluğu bir kenara koyuyorum. Yarışın içinde kalacaksanız, bu tip maçları ne pahasına olursa olsun kazacaksınız. Bunu beceremezseniz tıpkı 2010-11 sezonunda kendi sahanızda yitirdiğiniz puanların bedeli gibi, geçmişinize bakıp ağıt yakarsınız.
Kendi göbeğini kesemeyen takım devre dışı kalır. Trabzonspor çok büyük bir avantajı elinin tersi ile itti. Kimse maça dair bahane üretmesin. Rakip kümede kalma savaşı veriyor ve elinden gelen her şeyi yapacak. Üstelik uzatmalar dahil son 17 dakikayı on kişi oynamışken. Yenemiyor iseniz, aynaya bakacaksınız!
Hakem mi? Böylesi zor bir maçı en az hata ile yönetti. Kimse Ankaragücü’nün penaltısına itiraz edemez.
Eee, kendi özeleştirinizi yapmak dışında ne kaldı elinizde?.. Son iki maçta kazanılan iki puan mı?
Trabzonspor camiasının “bu sezon o sezon” söylemlerinin gerçekleşmesi imkansız değil ama, kolay görünmüyor artık. Mucize olur mu? Pek inanmam ama neden olmasın?
Maça gelince. Bu sezon Karadeniz ekibinin en etkili olduğu alan üçüncü bölge idi. Lakin pandemi sürecinde teknik direktörlerin ve takımların en büyük sorununun sakatlıklar olacağını defalarca söylemiştim. Nitekim; Nwakaeme’den sonra müsabaka öncesi Ekuban’dan da kötü haber gelince, Hüseyin hoca elindeki oyunculardan en makul kadroyu sürdü sahaya. Şimdi de kervana Abdülkadir Parmak eklendi.

Yazının devamı...

Uzatmalarda yıkıldı!

23 Haziran 2020

Şampiyonluk yarışında son viraja girilirken sadece işine odaklanacaksın. Bu aşamada rakiplerinin ne yaptığı değil, senin yapacakların önemli olmalı. Dedikodulara kulağı tıkayacak, polemikler motivasyonunu bozmayacak, kendi senaryonu yazacak ve gündemini oluşturacaksın.
Alanyaspor maçı öncesi yaratılan hava, Trabzonspor için büyük tehlike idi. Bu olumsuzluğa Sosa’dan sonra Nwakaeme’nin de sakatlığı eklenince, Karadeniz ekibinin zorlu deplasmanda nasıl bir performans göstereceğini merak ediyordum doğrusu.
Çok ilginç bir maç oldu. Trabzonspor her iki yarının uzatma dakikalarında yediği gollerle yıkıldı. Tabii konsantrasyon eksikliğinin büyük rolü vardı puan kayıbında. Her şey bitti derken, faturası çok ağır oldu. Ve şimdilik liderlik gitti!
Aslında maç bordo-mavili takımın istediği gibi başladı. Henüz 7. dakikada Sörloth rakip savunmanın hatasını değerlendirip Abdülkadir Ömür’ü golle buluştururken, işinin sadece rakip ağları havalandırmak olmadığını kanıtladı. Lakin sıkı markaj altında oynamak kolay değil. Norveçli sürekli alan değiştirmek zorunda kalınca, yeteri kadar pas alamadı ve Trabzonspor’un hücum organizasyonları aksadı. Elbette Nwakaeme’nin eksikliğini de derinden hissetti. Ekuban farklı yeteneklere sahip ama bu boşluğu dolduracak özelliklere sahip değil. Ama dün gece, Ndiaye ile birlikte takımın en gayretli ismi olarak dikkat çekti. Orta alanda Abdülkadir Ömür ve adaşı Parmak savunma anlamında etkisiz kaldı. Guilherme de yeterli desteği veremeyince, ev sahibi takım ikinci bölgeden kanatlara taşıdığı toplarla pozisyon üretti. Bunu maç boyunca da sık sık yaptı. Nitekim ilk bölümün uzatma dakikalarında gelen eşitlik sayısı, bu zaafiyetin sonucu idi.
Pandeminin futbola en ciddi etkisinin sakatlık olduğunu görüyoruz. Trabzonspor’da bu kez kaleci Uğurcan, ikinci yarı başlarken yerini Erce’ye bırakmak zorunda kaldı. Karadeniz ekibinin en büyük şansı, birbirinden güvenilir file bekçilerine sahip olması. Erce müthiş kurtarışlarıyla uzun süre takımını dirençli tuttu. Ama yine uzatma dakikalarında gelen müthiş gol vuruşunda yapacağı fazla bir şey yoktu. Tüm takım seyretti, defalarca rakip kaleyi yoklayan Bakasetas bu defa affetmedi.
Artık kimse oyunun kalitesine bakmıyor. Skora odaklı bir süreç yaşıyoruz. Ligin boyu kısaldı. Her maç zor. Dolayısıyla Trabzonspor’un moralini bozmadan işini ciddiyetle sürdürmesi şart. Hatalarından ders çıkararak ve sezonun son düdüğü çalıncaya kadar mücadele ederek yapmalı bunu. Ve kazanılacak 18 puan olduğunu unutmamalı.

