Trabzonspor’a “onur” madalyası!

30 Temmuz 2020

Zorluklarla geçen sezonun taçlandırılması için, adı üzerinde tam bir final maçıydı. Pandemi dönemindeki performansıyla hedefinden kopan Trabzonspor ile sezonun başarılı ekiplerinden Alanyaspor’un randevusunda sonucu belirleyeci unsurlar deneyim, sakinlik ve özel yeteneklerin devreye girmesi olacaktı.
Bu avantajını kullanan kazandı. Trabzonspor tam on yıl sonra ligi ikinci bitirmenin burukluğunu Ziraat Türkiye Kupasını müzesine taşıyarak telafi ederken, taraftarın da gönlünü almayı bildi sanırım. Ben bu takımı ve emeği geçenleri alkışlıyorum.
Dikkatimi çeken, Hüseyin Çimşir’in ayrılmasından sonra iki maçlığına dümene geçen Eddie Newton’un takım üzerindeki dokunuşları idi. Çimşir’in yardımcılığını yaparken savunma zaaflarına müdahale edemeyen Newton, inisiyatifi ele alınca son Kayserispor ve dün geceki Alanyaspor maçlarında orta alan ile son blok arasındaki alanı daraltarak rakibin hareket alanını kısıtlamayı bildi.
Bu denklemi çözmek zor değildi. Çimşir keşke uyarılara kulak verip, gerekli önlemleri alabilseydi. Lakin şu öne geçtikten sonra geriye yaslanma alışkanlığı var ya! Onu değiştirmek kolay değil. Bunun taktikle, teknikle ilgisi yok. Yerleşmiş bir psikolojik rahatsızlık yaşıyor Trabzonspor. Eddie, bu hastalığın devası olabilir mi? Neden olmasın ki? Sürprizlere açığız!
Ligin en çok gol atan takımı olmasına karşın, son sekiz haftada kalesini rakip forvetlere kapatamayan bordo-mavili ekip, yine aynı kabusu mu görecek diye düşünmedik değil.
Çünkü Abdülkadir Ömür’ün golünden sonra farkı artıracak enerjiye sahip görünmedi Karadeniz ekibi. Alanyaspor ikinci yarıda oyunu rakip alana yığdı. Erol Bulut yaptığı oyuncu değişiklikleri ile hücum gücünü takviye etmeye çalıştı. Plan etkili de oldu, ancak son vuruşlarda etkisiz kaldı. Aslına bakarsanız, ilk dakikadan itibaren oyunun ortağı olmayı düşünse, finalin hikayesi farklı yazılabilirdi.
Trabzonspor bu kadar çaresiz mi idi? Elbette hayır. Ligin hızlı hücuma en etkili çıkan takımından söz ediyoruz. Bazı maçlarda bu özelliğini kullanamasa da, Sörloth gibi bir ustası varsa, ona destek verecek kuvveti hazır ise, zoru kolaya çevirme şansı da yükselir.

Yazının devamı...

Bir “Avcı” lazım!

26 Temmuz 2020

Sezonun son haftası olmasına karşın, final gibi bir maç olmalıydı. Trabzonspor’un en az bir puan alarak ligi ikinci tamamlaması, Kayserispor’un ise mutlaka kazanması ve diğer rakiplerinin yenilgisini beklemek zorunda olması, doksan dakikanın önemine işaret ediyordu.
Pandemi sonrası inanılmaz bir düşüş gösteren bordo-mavili ekip şampiyonluğu kaçırsa da, Avrupa’nın en büyük liginin elemelerine katılmak, elbette UEFA’dan gelen cezanın kaldırılmasına bağlı idi. Bunu yapmalıydı, yaptı.
Haftalardır söylüyorum; artık futbol kalitesi değil, sonuç önemli. İkisini bir araya getiren zaten mutlu sona ulaştı.
Lige verilen aranın ardından bordo-mavili ekip tam 14 puan kaybetti. Ne demişler; kendi düşen ağlamaz. O puanların yarısını kazansa, dün akşam şampiyonluğunu ilan edebilirdi.
Final maçı dedik ya. Trabzonspor’un adına, şanına, unvanına yakışır bitirmesi gerekiyordu. Kayserispor’u bir alt lige gönderirken iyi mi oynadı? Asla. Hücumda yine etkisiz, savunmada inanılmaz hatalar yaptı. Kaleci Uğurcan ve taraftarın yerden yere vurduğu Hüseyin’in çok kritik müdahaleleri olmasa, kapanış hikayesi hüzünlü yazılabilirdi.
Yönetimin işine karışmak haddim değil. Başkan Ahmet Ağaoğlu “takımın iskeletini koruyacağız” dedi ya. Öyle çok fazla isim saymaya gerek yok. Ligimizin en golcü sol beki Novak’ı ilk sıraya koyarım. Onun maaşına yapacağınız zam ile yerine alacağınızın bonservis bedelini ödeyemezsiniz. Gol kralı Sörloth piyangodan çıkan büyük ikramiye. Pamuklara sarın sarmalayın. Altın değil, pırlanta olacak. Kaleci Uğurcan tek başına en az 20 puan kazandırdı. Karşılığı o kadar milyon eurodur. Nwakaeme ve Ekuban’ın maliyetleri de, takıma katkıları da ortada. Ömür ve Parmak’a gelince. İkisi de Trabzonspor’un geleceğidir. Hatalarını maruz göreceksiniz. Sahip çıkacaksınız.
Sosa mı? Kaptanlık yaptığını hatırladığı vakit, vazgeçilmez bir isim. Lakin son dönemlerde ortalıkta yok. Kendini takımına adarsa, jübilesini bu kentte yapar. Aksi takdirde ülkesine döner ve asgari ücrete talim eder.

