Öncelik dijitalleşme ile yeşil projelere

Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Faruk Kaymakcı, AB’nin Ufuk Avrupa Programı’nın 95.5 milyar euro’luk fonu kullanıma açtığını belirterek, ‘AB programlarında öncelikli iki konu; dijitalleşme ve yeşil gündem. Bu iki alanla bağlantılı projelerin desteklenme olasılığı yüksek’ dedi.

Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Faruk Kaymakcı, röportajımızın ikinci bölümünde, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) ile müzakere sürecinin neredeyse durma noktasına gelmiş olması nedeniyle AB fonlarından yararlanma konusunda oluşan tereddütlere açıklık getirdi.

Öncelik dijitalleşme ile yeşil projelere

- Türkiye’nin AB ile müzakere sürecinin neredeyse durma noktasına gelmesine rağmen AB fonlarından yararlanmak mümkün mü?

Evet. Çünkü, Türkiye bir aday ülke. Bu yüzden katılım öncesi mali yardım dediğimiz IPA fonlarından yararlanmaya devam ediyor. Aynı zamanda, AB’nin programlarına tahsis edilmiş önemli fonlar var. 2002-2020 arasında toplam 9.2 milyar euro’luk IPA fonu kullandık. 2020 yılında, tahsis edilen fonlarda yüzde 99.2’lik kullandırma oranı yakaladık. Bu bir rekor. AB de takdir etti. Diğer aday ülkelere, hatta üye ülkelere örnek gösterilen bir başarı yakaladık. Dolayısıyla biz IPA fonlarını kullanmada deneyimli bir ülkeyiz.

Yeni anlayış

IPA 3, 2021-2027 dönemi olacak. Bu dönemde yeni bir anlayış var. AB artık ülkelere fon tahsis etmiyor. Ülkeler AB’nin belirlemiş olduğu alanlara proje başvurusu yapacak, fon alacak. Bu yeni döneme ilişkin çalışmalarımıza 2019 yılının ikinci yarısından itibaren başladık ve hala yoğun şekilde devam ediyoruz. Sadece 2021-2022 yılları için toplam bütçesi 3.5 milyar euro olan 355 proje önerisi hazırladık. Tabii, 2021-2002 yılları için bu fonun tamamının verilmesi gerçekçi değil. AB’nin 7 aday ülkeye, 7 yıllık dönemde tahsis edeceği toplam tutar kabaca 12.5 milyar euro kadar. Dolayısıyla Türkiye’nin bu 7 yıllık dönemde 3.5-5 milyar euro’luk bir bantta fon almaya çalışması gerekecek.

- Geçen günlerde Kovid-19 ile mücadele kapsamında bir AB Projesi hayata geçirildi...

Aslında 2016 yılına ait bir fon bu... Diğer AB projelerinden elde ettiğimiz tasarruflardan aktarma yaparak, 5.3 milyon euro’luk bir projeyi yürürlüğe koyduk. Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı birlikte yürütecek. Halk sağlığı laboratuvarlarının hızlı antijen test kapasitesinin artırılması ve teknik kapasitelerinin geliştirilmesi planlanıyor.

Yeşil hatlar

Kovid-19 ile mücadele bağlamında AB ve Türkiye, krizin başından itibaren önemli istişareler yaptı. Örneğin mal akışının sorun yaşamaması, sürücülerimizin, tırlarımızın gümrükte sorun yaşamaması için Türkiye’nin de dahil olduğu AB ve aday ülkelerde yeşil hatlar oluşturuldu. Bu yeşil hatlar, akışa izin verdi. Keza, Türkiye ve AB Sivil Koruma Mekanizması, Türk ve AB vatandaşlarının bulundukları uzak ülkelerden getirilmesi konusunda iş birliği yaptı. AB’den destek aldık ama biz de Türk Hava Yolları’mızı AB’nin ulaşamadığı noktalara, AFAD’ın eşgüdümüyle gönderip vatandaşlarımızın dönüşlerini sağladık. Normalde üye ülkelere açık olan AB Dayanışma Fonu, aday ülkelere açıldı. Sağlık harcamaları belli bir düzeyi geçtikten sonra, AB’den bir destek alınması söz konusu. Bu konuda çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde çok daha fazla projeyi yürürlüğe koyacağız.

Türkiye’nin ufku Avrupa

- Girişimciler ve STK’lar için yeni dönemde söz konusu olabilecek fırsatları biraz açar mısınız?

En önemlisi Ufuk Avrupa Programı. Zaten Türkiye’nin ufku Avrupa’dır. Programa akademisyenler, üniversiteler, araştırma kurumları, firmalar, genç girişimciler başvurabilirler. Burada çok önemli fon kaynağı var, aşağı yukarı 96 milyar Euro’luk bir fon tahsis edilmiş durumda. Türkiye fona katılmak için TÜBİTAK üzerinden katkı payı ödeyecek. 2014-2020 döneminde olduğu gibi, yapmış olduğumuz katkıdan daha fazlasını alabilecek konumdayız. TÜBİTAK ile birlikte iş dünyasıyla, yerel yönetimlerle bir çok bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdik. Çünkü Ufuk Avrupa araştırmacılık, yenilikçilik alanında önemli fırsatlar sunuyor. Asıl önemlisi önümüzdeki dönemde tüm AB programlarında 2 konu öncelikli: Dijitalleşme ve Yeşil Gündem. Bu iki alanla bağlantılı olursa sunulan projeler, bu projelerin desteklenme olasılığı çok daha yüksek.

