Kremlin’deki yeni El Şara

31 Ocak 2026

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet El-Şara, yönetime geldikten sonra ikinci kez Moskova’daydı. El Şara, 15 Ekim 2025’te Kremlin’e, Rusya’yı Suriye sahasından çıkartmanın ‘yükü’ ve geleceğe dair belirsizliklerle girmişti. El-Şara, üç ay sonra aynı kapıdan artık ABD’nin desteğini almış, uluslararası meşruiyete sahip bir aktör olarak girdi.

Rusya açısından ise tabloyu tersten okumak gerekiyor. Moskova, ilk görüşmeye, Suriye’de yaşadığı ağır gerilemeye rağmen ülkedeki nüfuzunu koruma motivasyonuyla girmiş, yeni Şam yönetimini tartmıştı. Üç ay sonra ise Rusya, El-Şara ile pazarlık yapmak zorunda kalan bir aktöre dönüştü. Kremlin’de eski dosyalar açıldı; hesaplar ise artık yeni güç dengesine göre yapıldı.

ABD Başkanı Donald Trump’la yaptığı telefon görüşmesinin ardından Moskova’ya giden El-Şara, Putin’e net bir mesaj verdi: ABD var ama sizinle de çalışmaya hazırım. Putin ise Kremlin’in koridorlarında El-Şara’nın ‘Amerikan projesi’ olduğuna dair yorumlara

Yazının Devamı

Paris’te başladı Paris’te bitti

29 Ocak 2026

Paris’te 2014’te açılan YPG’yle silahlı iş birliği parantezi 2026’da yine Paris’te kapanmış oldu. James Jeffrey’e göre ‘‘bu kararın zamanlaması doğru” zira ‘‘Suriye’de durum değişti”

Zamanı geriye saralım: 12 Ekim 2014, yer Paris. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Daniel Rubinstein, PYD (YPG’nin siyasi kolu) lideri Salih Müslim’le masaya oturdu. ABD 18 Ekim’de Türkiye’ye YPG’ye silah yardımı kararını bildirdi; 2015’te destek başladı.

Zamanı şimdi de ileri saralım: 5-6 Ocak 2026, yer yine Paris. Bu kez Suriye’nin yeni yönetimi ve İsrail, ABD arabuluculuğunda masaya oturdu. İki hafta sonra da Suriye Demokratik Güçleri (SDG-YPG) entegrasyon anlaşması açıklandı, çatışmalar yaşandı ve 20 Ocak’ta ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack “SDG’nin sahada birincil DAEŞ karşıtı güç olma amacının büyük ölçüde ortadan kalktığını” duyurdu. Velhasıl Paris’te 2014’te açılan YPG’yle silahlı iş birliği parantezi 2026’da yine

Yazının Devamı

Trump’ın dünyası > Barış Kurulu

24 Ocak 2026

Bu yazıyı okumaya başlamadan önce, iki fotoğraftaki tek benzerliğe ama daha çok farklılıklara dikkatinizi çekmek isterim. Sol taraftaki Birleşmiş Milletler’in, sağ taraftaki ise ABD Başkanı Donald Trump’ın kurduğu Barış Kurulu’nun amblemi…

1946’da kabul edilen BM amblemi, Kuzey Kutbu merkezli, ‘azimut’ eşit uzaklık projeksiyonuyla çizilmiş bir dünya haritasını esas alır. Beş eş merkezli daire, hiyerarşik olmayan bir düzeni; yani eşitliği simgeler. Harita, barışın sembolü olan iki zeytin dalının içine yerleştirilmiştir. Mavi ise kana karşı barışın rengidir. BM’nin 80 yıl sonunda barışı ne ölçüde tesis edebildiği ayrı bir tartışma konusu; ancak iddiası buydu.

Trump’ın ambleminde ise eşitlik ve ya denge yok. İki amblem arasındaki tek ortak unsur zeytin dalları. Trump’ın amblemindeki harita ise tek bir gerçeği işaret ediyor: ABD merkezli bir dünya. Altın sarısı rengi ister “ihtişam düşkünlüğü” ister “neo-barok narsisizm” olarak okuyun, amblemin odağı da kimliği de Trump’ın bir yansıması. Matematikten

Yazının Devamı

ABD baskısı

17 Ocak 2026

ABD Başkanı Donald Trump, İran rejimine karşı her türlü adımı atmaya hazırken bir anda frene bastı. Kamuoyuna ‘‘idam kararlarının durdurulmasından duyduğu memnuniyeti’’ aktarırken, perde arkasında müzakere yürütüldüğünü Özel Temsilci Steve Witkoff doğruladı. Florida’da ‘İsrail-ABD Konseyi’ toplantısında konuşan Witkoff, İran rejime sunulan dört şartı şöyle sıraladı:

1- nükleer zenginleştirme, 2- füze envanterinin azaltılması, 3- İran’ın yaklaşık iki bin kilogramlık %3,67 ila %60 zenginleştirilmiş nükleer malzemesi, 4- vekil güçler.

Witkoff nükleer programın durması mı yoksa barışçıl düzeyde kalması mı isteniyor, buna dair detay vermedi. Füze envanterinin hangi düzeye çekilmesi gerektiğinin ayrıntısı da yok. Zenginleştirilmiş uranyum yurtdışına çıkarılacaksa hangi ülkeye teslim edilecek, belirsiz. Vekil güçler derken ne kastediliyor bu da muğlak.

