Siyasette belalı bir kavram kargaşası

Geçen yüzyılın ortalarında, Başkent’in en Avrupai lokantası, Rus asıllı Baba Karpiç’in lokantasıydı.
Siyasete atılmak için Ankara’ya gelmiş emekli bir diplomata, yemeğin sonunda Baba Karpiç “Punç” ikram etmişti.
*
Punç; çay, şeker, tarçın, limon ve, ya “rom”, ya “konyak” gibi damıtılmış bir alkolle yapılıyor ve içkinin buharlaşan alkolü, çay bardağının üstünde alev alev yakıldıktan sonra içiliyordu.
*
Emekli diplomat, Baba Karpiç’in kendisine ikram ettiği “Punç”a bayılmış, nasıl yapıldığının formülünü de alarak evde karısına götürmüştü.
*
Avrupai bürokrat, evde akşam yemeğinden sonra eşinden “Punç” yapmasını istedi.
Eşi:
- Evde çay kalmamış, diyordu; kahveyle yapsam olmaz mı?
Kocası da:
- Olur, diyordu.
- Evde tarçın yok, kırmızıbiber koysam olmaz mı?
- Olur.
- Evde limon da yok, yerine sirke koysam olmaz mı?
- Olur.
- Biliyorsun biz de ne rom, ne konyak var; sadece rakı var.
- Sen de rakı koy o zaman.
*
Kerpiç’deki “Punç”tan sonra, evdeki “Punç” böyle olmuştu.
Bu fıkrayı Refik Halit de çok sever, gazetelerdeki köşe yazılarında, sık sık yazardı.
Aziz Nesin’in, gazetelerdeki “köşe yazısı” başlığı, “Eller Ay’a, biz yaya” idi.
1961’de Sovyet Kozmonot Gagarin, Kazakistan’daki özel Uzay tesislerinden fırlatılmıştı Uzay’a.
*
ABD’de de NASA, özel tesislerde Amerikan Astronotu yetiştirmeyi bitirmiş, 1969’da astronot Armstrong’u, “Uzay mekiği” ile Kazakistan’daki Sovyet tesislerinden göndermişti Uzay’a.
*
22.9.1977 tarihli Hürriyet gazetesinde imzasız çıkmış bir küçük fıkra:
“Şükürler olsun
Zam paketlerinin açılmasından sonra, şimdi sıra vergi paketlerinin açılmasına geldi.
Şu arttırılan gümrük vergisi, bu arttırılan pasaport vergisi, öteki arttırılan trafik vergisi...
Bu arada büyük bir hünerle peş peşe boyuna paket açan bakanlarımızın zekâsında gitgide gelişen bir parlaklık göze çarpıyor.
Her kazığın ucuna kıvrak demeçlerle süslü püslü bir kulp takıyorlar.
Böyle akıllı yöneticilere sahip olmaya gelince...
E ne yapacaksınız, hepsi de hazine vergisi olacak değil ya, o da Tanrı vergisi.”
*
İnternet’in özel sayfalarında eski bir gazete haberi dolaşıyor.
“Pezevenk” kelimesi Azericede “becerikli adam” demek.
Geçmişte Süleyman Demirel’in konuğu olan Azerbaycan Devlet Başkanı Haydar Aliyev, T.C.’ye gelir gelmez yaptığı teşekkür konuşmasında:
- Türk dünyasının gelmiş geçmiş en büyük pezevengi Süleyman Demirel’dir, demişti.
*
Süleyman Demirel de, Aliyev’e şöyle bir bakmış:
- Siz de az pezevenk değilsiniz hani, demişti.
*
Bolu Dağı altındaki trafik tüneli de dâhil, ne kadar çok yangın çıktı bu arada. Mesleğine düşkün itfaiyecilerimizle, onlara yardım edenlere de Tanrı yardımcı olsun.