Kovid-19 (korona) salgını açlık oyununa mı dönüşüyor?

Koronavirüs hayatımıza girdiğinden beri birçok kişi için alışveriş sınırları aşıldı. Tüketebileceğinden çok daha fazlasını evine depolayanlar hiç küçümsenemeyecek kadar çok. Bazı gıdalar, baklagiller, tahıllar, unlar gibi, uzun süre saklanabiliyor olsa da, sebze ve meyveler ya da süt ürünleri et ürünleri gibi tüketim tarihi daha kısıtlı olanlar aslında gıda israfı içinde büyük sorunlar ortaya çıkarıyor.

Eminim birçoğunuz evinizde henüz tüketme sırası gelmeyen sebze ve meyvelerin bozulmaya başladığını fark etmişsinizdir. Sizi çok iyi anlıyorum, bu süreçte gıda bulma konusunda hassasiyet göstermeniz de doğal. Ama bunu normalleştirmemiz gerekiyor. Dünya bize birçok farklı şekilde mesajlar veriyor ve bunları anlamamakta ısrar ettiğimiz için aslında evrenle olan sınavımız her geçen gün daha da zorlaşıyor.

Ben uzun zamandır Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü ile Gıda israfı, Sıfır atık sıfır açlık konularında çalışıyorum ve bu konuyu çok önemsiyorum. Özellikle bu dönem özelinde Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Genel Direktörü QU Dongyu’nun bu konudaki açıklamalarının hepimiz için önemli olduğunu düşünüyorum. Dongyu, Kovid-19, yani koronavirüs bize dayanışmanın hayırseverlik değil, sağduyu olduğunu etkili bir şekilde hatırlatıyor diyor ve konuşmasına şu şekilde devam ediyor:

Kovid-19 (korona) salgını açlık oyununa mı dönüşüyor


‘Milyonlarca kişi gıda kıtlığı yaşayabilir’

“Kovid-19 salgını küresel kamu sağlık sistemlerine geniş sınırlamalar getiriyor ve dünyanın en gelişmiş ekonomilerindeki milyonlarca insan şu an bir çeşit karantinada.

Bu durumdan etkilenecek insan sayısının yüksek olacağını ve bu durumu tersine çevirmek için yapılan büyük çabaların ağır bir ekonomik maliyeti olduğunu biliyoruz.’’

Dongyu, zengin ülkelerde bile milyonlarca kişinin gıda kıtlığı yaşayabileceğini söylüyor. Bu riski azaltmak için gıda tedarik zincirlerinde yaşanacak olası aksamaları asgariye indirecek eylemlerin hemen hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.

“İnsanların gıda bulamayacak ya da satın alamayacak hale gelebilecekleri bir halk sağlığı krizinin gıda krizini tetiklemesini önlemek için küresel çapta koordineli ve tutarlı bir müdahaleye ihtiyaç var.

Kalabalıklar süpermarketleri kuşatıyor ama koronavirüs şimdilik gıda güvenliği konusunda herhangi bir sınırlama gerektirmedi.

Dünyada herkesi yetecek kadar gıda tedariki mevcutken paniğe gerek yok. Ancak önümüzde, yüzleşmemiz gereken önemli bir risk var, o da gıdanın ihtiyacımız olduğu zamanda bulunamayabileceği.

Koronavirüs salgını, beraberindeki tüm kapanmalar ve tecritlerle beraber, modern küresel ekonominin uzun değer zincirlerinde lojistik darboğaz yarattı.
Bu konuda Sayın Dongyu bakın hangi soruların çıkabileceğini öngörüyor?

Hareket etmedeki kısıtlamalar ve bu durumda çalışmaktan kaçınan işçiler, çiftçilerin tarlada çalışmasını ve gıda işleyicilerinin işleme süreçlerini sekteye uğratabilir. Gübre, veteriner ilaçları ve diğer tarımsal girdilerdeki eksiklikler ayrıca tarımsal üretimi etkileyebilir.

Restoranların kapanması, daha az sıklıkta yapılan market alışverişi, taze meyve sebzelere ve balık ürünlerine olan talebi azaltacak, üreticileri, tedarikçileri ve özellikle küçük ölçekli çiftçileri etkileyerek dünyanın giderek artan kentleşmiş nüfus için uzun vadeli sonuçlara yol açacaktır.

İhracatçı ülkelerin kendi topraklarındaki gıda mevcudiyetini artırmak için koyduğu ihracat kısıtlamaları küresel gıda pazarında ciddi aksamalara yol açarak fiyat artışlarının ve değişkenliğinin artmasına neden olabilir.

Bütün bunların aslında çözümü de mümkün. Yapılması gereken, hepimiz için geçmişten dersler çıkarmak ve aynı hataları ikinci kez yapmamak.
Bireysel olarak israfı azaltma yoluna gitmek, evde mümkün olduğunda sıfır atık ilkelerine uymak önemli. Ancak hep beraber bunun için çabalarsak bir yerlere varabiliriz. Bunun yanında Dongyu karar vericilerin, gıda tedarik şartlarının sıkılaştırılmamasına özellikle dikkat etmeleri gerektiğini de vurguluyor.
Ve şöyle söylüyor: “Her ülke kendi zorluklarıyla mücadele ederken, hükümetler ile sektörlerin ve paydaşların tüm kademeleri arasındaki iş birliği çok önemli. Küresel yanıt gerektiren küresel bir sorun yaşıyoruz.

Gıda piyasalarının düzgün işlemesini ve gıda fiyatları, üretimi, tüketimi ve stokları hakkındaki bilgilerin gerçek zamanlı erişilebilir olmasını sağlamalıyız. Bu yaklaşım belirsizliği azaltacak ve üreticilerin, tüketicilerin, ticaretle uğraşanların ve işlemcilerin bilinçli kararlar almasını sağlayacak, ayrıca küresel gıda pazarlarında nedensiz panik yaratılmamasını sağlayacaktır.

Yayılmakta olan Kovid-19 salgınının en yoksul ülkelerde sağlık üzerindeki etkileri hala bilinmemektedir. Yine de zayıf politikaların sonucu olarak ortaya çıkacak herhangi bir gıda krizinin, önleyebileceğimiz insani bir felaket olacağını kesin olarak söyleyebiliriz.

Hali hazırda 113 milyon insan akut açlık çekiyor; Sahra Altı Afrika’da nüfusun dörtte biri yetersiz besleniyor. Gıda tedarik zincirlerindeki herhangi bir aksama, hem insanların yaşadığı acıyı hem de küresel açlığı azaltmadaki zorluğu daha da artıracak.

Tüm bunların gerçekleşmesine izin vermemek için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız. Önlemenin maliyeti daha azdır. Küresel pazarlar, ülkeler ve bölgeler arasındaki arz ve talep şoklarını yumuşatmak için kritik öneme sahip. Gıda tedarik zincirlerindeki aksaklıkların mümkün olduğunca en aza indirilmesini sağlamak için birlikte çalışmalıyız.’’

DİĞER YENİ YAZILAR