Yerele sahip çık, ‘geleceği besle’

Biliyorsunuz ki artık tabağımıza aldığımız besinleri sadece kendi sağlığımız için değil, gezegenimizin sağlığı ve geleceği için de düşünmeliyiz. Yerel ürünler, coğrafi işaretli seçimler, bitki temelli beslenme, pestisit analizlerini tamamlamış bir alışveriş hem bizim hem de gezegenimizin sağlığı için önemli. Coğrafi işareti ürünlere sahip çıkmak kırsal kalkınmayı ve yerel üretimi destekleyerek, kültürel değerleri, çevreyi ve biyolojik çeşitliliği koruyup, sürdürülebilir beslenmeyi de destekliyor. Çünkü yerel gıda çiftçiyi koruyor, doğaya daha az zarar veriyor, daha besleyici ve daha ekonomik olarak karşımıza çıkıyor.

Coğrafi işarete yakın bakış

Bir ürüne baktığınızda, üzerinde yer alan şehre ait olması, size de güven vermez mi? Üzerinde Malatya yazan kayısı, Aydın yazan incir her zaman daha tercih edilebilir oluyor. Coğrafi işaret, temel olarak bir yöresel ürün adını ifade eder. Bu anlamda coğrafi işaret, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş bir ürünü gösteren işarettir. Menşe adı ve mahreç işareti olarak ikiye ayrılır. Menşe adı, özelliklerini üretildiği yöreye borçlu olan ve tüm üretim süreçleri özdeşleştiği yörede gerçekleşen coğrafi işaretleri gösterir. Mahreç işareti ise, belirgin bir özelliği veya ünü özdeşleştiği yöreden kaynaklanan ürünleri gösterir. Menşe adı için Finike portakalı ve Malatya kayısısı; mahreç işareti için Antep baklavası, Hereke ipek halısı örnek gösterilebilir.

Daha fazla yerel ürün

FAO raporlarına göre, 2050 yılında dünya nüfusunun 10 milyar kişiye ulaşması bekleniyor. Bu artışla birlikte nüfusun ihtiyacını karşılayabilmek için dünyadaki tarım üretiminin yüzde 70 oranında artması gerekiyor. Artan nüfusun ihtiyacını karşılayabilmek için üretimin artırılması tamamen bu kaynakların daha sürdürülebilir olarak tüketilmesine bağlı. Kısacası, sürdürülebilir bir kalkınma için tarım olmazsa olmaz bir alan diyebilirim. Örneğin, Avrupa’da bir markette Hollanda biberi yerine Türk biberinin tercih edilmesi ülkemiz için bu yolda büyük kazanımlar getirecektir. Yine örneğin “kayısı” dediğimizde aklımıza ilk Malatya gelir. Aslında bu sadece yurt içinde değil yurt dışında da böyledir. Ülkemizde tüm dünyanın tüketebileceği kendi coğrafyasına has birçok tarımsal ürün mevcutken, bu ürünleri en iyi şekilde değerlendirmemiz, üretmemiz ve doğru bir şekilde de tanıtmamız gerekiyor. İşte tüm bu nedenlerle yerelleşme büyük önem taşıyor.

Yerele sahip çık, ‘geleceği besle’

Ülke olarak şanslıyız

Ne mutlu bize ki tür çeşitliliği açısından ülkemiz çok şanslı. AB tarafından tescillenmiş ürünler arasında Aydın kestanesi, Milas zeytinyağı, Gaziantep baklavası, Aydın inciri ve Malatya kayısısı yer alıyor. Kastamonu'nun Taşköprü sarımsağı ile Çanakkale'nin Bayramiç beyazının coğrafi işaret tescili almasıyla şu anda uluslararası alanda tescilli yedi coğrafi işaretli ürünümüz var. Ayrıca AB listesinde, "Afyon sucuğu", "Afyon pastırması", "İnegöl köfte", "Kayseri sucuğu", "Kayseri pastırması", "Kayseri mantısı", "Antep fıstığı” ve daha birçok ürün için coğrafi işaret almak üzere gerekli başvurular yapılmış ve AB Komisyonu tarafından inceleme süreci devam ediyor. Bu alanda yapılan başvuruların gittikçe arttığını görmek sevindirici. Daha fazlasını dünyaya anlatmak için çok çaba göstermemiz gerekiyor.

Tüketici bilinçleniyor

Konuyla ilgili olarak yapılan bir araştırmaya göre, ülkemizde yüzde 54 olan yerel ürün seçme oranı pandemide yüzde 76’ya çıktı. Tüm Avrupa ülkelerinde toplam Cİ tescilli ürün sayısı 3.500 iken, sadece ülkemizde 2.5003.000 arası potansiyel coğrafi işaretli ürün bulunuyor. Bunlardan 990’ının tescilli ve 744’ünün aday olması ülkemizin bu alandaki büyük potansiyelini de ortaya koyuyor . Coğrafi işaretli ürünlerin korunmasında üreticilerin ve tüketicilerin bilinçlendirilmesi, kapasitelerinin artırılması ve mevcut coğrafi işaretlerin üreticilerinin sürdürülebilirlik konusundaki iyi uygulamalarının vurgulanması çok önemli. Bir beslenme uzmanı olarak, Metro Türkiye’nin bu konudaki çalışmalarını da yakından takip ediyorum. Metro Türkiye, sezonuna bağlı olarak yaklaşık 200 gıda ve gıda dışı coğrafi işaret tescilli ve aday ürünü raflarında sunuyor ve 2023'e kadar bu sayıyı her yıl %20 artırmayı hedefliyor. Öte yandan, bu ürünlerin profesyonel mutfaklarda yer alması ve işletmelerin menülerine girmesi için de HORECA’yı (otel, restoran ve catering) destekliyor, bu alanda onları teşvik ediyor. Örneğin bugüne kadar 120 restoranın menüsünde coğrafi işaretli ürünlerin kullanılması sağlanmış. 800’ün üzerinde üretici, üretici örgütü ve kooperatiflerle iş birliği içinde olan Metro Türkiye’nin tedarikçilerinin %99’unu yerli tedarikçiler oluşturuyor ve raflarında sunduğu meyve sebzelerin %98’i Türkiye’de üretiliyor. Bir beslenme uzmanı ve sürdürülebilir yaşam savunucusu olarak beni çok mutlu eden bu öncü davranışı tebrik ediyorum.