DSÖ verileri bekliyor

Dünyanın yeni kabusunun adı "Omicron" oldu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) “Yeni varyantın salgının seyrini değiştirebileceğini” açıkladı; ancak şu aşamada bu seyir iyi yönde mi kötü yönde mi olur, bilmiyoruz. Bilmediğimiz şeylerden biri bu varyantın yayılım hızı diğeri de daha ölümcül olup olmadığı. DSÖ de bu konularda önümüze bilimsel bir tablo koyamıyor. Çünkü varyantı örgüte ilk bildiren Güney Afrika, henüz Omicron vakalarına ilişkin verileri paylaşmadı.

DSÖ Sözcüsü Dr. Margaret Ann Harris’e bu verilerin kendilerine ne zaman ulaşacağını sordum. Sözcü “Birkaç gün içinde” cevabını verdi. Harris, “Varyantın daha hızlı yayılıp yayılmadığını henüz bilmiyoruz ama endişe verici bir varyant olduğuna dair yeterli şüphe var” dedi. Dünyanın belirli noktalarında hızla yükselen vaka grafiğini de işaret eden Harris, Omicron’un diğer varyantlara göre daha ölümcül olup olmadığıyla ilgili de "Şu anda böyle olmadığını düşünüyoruz. Ama bu virüsün sizi öldürmesi 3-4 haftayı buluyor. Dolayısıyla bu sorunun cevabı için de beklememiz, bu süreyi doldurmamız gerekiyor” ifadelerini kullanıyor.

DSÖ verileri bekliyor

'G. Afrika’ya madalya verilmeli'

Omicron varyantının ilk olarak nerede çıktığı ise muamma. Dr. Harris’e Avrupa’da çıkmış olma ihtimali ve buna dair araştırma yapıp yapmadıklarını sorduğumda, "Tanımlanmasa da dünyanın farklı noktalarında ortaya çıkmış olma ihtimali kuvvetle muhtemel. Ama Güney Afrika bu konuda çok iyi bir genetik sekans çalışması yaptı" dedi. Yani Güney Afrika -diğer ülkelerin aksine- salgın boyunca sorumlu davrandı ve yeni varyantları DSÖ’ye düzenli bildirdi. Ancak bunun karşılığında hiç de hakketmediği şekilde dünyanın kapıları bu ülkeye kapandı.

DSÖ Sözcüsü Dr. Harris de buna tepkiliydi ve “Güney Afrika’ya gerçekten altın madalya verilmeli. Hepimiz yaptıkları için Güney Afrika’ya teşekkür etmeliyiz ama buna karşılık alınan ilk karar onları izole etmek oldu. Sınırları kapatırsanız bilim insanları süreçleri nasıl takip edecek? Bu, bencilliğin ötesinde akıllıca da değil” diyor. Dr. Harris, aşılama olmadığı sürece dünyanın bir ucundaki varyantın diğer ucuna kolayca ulaşacağını da hatırlattı, şirketlere de aşı formüllerini paylaşma ve teknoloji transferine açık olma çağrısı yaptı.

Dünyada çift doz aşılama:

Dünya geneli: Yüzde 44.02
Avustralya: Yüzde 73.33
Güney Amerika: Yüzde 58.97
Avrupa: Yüzde 58.39
Kuzey Amerika: Yüzde 54.94
Asya: Yüzde 49.56
Afrika: Yüzde 7.47

DSÖ verileri bekliyor

‘Suçlu aşı şirketleri’

(Prof. Dr Bülent Ertuğrul - KLİMİK Derneği üyesi)

“Gerek Moderna gerek Biontech, aşılarını üretirken ciddi devlet katkısı aldı. Hatta Moderna, aşısını neredeyse tamamen ABD bütçesinden karşılayarak yaptı. Benzer süreç Biontech için de geçerliydi. Onlar da Alman hükümetinden önemli ölçüde katkı aldı. Yani insanların vergilerini kullanarak aşılarını üretti. Pfizer/Biontech, Moderna, AstraZeneca bu konuda en suçlu şirketler. Çünkü onlar kendi aşılarını patent hakkıyla korumaya alıp, sadece satmayı düşünerek dünyanın bir kısmının aşıya erişimini neredeyse engelledi. Bu ne yazık ki günümüzün sağlık ekopolitiğinin sonucudur. Hatta patent tartışmaları çıktığında ilk itiraz edenler bu şirketler oldu. Kapitalist sağlık sistemi içerisinde, patent haklarının sonuna kadar savunulduğu, üretim süreçlerinin gelişmemiş ülkelere kaydırılmadığı bir dönem içerisinde, aşı şirketlerinin içerik paylaşımı yapması konusunda iyimser değilim.”

