Ağustosböcek -lerinin hiç durmayan cırcırı...

Şeytanın gör dediği Lokanta da ne lokanta...Merdivenlerle inilen ve adına "Yuvarlakçay" denilen bir dere kıyısı.Derenin her iki yakası üstüne tahtadan kurulmuş, tahta parmaklıklı "köşkler"...Ve "köşkler"de iki sıra yemek masalarıyla, bazılarının kıyılarına şöyle uzanarak oturmak için konmuş yastıklı rahat minderler...***"Yuvarlakçay", dibindeki çakıl taşlarının göründüğü bir arılık durulukta akıp giderken; "köşkler" arasına özel konmuş set set barikatlardan aşağılara, coşkulu beyaz köpükler saça saça iniyor.* * *Çayın her iki tarafındaki anaç çınarlar, çamlar, günlük ağaçları suyun üstünden birbirlerine uzattıkları dallarıyla öylesine sarmaş dolaş olmuşlar ki; yeşil yaprakları arasından masmavi gökyüzü, peçesi bir açılıp bir kapanan bir hanım yüzü kadar görünüyor.Turistlerin çocukları buz gibi sulara girip yüzüyor ve çayın kıyısındaki birkaç salıncakta kolan vurarak sulara doğru savruluyorlar.***Ekranlara, gazete fotoğraflarıyla başlıklarına yansıyan Türkiye ise, katranlı bir cılbır manzarası...İşte dünkü Radikal'in ilk sayfasında, sıra sıra boş bidonlar önündeki başı beyaz bağlı mahzun yüzlü bir kadıncağızın fotoğrafı altına oturtulmuş olan başlık ve yazı:"Başkent fena halde kokuyor!""Ankara, kanalizasyon sistemine yeterli su gelmemesi nedeniyle yer yer kokmaya başladı. Alışveriş merkezleri tuvaletlerini kapattı. Hastaneler ağır olmayan hastaları evine gönderiyor. Doktorlar ameliyata girmeden önce hasta yakınlarının dışarıdan aldıkları pet şişelerle ellerini yıkıyor"***Ekranlarda da kuraklıktan çatlamış topraklarıyla tarım alanlarını istila etmiş fare sürüleri bir yanda; çekirgeler bir yanda; Tunceli'de ağaç yapraklarına tırmanmış tırtıl orduları bir yanda...***Ne yapılacağını kimse pek bilmiyor gibi...Vaktiyle ilkokullarda çocuklara ezberletilen şiirler de, galiba bir işe yaramıyor:Süngümü demir gibi ellerimle kavradım,Şanlara zaferlere yürüdüm adım adım.***Hamasi şiirler artık ne başkentin, ne de İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nın önünün bok kokmasını önlemeye yetmiyor.Bizlere çocukken o şiirleri neden ezberletmişler ki acaba?***Eski bir deyim vardır, "yanlış hesap Bağdat'tan döner" diye.Bu kez de ortaya çıkan akıl almaz kepazeliklerle Ankara'dan mı dönmeye başladı dersiniz?***Aman efendim ülkemizi yıpratmayalım. Kepazeliklerin üstünü örtün, hemen örtün. İmajımız bozulmasın.Kepazeliklerin enini boyunu kurcalayan kalemleri de, sanatçıları da, bilim adamlarını da bir güzel tıkın içeriye...Ve vatandaşların "yaşam kalitesi" açısından da, Finlandiya'nın 93 basamak altında kalın.Başka türlü nasıl bok kokmaya başlayabilirdi ki başkent Ankara?***"Yuvarlakçay"da toprak güveçlerde tandır da harika, alabalık da, kırmızı dilimleri soyulmuş domatesleriyle çoban salatası da...Ülke sorunlarını konuşsak ne olacak, konuşmasak ne olacak; sürekli değişen konjonktürlerle nerelere doğru gidildiği, nasıl olsa 50 yıl sonra belli olacak...***Köyceğiz'deki okaliptüs korusunun kıyısındaki sazlıklarda ağustosböceklerinin cırcırları hiç kesilmiyor. Mübareklerin ne Cumhurbaşkanı seçimi umurlarında, ne de susuzluktan çatlayan topraklarla, yaygınlaşan bok kokuları.***Ağustosböceklerinin cırcırlı keyifleri de keyif, neredeyse onlar gibi hiç susmayan Ankara'daki siyasetçilerin de...Bize mi kaldı hayatın tasalarıyla çilelerini çekmek; gelin bizler de, cumartesinin tadını ıskalamayalım.***Bizim nükte ve fıkra sevdalısı Av. Taner'in internetine; "Gülmek isteyen tüm erkeklere ve iyi bir espri anlayışına sahip tüm hanımlara gönderin" kaydıyla, "evlilik" üstüne bir sürü matrak topsöz yığılmış.***İşte eğlenceli kocaman bir buket:"Evlendikten sonra erkek ve kadın, yazı-tura gibidir; asla yüz yüze gelmezler, ancak hep beraberdirler - Hemant Joshi"***"Her durumda evlenin. İyi bir eşiniz olursa mutlu olursunuz. Eşiniz kötü olursa filozof olursunuz - Socrates"***"Kadınlar bize her zaman büyük hedefler gösterir ve onlara ulaşmamızı engeller - Dumas"***"Hiç yanıtlayamadığım en büyük soru şu olagelmiştir: 'Bir kadın ne ister?' - Sigmunt Freud"***"Bazı kişiler uzun evliliğimizin sırlarını sorarlar. Biz haftada iki kez restorana gideriz. Biraz mum ışığı, akşam yemeği, hafif müzik ve dans... O salı günleri gider, ben cuma - Henry Youngman"* * *"Terörizm beni hiç endişelendirmez. İki yıldır evliyim - Sam Kinison"***"Her iki karımla da talihim kötü gitti. Birincisi beni terk etti, ikincisi terk etmedi - Patrick Murray"***"Evliliğinizi iyi götürmek istiyorsanız:1- Hatalı olduğunuzda itiraf edin.2- Haklı olduğunuzda susmayı bilin - Nash"***"Karınızın doğum gününü unutmamanızın en iyi yöntemi, bir kez unutmanızdır - Anonim"***"Karımla ben 20 yıl çok mutlu yaşadık. Sonra da tanıştık - Rodney Dangerfield"***"İyi bir kadın, kendisinin yaptığı her hatasında kocasını affedendir - Milton Berle"* * *"Birinci adam, iftiharla:- Benim karım bir melek!İkinci adam:- Çok şanslısın, benimki hâlâ yaşıyor - Anonim"***Ve Türkiye'nin sürüp giden sorunları; Cumhurbaşkanlığı seçimleri, yaygınlaşan kuraklık ve susuzluk, enerji darboğazı, deprem kaygıları...***Bu arada Osmanlı döneminden kalma ünlü bir deyimi de unutmamalı:- Bu da geçer yahu! c.altan@prizma.net.tr Çamlarla örtülü dağların kayalık eteklerinden şen şatır akıp giden suların, özel yapılmış bir kaskatla şiirleştirilmiş olduğu bir lokanta girişi...