İran kabul eder mi?

Rejimin ABD’ye güvenmemesi için yeterli sebebi var zira Trump İran’ı, geçen haziran ayında, iki hafta

Yazının Devamı

Ateş çemberi daralıyor mu?

10 Ocak 2026

2026’nın ilk günlerindeyiz ve sadece on gün geçmişken dünya derin kırılmaların yaşandığı bir sürece girdi. Donald Trump’ın ‘barış’ adı altında küresel düzene dayattığı politikalar pratikte farklı cephelerde ‘kaos’ üretiyor.

Türkiye ise zaten uzun süredir kuzeyden güneye, doğudan batıya uzanan çatışmaların ortasında. Mesele artık tek tek dosyalar değil, bu dosyaların iç içe geçmesi. Bu yüzden ateş çemberinin çapı daha da daralıyor.

Halep: Oyun sertleşti

Suriye’de korkulan oldu. 10 Mart mutabakatının uygulanmasında masada sonuç alınamayınca, sahada silahlar konuştu. Halep hattında PYD/YPG’nin hakimiyetindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam arasında yaşanan çatışmalar sürecin her an kırılacağını gösteriyor.

İsrail, Esad sonrası Suriye’de fiili toprak kontrolünü genişletirken, Ankara’ya göre SDG’yi cesaretlendiren bir rol üstleniyor. Tel Aviv, bir yandan ABD arabuluculuğunda Şam’la güvenlik anlaşmasını müzakere ediyor, diğer yandan

Yazının Devamı

BAE ve S. Arabistan kapışması

3 Ocak 2026

Yemen’de Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasındaki gerilim sahada açık bir çatışmaya dönüştü. 2025’in son günlerinde BAE destekli ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi (GGK), S. Arabistan ve Umman sınırlarına uzanan doğu illerini ele geçirdi. Suudi Arabistan da buna karşılık başta Mukalla Limanı olmak üzere GGK kontrolündeki noktaları bombaladı. BAE Riyad’ın kararlılığını görünce geri adım attı ve Yemen’de görev yapan ‘terörle mücadele ekiplerini feshettiğini’ duyurdu.

Yemen’deki Körfez gerilimini izleyenler, bunun ani bir kırılma olduğunu düşünebilir. Oysa iki ülkenin çakışan stratejileri, politikaları zamanla derinleşti ve 2010’lu yıllardan itibaren artık üzeri örtülemeyen açık bir güç mücadelesine dönüştü.

Yemen’de Körfez mücadelesi

Arap Baharı ile Yemen’de otuz yıllık iktidarın devrilmesinin ardından S. Arabistan, Sana merkezli üniter bir devlet yapısını destekledi. Riyad açısından Yemen; ‘sınır

Yazının Devamı

SDG’nin entegrasyonu başka bahara mı?

27 Aralık 2025

Şam yönetimi ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında varılan 10 Mart mutabakatına göre, uzlaşılan sekiz maddenin uygulanması ya da en azından bir çerçeve çizilmesi için son tarih 31 Aralık’tı. Süre dolarken, hâlâ hiçbir madde tam manasıyla yürürlüğe girebilecek durumda değil. Dahası SDG cephesinden ‘‘ortak anlayış var’’ açıklamaları gelirken, Şam tarafı ‘‘görüşmeler durdu’’ diyor. Zaten son günlerde karşılıklı gidip gelen teklifler bir şeylerin ters gittiğini gösteriyordu. Şam’ın nihai kararı beklenirken gelin sekiz maddede neredeyiz, hatırlayalım.

Anayasa maddeleri

Anlaşmanın ilk iki maddesi, ‘tüm Suriyelilerin etnik veya dini kökenlerine bakılmaksızın siyasi süreçte ve devlet kurumlarında temsil hakkının güvence altına alınmasını’ ve ‘Kürt bileşeninin Suriye devletinin ayrılmaz bir parçası olarak tanınmasını, vatandaşlık haklarının, tüm anayasal kazanımlarının garanti altına alınmasını’ öngörüyor.

Şara yönetimi uzun

Yazının Devamı

Jet kazası ve düşündürdükleri...

25 Aralık 2025

Resmi ziyaret için Türkiye’ye gelen Libya Genelkurmay Başkanı ve beraberindeki askeri heyeti taşıyan uçak salı gecesi Ankara’da düştü. Bir gün önce Türk askerinin Libya’daki görev süresi iki yıl uzatılmışken, Doğu Akdeniz’de İsrail-Yunanistan-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Türkiye’yi by-pass edecek bir rota için anlaşmışken bu kaza akıllara şu soruyu getirdi: Suikast mı?

Kaza ihtimali yüksek

Gelen ilk resmî açıklamalardan bu kazananın elektronik bir arızadan kaynaklandığı anlaşılıyor. “Uçağın bakımları eksik miydi, nasıl bir sorun bu sona yol açtı?” diğer sorular… Belki gerçekten teknik bir açıklaması var ve yaşadığımız şüpheciliği boşa çıkaracak ancak şirketle ilgili enteresan bilgileri de buraya not düşmüş olalım.

Doğu-Batı mücadelesi

Öncelikle Libya’nın siyasi denklemini kısaca özetlemek gerekiyor. Malum 2011’de Libya’da Kaddafi yönetimi devrilmiş, ülke fiilen Doğu ve Batı olarak ikiye bölünmüştü. Batı’da Trablus, Doğu’da

Yazının Devamı