Kılıçdaroğlu’ndan Libya tepkisi: Tezkereye destek vermeyeceğiz

“Bizim askerimizin kanlarının Arap çöllerinde dökülmesini istemiyoruz” diyen CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Türkiye savaşmak için değil, Libya’daki tarafları barıştırmak için orada olmalı. Libya halkının bölünmesine katkı vermek doğru değildir” ifadelerini kullandı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Libya’ya asker gönderilmesini öngören Cumhurbaşkanlığı tezkeresine “hayır” diyeceklerini belirterek, “Libya’ya İhvan kardeşliği için gidiliyor. Suriye’ye gidildiği gibi... Askerimizin kanlarının Arap çöllerinde dökülmesini istemiyoruz” dedi. Kılıçdaroğlu, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu liderliğindeki yeni siyasi oluşumları değerlendirirken de “Yeni ittifaklar olabilir. Türkiye’nin geleceğine aynı pencereden bakıyoruz” dedi. Cumhurbaşkanı adayının kim olacağının bugünden tartışılmasının yanlış olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Ali de olur Veli de” ifadelerini kullandı.

Gazetelerin Ankara temsilcileriyle bir araya gelen CHP lideri Kılıçdaroğlu, özetle şu mesajları verdi:

Kılıçdaroğlu’ndan Libya tepkisi: Tezkereye destek vermeyeceğiz

İHVAN İÇİN GİDİYORUZ: Erdoğan’ın ‘İdlibli kardeşlerimiz de gelecekler’ diye bir söylemi oldu. 3 milyon 600 bin kardeş yetmedi yeni bir kardeş ordusu daha gelecek. Götür sarayda besle bunları. Şimdi başımıza Libya çıktı. Libya’da ne işimiz var? Libya’ya İhvan kardeşliği için gidiliyor. Suriye’ye gidildiği gibi...

ASKERİN KANI DÖKÜLMESİN: (Libya’ya asker gönderme tezkeresi) Desteklemeyeceğiz. Bizim askerimizin kanlarının Arap çöllerinde dökülmesini istemiyoruz. Erlerimizin Arap çöllerinde şehit olmasının gerekçesi ne? Mısır tanklarını soktu Libya’ya ne olacak şimdi? Bizim askerlerimiz; Rusya, Mısır ve Libya güçleriyle çatışacaklar. Kendisini kefenle karşılayanlar vardı sonra paralı asker oldular. Onları Libya’ya göndersin. Kendi içinde çatışma yaşayan bir ülkede, siyaseten bir tarafı tutup karşı tarafı düşman ilan etmek, Libya halkının bölünmesine katkı vermek doğru değildir. Türkiye savaşmak için değil, Libya’daki tarafları barıştırmak için orada olmalı.

‘Beyazı siyah gösterme kararı’

(Sözcü davası kararı) Türkiye’de adaletin olmadığını gösteren en somut ve en taze örnektir. Emin Çölaşan’ın, Necati Doğru’nun, buradaki yazarların bütün hayatı FETÖ ile mücadeleyle geçmiştir. Bu beyazı siyah gösterme kararıdır. Siyasi otoritenin talimatıyla verilen bir karardır.

Partide kavga değil uzlaşma istiyorum

(Kurultay süreci) Partide kavga değil, uzlaşma kültürünün oluşmasını istiyorum. Şunu da söyledik, kavga edeni partide tutmayacağız. Tartışabilirsiniz ama kavga eden kişinin partide yeri yok.

ERKEN SEÇİM: Erken seçim Erdoğan’a bağlı. (2020’de erken seçim bekliyor musunuz?) Öyle bir beklentim yok. Ama biz sanki yarın seçim yapılacakmış gibi çalışıyoruz.

‘Kanal yapımcılarına beş kuruş ödenmeyecek’

Ben Kanal İstanbul’un yapılacağına inanmıyorum. Tamamen gündem değiştirme. Hangi parayla yapacaklar? CHP iktidar olduğunda bu kanalın yapımına kim talip olduysa ona beş kuruş para ödenmeyecek. Herkes şapkasını önüne koyup ona göre davransın. Bizi ikna etsinler demiş Erdoğan. Gayet basit. Randevu vereceksiniz, Ekrem Bey bunun nasıl bir felaket projesi olduğunu anlatacak.

RANTİYECİLER YARGIYI KULLANIYOR: (Eski CHP milletvekili Sinan Aygün’ün Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik rüşvet iddiaları konusunda) Olayın özünde yatan aslında şu: Rantiye sınıfı yargıyı kullanarak ve idareyi dolaylı olarak baypas ederek kendi rantlarını sağlıyor. Yargı, haksız olarak elde edilen rantlara hukuki kılıf hazırlıyor. Eskişehir yolunda haksız rant elde ettirilen yapılar var. Mansur Bey bu yapıların 5 veya 6 kişinin kontrolünde gerçekleştiğini anlattı. Haksız rantı kim elde ederse etsin mücadele etmek her CHP’linin görevidir. Bizim partili elde etti bunu görmeyelim, öbürü rakip partidendi bunu görelim. Bizim yapımızda çifte standart yok. (Mansur Yavaş’ın yerine kayyum atanacağı iddiası) Haksızlığa karşı çıkan adamın yerine kayyum mu atanır?

‘Geleceğe aynı pencereden bakıyoruz’

Yeni ittifaklar olabilir. Gerek Babacan’ın gerek Davutoğlu’nun yaptığı açıklamaları dikkatle izliyoruz. Güçlü bir parlamenter sistemden yana olduklarını ifade ediyorlar. Bu bizi memnun ediyor. Türkiye’nin geleceğine aynı pencereden bakıyoruz. Belli konularda farklı düşünsek bile, demokrasi, insan hakları konusunda paralel düşündüğümüzü görüyorum. Biz Millet İttifakı sürecinde 4 genel başkan 1.5 sayfalık bir metin hazırlamıştık. Burada da böyle bir tablo gündeme gelebilir, görüşmeler olabilir, farklı ittifaklar olabilir.

ALİ DE OLUR VELİ DE: (İttifakın cumhurbaşkanı adayı CHP’den çıkar mı?) Bu ayrıntıya bugün kilitlenirsek en büyük hatayı yapmış oluruz. Önce demokrasi üzerinde uzlaşacağız. Kişiler gelip geçicidir, kalıcı olan kurumlardır. A, B kişisi cumhurbaşkanı olur, bunların önemi yok. Ama cumhurbaşkanı koltuğunda oturacak kişi demokrasiyi, insan haklarını savunuyorsa hiçbir sorunumuz yok. Ali de olur Veli de olur.

2020’DE GÜZEL ŞEYLER OLACAK: Bence 2020’de Türkiye demokrasi konusunda çok önemli adımlar atacak. Türkiye beklediği huzura büyük ölçüde kavuşacak. Farklı düşünsek dahi demokrasiden yana olan partiler mutlaka bir araya geleceklerdir. Osman Kavala’nın da Selahattin Demirtaş’ın da bir yılbaşı gecesini hapiste geçirmesini doğru bulmuyoruz. 2020’de hukuksuzlukların tamamını gidereceğiz. Özlenen Türkiye’yi getireceğiz. (Seçim varmış gibi konuştunuz denilmesi üzerine, gülerek ve başını sallayarak) Benden bu kadar. Güzel şeyler olacak.