Yazının devamı...

Fenerbahçe’nin işi, artık saha dışında!

20 Haziran 2020

Lige havlu atan ve prestijini kurtarmak için tek umudu olan kupadan da elenerek taraftarını yasa boğan Fenerbahçe’de, uzunca bir süre daha gerçek gündemin futbol olmayacağı kesinleşti.
Federasyon Başkanı Nihat Özdemir ile sarı-lacivertli kulüp arasındaki söz düellosu, Ali Koç’un FB TV’deki açıklamalarıyla konuyu bambaşka bir boyuta taşıdı. Fenerbahçe gibi kurumsal bir kulübün “iç sorunlarını” medya üzerinden hesaplaşmaya çevirmesi, camiaya verilmek istenen mesajların kişiselleşmesine yol açtı. Bu da, tarihte ender görülen gerilimlerden biri haline dönüştü.
Geçen hafta “kayıkçı kavgası” olarak değerlendirdiğim, sayın Koç’un televizyondaki konuşmasında bir medya komplosu ile karşı karşıya kaldıklarını belirtip, aralarında benim de bulunduğum 4 Milliyet yazarının adını vererek yaşananları “potpuri” şeklinde nitelendirmesinin takdirini, elbette kendi camiası yapacaktır.
Ancak; saygın ve başarılı iş insanı kimliğinin yanında, kulüp başkanı olarak son 1.5 yıldır karşılaştığı sorunları çözme konusunda sayın Koç’un sıkıntılar yaşadığı ortadadır. Özellikle iletişim alanında. Medyanın sürecin parçası yapılmaya çalışılması ise, hatalı bir kriz yönetimidir.

Kim, ne kazandı?
TFF Başkanı Özdemir ile yıllarca kongre üyeliğini yaptığı Fenerbahçe Kulübü arasındaki bağları koparan “polemik”, doğal olarak medyanın ilgisini çeken bir gelişmedir. Üzerine haber de yapılır, yorum da. 2010-11 sezonuna dair söylemleri nedeniyle savunması istenen, buna karşın “kendi ipimi kendim çekerim” diyerek istifasını veren Nihat Özdemir, kararı içi acıyarak almıştır kuşkusuz.

Yazının devamı...

Dikkat fırtına geliyor!