KOBİ’ler, startup’lar...

Türkiye’nin katıldığı, küçük ve orta ölçekli firmalara yönelik COSME programı var. KOBİ’lerin rekabet güçlerini, kapasitelerini ve diğer Avrupa ülkeleriyle bağlantılarını da artırıyor. Ufuk Avrupa ve COSME içerisinde start-up’lara yönelik projeler sunulması mümkün.

Sivil toplum hızlandıracak

STK’lara gelince, AB Başkanlığı olarak onlarla en yakın çalışan kamu kurumlarından biriyiz. Binlerce STK’ya az ya da çok fon sağladık. Avrupa ülkelerindeki kuruluşlarla bağlarını güçlendirdik. Sivil toplum diyaloğu ve Sivil Toplum Destek Programı önümüzdeki dönemde de artarak devam edecek. 2020 yılında 67 STK’ya yaklaşık 8 milyon avroluk hibe sağlamışız. Ben, Türkiye’nin AB üyelik sürecinin ancak sivil toplumun iradesiyle hızlandırılabileceğine inanıyorum. Çünkü halktan halka diyalog çok önemli. Sadece hükümetlerin almış olduğu resmi kararlarla bir şey ilerletmeniz mümkün değil. Toplumsal bağlar ve halktan halka diyalog belirleyici olacak.

Öncelik dijitalleşme ile yeşil projelere

YEŞİL GÜNDEM NE DEMEK?

AB’nin 2050 yılına kadar sera gazı salınımlarını net olarak sıfırlama hedefi var. Yani, enerji, sanayi üretimi, tarım, ulaştırma faaliyetleri sonucu oluşan sera gazı salınımlarının dekarbonizasyon teknikleri, yenilikçi teknolojiler ve artan yutak alanları aracılığıyla azaltılması veya dengelenmesi öngörülüyor. Temel hedef Avrupa’yı 2050 yılında dünyanın ilk iklim nötr kıtası haline getirmek. Yeşil düzene geçiş olarak adlandırılan bu süreçte, AB proje fonlaması yaparken, söz konusu yeşil gündeme uygun, çevreye duyarlı projelere öncelik verecek.

Sivil toplum için 2 yeni proje

2021’de sivil toplum açısından iki önemli proje hayata geçecek. Sosyal girişimcilik alanında yeni bir projenin hazırlıkları devam ediyor. Diğeri de katılımcı demokrasinin yerel düzeyde geliştirilmesi. Yerel yönetimler ve STK’ların yenilikçi projelerine 6 milyon euro tutarında kaynak aktaracak projenin uygulaması 2021 yılında başlayacak. 3.6 milyon euro hibe verilecek.

Akdeniz Programı

AB’nin bölgesel iş birliğini güçlendirmek amacıyla yürüttüğü “Sınır Ötesi İşbirliği” programı kapsamında yeni dönemde Akdeniz programına katılım hedefleniyor. Böylece kuzeyde Edirne-Artvin, güneyde Edirne-Hatay boyunca projeler desteklenecek.

700 bin vatandaş yararlandı

- Yeni dönemde gençler için ne gibi fırsatlar olabilir?

Gençlerimiz için özellikle Erasmus+ Programı çok önemli. Erasmus+ Programı’nda gençlere, sporculara, üniversitelilere yönelik alanlar var. Gençler üniversite eğitiminin bir kısmını Avrupa’nın başka bir bölgesinde gerçekleştirebilir. Bazı kişisel projelerini, AB’den ortak bularak birlikte yürürlüğe koyabilirler. AB veya Avrupa ülkelerinde gönüllülük programlarıyla çalışabilirler. Örneğin Fransa’daki bir Hayvan Koruma Merkezi’ne Türkiye’deki bir veteriner gencimiz gönüllü olarak gidebilir. Kastamonu’ndaki bir tornacı Almanya’daki bir atölyede staj görebilir. 2004 yılından bu yana, Türkiye yaklaşık 700 bin vatandaşını bu programlardan yararlandırdı. Bunun içinde akademisyenler, öğretmenler, öğrenciler, sporcular, engelliler, çıraklar, kalfalar ve yerel yönetimler var. Biz her zaman şunu söylüyoruz; ‘Çok gezen mi bilir çok okuyan mı? Erasmuslular bilir.’ Çünkü, onlar hem geziyor, hem okuyor.

Maalesef, Erasmus+ Programı’nın en büyük düşmanı pandemi oldu. Normalde her yıl 20 bini üniversite öğrencisi olmak üzere, 60 bin insanımızı Erasmus ülkelerine gönderebiliyorduk. 2020 yılında bu sayının çok çok uzağında kaldık. 2021 yılında da bu sayıları tutturamayacağız. Programa katılmayı hak kazanan gençlerimiz, öğrencilerimiz ve akademisyenlerimizin programlarını pandemi sonrası dönem için erteliyoruz. Jean Monnet Burs Programı ve her yıl ortalama 10 gencimizi özel sektörden sağladığımız fonlarla gönderdiğimiz, Avrupa Koleji Bursu olanağı var. Bu sene Polonya Devleti de iki burs verdi. Gençlerimizi Ulusal Ajansımızın etkinliklerini ve AB Başkanlığının duyurularını izlemeye çağırıyoruz.

Ufuk Avrupa

Start-uplar, 50 bin euro’ya kadar pazar araştırması desteği alabiliyor. Şirketlerini biraz büyüttükleri takdirde ise 1 milyon euro’ya kadar AR-GE ve inovasyon desteği mümkün.