Yazının devamı...

Kabul edilemez!

20 Temmuz 2020

Trabzonspor’un bu sezon aldığı en ciddi eleştiri, “Üç büyüklerin bu kadar kötü olduğu bir sezonda fırsat kaçar mı” idi.
Kesinlikle katılmıyorum. Bordo-mavili ekip bu rakiplerine puan vermedi. Aksine onların puanları kazandı.
Asıl sorgulanması gereken konu, kolay görünen bazı maçlara neden konsantre olamadığı ve sürekli alarm veren bu savunmasıyla hesapta olmayan kayıplar yaşamasıydı. Buna çözüm üretemenin faturası ağır oldu. Pandemi süreci takımların tamamına yakınını olumsuz etkiledi. Galiba en çok da Trabzonspor’u.
Karadeniz ekibinin maç öncesi matematiksel olarak şampiyonluk şansı vardı. Başakşehir puan kaybedecek, Trabzonspor ise mutlaka kazanacak, heyecan son haftaya taşınacaktı. Ama nerede? Bırakın liderin alacağı sonucu, Trabzonspor asli görevini yapabildi mi? Net söyleyeyim, elleriyle kendi kuyusu kazdı.
Maçla ilgili fazla söze gerek yok. Çünkü son dönemlerin o kangren hale dönüşen rahatsızlığı aynen devam ediyor. Golü buluyor, sonra geriye yaslanıyor, çok adamla hücuma çıkarken top kaybı yaşıyor ve rakibe hızlı ataklarda pozisyon vermeyi sürdürüyor. Dolayısıyla doksan dakikayı gol yemeden tamamlamak da mucizeye dönüşüyor. Dün gece de iki farklı öne geçmesine karşın bu avantajını koruyamaması ve sahadan yenilgi ile ayrılması, tarihe geçecek bir istatistik olacak. Bu açıklanabilir bir tablo ise, biri herkesi aydınlatsın lütfen!
Bakın; eğri oturalım doğru konuşalım. Bugüne kadar bu takımı ayakta tutan üç isim vardı. Biri Sörloth, diğeri Uğurcan. Atan ile tutan. Üçüncüsü ise kritik anlarda devreye giren arka direk ustası Novak. Hangi teknik adam istemez bu oyuncuları kadrosunda? Eminim taliplileri sıraya girecek.
Onların Trabzonspor’a kazandırdığı kritik puanlar olmasa, inanın şampiyonluk yarışından söz edilemez, bugünler görülemezdi. Demek ki sorun düşünüldüğünden büyük.

Yazının devamı...

Strese yenik düştü!

9 Temmuz 2020

Alanyaspor, Ankaragücü ve dün akşam Antalyaspor beraberlikleri Trabzonspor’un şampiyonluk şansını bitirdi. Sen elindeki avantajı bu kadar hoyratça harcar isen yapacak bir şey kalmıyor.
Trabzonspor şampiyonluğu ne kadar istese de, gördük ki stres yönetiminde son derece başarısız. Kolay maçları zora sokmak, böyle bir psikoloji. Üstesinden gelemiyorsanız, bedelini de ödeyeceksiniz. Demek ki Trabzonspor böyle bir yarışın parçası olacak motivasyona sahip değilmiş.
Takım olarak hem savunmada, hem hücumda en kötü oyunlarından birini sergiledi bordo-mavili ekip. Sadece mücadele etmek yetmiyor. Üretecek, rakibi zorlayacak ve ilk bölgede de önlemlerini alacaksın. Çoğunu yapamadılar. Yediği iki golde de inanılmaz savunma hataları vardı. Neden? Çünkü her maçta değişen savunma kurgusu, yılın kalecisi seçilecek Uğurcan’ın bile bonservis ücretinin düşmesine yol açtı.
Şu iyi oynadı, öteki hiç mücadele etmedi demek yersiz. Trabzonspor takımı, Başakşehirspor’a şampiyonluğu altın tepside sundu. Yitirilen puanlara bakın. Pandemi öncesi ile sonrası arasında çok büyük fark var. Kişisel fikrim. Şampiyonluk için “o sezon bu sezon” olmasa da, Trabzonspor önemli bir başarı elde etti. UEFA’nın verdiği ceza kalkar ise Şampiyonlar Liginin kapısını zorlayacak. Artı, Ziraat Türkiye Kupasını on yıl sonra kazanma ihtimali var.
Bu kadar badireden geçen, maddi olarak uçurumun eşiğinden dönen bir takımdan söz ediyoruz. Her şeyin bir anda olmasını isteyen sabırsız camia bu gerçekleri görmeli. Teknik direktörü, başkanı, yönetimi, futbolcusu istemez mi şampiyonluk ipini göğüslemeyi? Olmadı ise, emeğe saygı göstereceksiniz. En azından saygı duyacaksınız.
Trabzonspor bu sezonun en başarılı iki takımından biri ise, şikayet etmek yerine yarın daha güzel yerlerde olması için destek verin.

Yazının devamı...