17 Haziran 2020

Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu ile pazartesi günü konuşurken, “2-1’lik skor avantaj değil. Rakibin tek hedefi olarak kupa kaldı. Çok zor bir maç olacak” demişti. Lakin o kadar zor olmadı. Trabzonspor ligden sonra kupada da uygun adım yürüyüşünü sürdürdü.
Aslında final vizesinin alınacağı böylesi önemli bir maçta futbol adına fazla beklentim yoktu ama, bu sezon tek hedefi kupa olan Fenerbahçe’nin bu kadar da kötü olmasını beklemiyordum. Trabzonspor’un tuzağına düştüler.
Uzun bir aradan sonra lige dönüşün sıkıntı yaratacağı belliydi. Görünen o ki, hem oyun kalitesinin düşmesi, hem sakatlık riski her takım için beklenmedik sürprizlere yol açmaya devam edecek kalan bölümde.
Trabzonspor maçın hemen başında golü bulunca refleks olarak vites düşürdü. Belki bir taktik anlayış değildi fakat, Fenerbahçe’yi kendi yarı alanında karşılayıp, fazla yorulmadan, turu garantiye alacak skoru düşünmekte haklıydı bordo-mavili futbolcular. Buna bir de ligin hızlı hücumu en iyi oynayan takımı unvanı da eklenince, Trabzonspor istediğini elde ederken, Fenerbahçe’nin tüm hayallerini yıkıp geçti.
Fenerbahçe gerçekten berbat bir sezonu noktaladı diyebiliriz. Evet erken yenilen gol moralleri bozmuş olabilir ama turu geçmek için o kadar yetersiz kaldı ki ev sahibi takım. Mehmet Ekici’nin ikinci yarıda oyuna girmesi de yetmedi. Ekici tek başına ne yapabilirdi ki? Hele karşısında kalesine duvar ören Uğurcan gibi bir yetenek olunca. O vurdu, öteki tuttu.
Trabzonspor finali garantileyen golü yine müthiş bir organizasyonla buldu. Ekuban - Sörloth işbirliği ve uzatmada Novak’ın bitirici vuruşu buram buram kalite kokuyordu.
Az ama öz pozisyonlarla Fenerbahçe’yi farklı bir skorla evinde yıkmak, bu sezonun fırtınasına yakışan bir performans oldu.

Yazının devamı...

Nerede kalmıştık?

13 Haziran 2020

Aksini iddia eden varsa yalan söyler. Virüs döneminde en çok özlediğimiz şeylerden biri de futbol oldu kuşkusuz. Anladık ki, yokluğu pek çoğumuzun ruh halini etkilemiş.
Her şey alışılmışın dışında gelişse de, dün akşam sahadaki mücadele beklentilerin epey üzerinde gerçekleşti. Özellikle Trabzonspor’un rakibine göre çok daha hazır ve motive olması dikkat çekti. Ancak sakatlığı nedeniyle forma giyemeyen Sosa’nın yokluğunu hissetmedi değil. O, yeri doldurulması zor bir lider!
Bu eksikliğe karşın, ilk 5 dakikada maçı koparabilirdi Trabzonspor. Tabii son vuruşları yapan Novak ve Ekuban’ın karşısında Beto gibi bir tecrübe olmasaydı.
Trabzonspor hem oyun hem pozisyon olarak Göztepe’ye karşın bariz biçimde üstündü oyunun genelinde. Oyuncuların bireysel performansı ve inisiyatif kullanması da etkili oldu galibiyette.
Bordo-mavilileri öne geçiren gol, yani pandemi sonrası 8 haftalık “kısa sezonun” ağları bulan ilk dokunuşu Nwakaeme’den geldi. Hakkını verelim, Pereria’nın asisti de on numara idi. Ve devamının gelmesi kaçınılmazdı.
Lakin futbol, hatalar ve sürprizler oyunu. Guilherme’nin 20 dakika içinde gördüğü kartlarla takımını on kişi bırakması (ikinci sarı ağırdı) ve sonrasında yaşananlar da tıpkı böyle. Tüm senaryolar değişti. Göztepe oyuna ortak olma şansı yakaladı. Yakaladı da Sörloth gibi bir cambazı nasıl durduracağını hesaplayamadı. Norveçli gol atamasa da skora katkı sağlamayı biliyor. Takımına kazandırdığı penaltı da müthiş performansının karşılığı oldu.
Söz penaltıdan açılmışken, Ekuban’ın farkı ikiyi çıkaran sayısından hemen sonra Da Costa’nın ceza alanı içinde Jerome’ye müdahalesi son derece sorumsuzca idi. Dolayısıyla Göztepe’yi yeniden umutlandıran gol sonrası film başa sarıldı.

Yazının devamı...