Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi

27 Mayıs Cuma günü sabah saat 10.00’da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un davetiyle düzenlenen ve çok farklı mecralardan 100’ün üzerinde gazeteci, televizyoncu ve dijital içerik üreticisinin katıldığı basın toplantısını izlemek üzere ben de İstanbul Atatürk Havalimanı’ndaydım. 

İstanbul’un fetih yıl dönümünde (bugün) Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ilk fidan dikimiyle startı verilecek olan Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nin tanıtım toplantısında Bakan Murat Kurum projeyle ilgili ayrıntılı bilgi verdi. Hem TV hem de gazete haberlerinde bu ayrıntıları sıkça duyacağınız için burada tekrarlamayacağım. Ben, Bakan Kurum’un konuşmasından benim dikkatimi çekenlere ve bunların yine bana göre siyasetteki karşılıklarına odaklanacağım. 

Cumhurbaşkanı daha evvel yaptığı bir açıklamada pistlerin “belki” yıkılmayabileceğini söylemişti. Bakan Kurum, sunumu sırasında gösterdiği proje çizimleriyle havalimanının ilk yapılan pistinin ve ona bağlı yapıların faaliyetinin devam edeceğini, diğer iki pist ve ona bağlı apron alanının ise tamamen yeşil alana dönüştürüleceğini söyledi. CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’nun pistlerin yıkılmasına, özellikle de faaliyeti yürüten müteahhit firmaya yönelik sert eleştirileri hatırlanırsa bu açıklamanın önemi de ortaya çıkıyor. 

Bakan Kurum yeşil alana dönüştürülen bölümlerdeki çeşitli yapıların korunacağını yani yıkım yapılmayacağını özellikle vurguladı ve bu binaların sosyal ve kültürel maksatlı kullanıma sunulacağını söyledi. 

Millet Bahçesi’nin afet zamanlarında toplanma alanı olarak kullanılacağını, buradaki hastanenin acil durum hastanesi olarak kullanılmaya devam edeceğini söyledi. 

Salda Gölü ile ilgili özelleştirme tartışmalarının etkisiyle olsa gerek Bakan Kurum burasının hiçbir şekilde özelleştirilmeyeceğini vurgulamaya özen gösterdi. Yanlış anlaşılan bir özelleştirme vurgusunu da hemen düzeltti. 

Alanın imara açılmayacağını, burada başka bir projeye izin verilmeyeceğini birkaç kez tekrarladı. Bununla da kalmadı, bir gazetecinin “Burada yaşayanlar yıllardır kat sınırı ‘mağduriyeti’ yaşıyordu. Şimdi iki pist kalkınca kat sınırı ‘mağduriyeti’ de giderilecek mi?” sorusuna net bir biçimde birinci pistte uçuşların devam edeceğini, dolayısıyla herhangi bir imar değişikliğinin gündemde olmadığını söyledi. İstanbul için gayet iyi bir haber elbette bu, müteahhitleri bilemem. 

Konuşmasının farklı noktalarında Sayın Emine Erdoğan’ın çevre konusundaki hassasiyetinden ve çalışmalarından özel bir vurguyla bahsetti ve bu konuda Emine Erdoğan’ın yüklenmiş olduğu misyonu ve liderlik rolünü öne çıkardı. Muhalefetin Çevre Ajansı üzerinden yaptığı eleştirilere de bu vurguyla yanıt vermiş oldu. 

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun açılış törenine davet edilip edilmediği yönündeki bir soruya ise “Burası 81 milyonun bahçesi, 81 milyonun tamamı buraya davetlidir” sözleriyle yanıt verdi. Sayın İmamoğlu’na gönderilen resmi bir protokol daveti var mı yok mu bilemem ama böylelikle çıkabilecek “İBB başkanı davet edilmedi” eleştirilerine karşı ön bir adım atmış oldu. 

Bakan Kurum konuşmasında birkaç kez 27 Mayıs Darbesi’ne de değindi. Merhum Menderes ve arkadaşlarını rahmetle andı. Millet Bahçesi’nin ise bir anlamda 15 Temmuz darbe girişimine yönelik vatandaşın tepkisinin sembolü olduğunu belirtti, darbeler döneminin bir daha açılmamak üzere kapandığını vurguladı. 

Basın toplantısı kahvaltılı bir toplantı olarak organize edilmişti. Dört sıra halinde düzenlenen oturma gruplarında benim sağımda Ersin Çelik, solumda Rahmi Er vardı. Sayın Er ile Hacı Bayram-ı Veli, merhum Fuad Bayramoğlu ve Yörükler üzerine, Sayın Çelik ile de Erzurumlular ve çay temalı minik sohbetler gerçekleştirdik. Filtre kahve içen Erzurumlu ve Rizelileri kınadık. 

TRT’de ana haberi sunan Ersoy Dede ile de ayaküstü sohbet ettik. Kendisini “Sayın rakibim” olarak selamladım. O da “Estağfurullah, biz sizinle rekabet ediyoruz” diye nazikane mukabele etti. 

Yaklaşık 1.5 saat süren basın toplantısı boyunca altı sayfa not aldım ve 10 bardak çay içtim.