DSÖ verileri bekliyor

Arabuluculuk mümkün mü?

Bu hafta yine Moskova-Kiev, dolayısıyla Batı-Rusya gerilimini konuştuk. ABD, Rusya’nın Ukrayna’ya olası bir askeri harekata kalkışmasının bedelinin ağır olacağı duyurdu. ABD ve Rus dışişleri bakanları, Stockholm’de görüştü. Bu arada Türkiye’nin Ukrayna-Rusya arasında arabuluculuğu da gündeme geldi.
Bu baş döndürücü trafikte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefonda görüştü. Bu telefon görüşmesinin içeriği temas öncesinde belli oldu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, “Türkiye ve Rusya liderleri Türkiye’nin teklif ettiği arabuluculuğu konuşacak” dedi. Bu çok kritik bir açıklamaydı çünkü Türkiye bu teklifi ilk kez masaya koymuyordu. Türkiye 2018’de de arabuluculuk teklifi yapmış ama Moskova buna yanaşmamıştı (Bu konuyla ilgili ayrıntılı bir yazıyı 4 Nisan 2021 tarihinde yazmıştım). Dolayısıyla Lavrov’un açıklaması akıllara, Moskova’nın pozisyonunda bir yumuşama mı var? sorusunu getirdi.

Elbette Ukrayna mevzubahis olduğunda Rusya’nın yumuşaması beklenmez; dolayısıyla akıllara gelen ikinci soru da şu oldu: Rusya arabuluculuk teklifini görüşecekse, bununla amacı ne? Bu sorular kafaları karıştırırken, Moskova’nın pozisyonunun değişmediğini gösteren açıklama, Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova’dan geldi. Rus Sözcü “Erdoğan’ın arabuluculuk teklifi Donbass bölgesini kapsamıyor” dedi. Bu ifade üç başlıkta açıklanabilir:

ABD’nin elinde ne var?

1- Rusya başından itibaren Donbass’taki ihtilafı Ukrayna’nın iç çatışması olarak görüyor ve Kiev yönetiminin bu sorunu içerideki ayrılıkçı güçlerle halletmesi gerektiğini düşünüyor. Bu yüzden de Rusya eğer Ukrayna ile diyalog kuracaksa Donbass konusunu müzakere başlığı yapmayacak,

2- Ukrayna’nın bölünmüşlüğü ve sınır problemleri bu ülkenin AB ve NATO üyeliğine engel teşkil ettiği biliniyor. Rusya bu durumun devam etmesini istiyor. Bu yüzden Donbass konusunun çözümsüz kalmasını istiyor,

3- Rusya, Ukrayna’nın doğusunda, ayrılıkçı güçlerle bölgeyi kontrol altında tutarak, bölgenin Rusya ile ekonomik entegrasyonun devamını istiyor. (O bölgeden çıkarılan madenlerin, Rus sanayisinde kullanıldığına dair Ukrayna’nın iddiaları var) Dolayısıyla Putin yönetimi bugün veya yarın Türkiye’nin ya da bir başka ülkenin arabuluculuğunda yapacağı görüşmelere Donbass’ı konuşmak istemiyor. Rusya’nın pozisyonu böyleyken bir arabuluculuk sürecinin başlaması da doğrusu pek mümkün gözükmüyor. Başlayacaksa bunun çerçevesinin çok kısıtlı olabileceği belirtiliyor.

Bu arada ABD’den Rusya’ya yönelik açıklamalar Ukrayna’nınkilerden daha da sertti. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, “Rusya’nın Ukrayna’ya karşı agresif hamleler yapmak için planlar hazırladığına dair kuvvetli kanıtlar olduğunu” söyledi. Blinken’a göre Rusya Ukrayna’ya karşı büyük ölçekli askeri operasyon hazırlığı içinde. Ayrıca planların Ukrayna’yı içeriden istikrarsızlaştırma çabalarını içerdiğini de aktardı. ABD’nin elinde nasıl bir istihbari veri var bunu bilmiyoruz. Ancak CIA Başkanı William Burns 3 Kasım’da Moskova’ya gidip Rusya Dış İstihbarat Servisi Başkanı Sergey Narışkin ile görüşmüştü. Bu görüşme sonrasında ABD kaynaklı açıklamaların tonunun sertleştiği açık.