İslamabad’da tarihi masa

11 Nisan 2026

ABD ve İran, 40 günlük savaşın ardından mutabık kaldıkları - son derece kırılgan ve İsrail’in Lübnan saldırıları ile diplomasi masasını sallayan - ateşkesi sürdürebilmek için bugün Pakistan’da bir araya geliyor. Ben de zirveyi takip etmek için İslamabad’dayım ve şehirde yaptığım görüşmelerden sonra edindiğim izlenimi paylaşarak başlayayım: Bu ateşkesin devamının gelmesi bile aşamada bir başarı olacak.

Önce heyet ve format muammasından başlayalım. ABD Başkanı J.D. Vance’in gelip gelmeyeceği, uçağa binene kadar gün boyu İslamabad’da tartışıldı. Pakistanlı yetkililer son ana kadar bilgiyi teyit etmedi. Çünkü o gelmezse İran da heyetini ona göre şekillendirecekti. Meclis Başkanı Muhammed Bakir Galibaf ya dahil olacak ya da heyetten çıkarılacaktı. Washington’ın Galibaf isminde ısrarcı olduğu, İran tarafının da J.D. Vance olmadan görüşmelere oturmama pozisyonu netti.

Perde arkasında son ana kadar “muhataplık ve diplomatik seviye” belirleme mücadelesi oldu. Bu satırlar yazılırken, pek çok belirsizlik ise devam ediyordu.

Yazının Devamı

Ukrayna’nın körfez hamlesi

4 Nisan 2026

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Mart ayı başında İran savaşına dair yaptığı açıklamayla herkesi şaşırtmıştı. Ülkesi Rusya ile savaştayken – hatta sahada işler pek iyi gitmezken - “Körfez, İran İHA’larına karşı yardımımızı istiyor” demişti. Bir sonraki hafta da Ukraynalı hava savunma sistemleri uzmanları, saha çalışması için bölgeye gitmişti.

Bu iş birliği Zelenskiy’nin geçen hafta sonu yaptığı Körfez ziyaretinde kâğıda döküldü. Ukrayna Devlet Başkanı, ‘‘Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar ile tarihi güvenlik anlaşmalarına varıldığını’’ duyurdu. Ürdün ve Kuveyt ile görüşmeler sürüyor. Bahreyn ve Umman da iş birliğine açık.

Siyasal tercih

Güvenlik anlaşmalarının temel çerçevesi şu: Kiev, İran’ın İHA tehditlerine karşı Körfez’e hava savunma sistemleri satacak, hatta birlikte üretim de yapılacak, bunun karşılığında Körfez’den savunma ve tarım sektörü için gerekli yakıtı alacak.

Aslında Ukrayna’nın geçmişte Suudi

Yazının Devamı

Trump’ın ‘bagajı’

29 Mart 2026

Bir insan düşünün bir gün ‘A’ diyor, ertesi gün ‘Z’. Bir gün bir fikri savunuyor, ertesi gün 180 derece tersini. Bu kişi sokaktaki herhangi biri olsaydı mesele yoktu ama ABD Başkanı olunca işin rengi değişiyor.

Donald Trump’ın İran Savaşı ile ilgili son kararı, Tahran’a on gün ek süre vermekti; ama bu demek değil ki bu süre içinde enerji tesislerini vurmaz. Vurabilir, daha önce yapmadığı şey değil.

Peki bu dengesizlik hali normal mi? Bu tartışma ABD’de psikiyatrlar taraftan bilimsel düzeyde Trump’ın ilk döneminden beri yapılıyor. Uzmanlar klinik olarak Başkan’ın bu dengesiz hallerinin arkasında çocukluğundaki travmaların yattığını düşünüyor.

Kongre’ye gönderilen mektup

Sebeplere eğilmeden önce, ABD’li psikiyatr Dr. John Gartner’ın 2017’de attığı adımı hatırlatalım. Gartner ‘change.org’ sitesinde ‘Ruh sağlığı uzmanları Trump’ın akıl hastası olduğunu ve görevden alınması gerektiğini ilan ediyor’ başlıklı dilekçeyi imzaya açtı. Uzmanlardan görüş

Yazının Devamı

Tahran’ın körfez hesabı

21 Mart 2026

ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırılarda üç haftayı geride bırakıyoruz. Tahran bir taraftan ağır yara alırken, diğer taraftan dünya ekonomisini sarsıyor.

İsrail’in Güney Pars doğalgaz sahasını vurmasının ardından İran da enerji tesislerini hedef almaya başladı. Sadece İsrail’in Hayfa’daki tesisini değil, Suudi Arabistan’ın Exxon Mobile ile işlettiği Samref’i, Katar’ın en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) rafinerisini, Birleşik Arap Emirlikleri’nin El Habshan sahasını, Kuveyt’in Mina Abdullah tesisini hedef aldı.

İran’ın savaşın başından beri stratejisi, ABD’yi Körfez’deki müttefikleri üzerinden yıpratmaktı. Körfez’e gönderilen füzelerin sayısı bu stratejiyi açıkça ortaya koyuyor.

İsrail’in beş katı füze Körfez’e

İlk 19 günde Körfez ülkelerine toplamda 3 bin 186’dan fazla füze ve İHA (insansız hava aracı) gönderildi. Bu rakam İran’ın İsrail’e gönderdiği mühimmat sayısının yaklaşık beş katıydı. Aynı dönemde İran, İsrail’i sadece 650

Yazının Devamı

Gübre ayaklanma çıkarır mı?

14 Mart 2026

İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney’in ilk mesajlarında dünyayı en çok endişelendiren ‘‘Hürmüz Boğazı’nı kapatma kozunun kullanılmaya devam edileceği’’ sözleriydi.

Hamaney’in mesajı okunmadan birkaç saat önce röportaj yaptığım Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in de en büyük kaygısı buydu. ‘‘Savaş bir an önce bitmeli’’ derken şöyle söylüyordu: ‘‘Özellikle enerji, gübre arzının sıkıntıya girdiği bir eğilim görüyoruz. En hassas durumda olan ülkeler doğrudan etkilenecek.’’ Guterres’in bu kaygılarının zemini BM’nin hazırladığı Hürmüz raporuydu.

En basit ifadeyle şöyle anlatalım: Petrol fiyatı demek, pahalı gübre demek. Pahalı gübre demek, gıda üretiminin düşmesi demek, üretim düşmesi fiyatların artması demek. Üstelik yaşanan kriz yalnızca bugünün fiyatlarını değil, gelecek yılın hasadını da etkiliyor.

BM raporu

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın (UNCTAD)

Yazının Devamı

‘ABD isterse savaş biter’

13 Mart 2026

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, ABD–İsrail ve İran hattında büyüyen savaşla ilgili dikkat çeken açıklamalar yaptı. Guterres, savaşın İsrail’in uzun süredir ABD’yi dahil etmek istediği bir çatışma olduğunu belirterek, “ABD isterse savaş biter” dedi. 

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile en son Eylül 2022’de röportaj yapmıştım. Ukrayna Savaşı devam ederken ‘tahıl anlaşması’ imzalanmış ve o gün sürecin nasıl işleyeceğini anlatmıştı. Üzerinden dört yıl geçti ve dünya Gazze Savaşı’nı ve İsrail’in bölgeye dönük saldırılarını gördü. Savaşlar listesine son olarak ABD ile İsrail’in İran’a başlattığı eklendi.

Guterres ile savaşın 13. gününde NTV için yaptığımız röportajın manşeti ‘bu savaşı İsrail’in istediğine’ ilişkin sözleriydi. Guterres, ‘ABD’nin bu savaşla amacı nedir? Neyi hedeflediğini anlayabildiniz mi?’ sorusuna ‘‘Açık konuşmak gerekirse, amaçları net değil. Bu, İsrail’in her zaman

Yazının Devamı

‘Destansı öfke’ ile kalkan…

7 Mart 2026

ABD Başkanı Donald Trump’ın aldığı savaş kararı sadece İran’ı hedef almadı; aynı zamanda ABD anayasal ve iç siyasi dengelerini de sarstı. Zira hem ‘Destansı Öfke’ adını verdiği ‘harekât’ hem de kullandığı yöntem iç siyasette kutuplaşmayı artırdı. Cebinden başka bir şeyi önemsemeyen ABD halkı da savaşın uzama ihtimaline karşı endişeli. Yaşananlara verilecek tepkinin çıktısını kasımdaki ara seçimde göreceğiz ama gidişat ‘Destansı Öfke’ ile kalkan Trump’ın zararla oturacağını gösteriyor.

Anayasal tartışma

Öncelikle, ABD siyasetinde Trump’ın bu adımının tartışılmasının sebebi ‘İran’a operasyon başlatma kararını Kongre’ye danışmaması.’

ABD anayasasının birinci maddesi Kongre’yi ‘savaş ilan etme’ konusunda yetkilendirirken, ikinci maddesi Başkan’ı ‘ordu ve donanmanın başkomutanı’ olarak tanımlıyor. Yetki tartışmasını alevlendiren ise ‘Savaş Yetkileri Yasası’.

1973’teki yasa yeni Vietnam Savaşlarını önleme mantığıyla çıkarılmıştı ve savaş kararında Başkan’a Kongre

Yazının Devamı

İran’ın üç anlaşması

28 Şubat 2026

ABD ile İran arasında perşembe günü Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerde masa devrilmedi. İran’dan yapılan açıklamaya göre, taraflar haftaya önce teknik sonra siyasi düzeyde bir kez daha görüşecek. Anlaşılan o ki, ABD’nin ‘nükleer, balistik füzeler ve vekil güçler’ talebiyle oturduğu masada, Tahran’ın istediği gibi şu aşamada sadece ‘nükleer program’ konuşuluyor.

Peki o zaman ABD Başkanı Donald Trump, eski Başkan Obama’nın kabul ettiği ama kendisinin yırtıp attığı 2015 anlaşmasından daha iyi bir anlaşmaya nasıl ulaşmış olacak? İran’ın geçmişteki iki anlaşmasını, 2010-2015’teki metinleri ve yıllar içinde İran’ın verdiği tavizleri bilenler bugünkü müzakerelerde neyin pazarlığının yapıldığını da tahmin edecektir.

2015’in 2010’dan farkı

2010’daki anlaşma ‘yakıt takasıydı’, yani sadece bir malzeme yönetimiydi; 2015’teki ise ‘zenginleştirilmiş uranyuma limit koymaydı’. Bugünse İran ‘nükleersizleştirme ve altyapı tasfiyesine’ zorlanıyor.

T

Yazının Devamı