Koronavirüs nedir?

Grip ve korona virüsleri, bulaşma yolları ve hastalık belirtileri açısından birbirine benzer. Ancak grip virüsünün öldürücülüğü Kovid-19 ile karşılaştırıldığında daha düşüktür. Bunun başlıca nedenleri gribe karşı oluşan bağışıklığımız, grip tedavisinde etkili antiviral ilaçların olması ve gripte akciğer tutulumunun daha az olmasıdır. Koronavirüse bağlı ölümde yaş ve eşlik eden diğer sağlık sorunları önemlidir. Örneğin, 80 yaşın üzerindeki hastalarda ölüm oranı yaklaşık yüzde 15 iken 6 yaşın altındaki çocuk hastalarda ölüm kaydedilmemiştir.

Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Sağlık Örgütü de koronavirüsü ‘pandemi’ olarak sınıflandırmıştır. Pandemi, bir kıta, hatta tüm dünya yüzeyi gibi çok geniş bir alanda yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalıklara verilen genel addır.

Koronavirüs, hastaların hapşırması veya öksürmesiyle havaya saçtığı damlacıkları yakınındaki kişilerin solumasıyla veya damlacıkların düştüğü yüzeylere dokunulup kirli ellerle yüzün ellenmesiyle bulaşabilir. Virüsün dış ortamda canlı kalma süresi ve kuluçka süresi net olarak bilinmemektedir. Dolayısıyla, asansör düğmeleri, merdiven tırabzanları gibi ortak kullanılan yüzeyler risk oluşturmaktadır. Virüs kaptığımızda belirtiler genellikle ilk hafta içinde başlasa da 27 güne kadar gözükmeyebilirler. Bulaştırıcılığın ise kişide hastalık belirtisi göstermeden 2-3 gün önceden başladığı düşünülmektedir.

Araştırmalar devam etse de hastalığa özgü olarak geliştirilmiş bir ilaç henüz bulunamadı. Hastanın genel sağlık durumuna göre vücut direncini artırmak için destek tedavisi uygulanmaktadır. Bu yüzden hastalıktan korunmak için öncelikle kendimizi izole etmeliyiz.

Virüsten korunmak için ne yapmalıyız?

El temizliğine dikkat edilmelidir. Eller sabun ve suyla yıkanmalı veya alkol bazlı el antiseptiği kullanılmalıdır. Koronavirüsün dış yapısı çift katmanlı yağ olduğundan %80 alkol içeren kolonyalar da etkili olabilmektedir.

Eller yıkanmadan yüzle temas edilmemelidir.

Hastaların yoğun olarak bulunması nedeniyle mümkün ise sağlık merkezlerine gidilmemelidir. Şayet gidilecekse hastalarla temas edilmemeli, giderken maske takılmalı, binada asansör yerine merdiven kullanılmalıdır.

İyi beslenme, kapalı alanların havalandırılması, egzersiz, uyku düzenine dikkat edilmesi vücut direncinin artması ve virüsün yerleşmesinin azalmasına etki eder.

Koronavirüs nedir

Koronovirüs olduğumuzu nasıl anlayabiliriz?

Koronovirüsün kesin tanısı ancak sağlık birimleri tarafından yapılan test sonuçlarına göre konulabilir. Fakat her hastalık gibi belirtileri vardır. Bu belirtiler;

Koronavirüs bir solunum yolu enfeksiyonu olduğu için, balgamlı ya da balgamsız öksürük,

38°C’nin üzerinde bir ateşin olması,

Solunum güçlüğü ve nefes darlığı,

Boğaz ağrısı ya da burun akması,

İshal şeklindedir.

Hasta olabileceğimizi düşünüyorsak, bu belirtileri ciddiye almamız gerekir ve sağlık kurumuna başvurmalıyız.

Dil temizliğini unutmayalım

Dil ve ağız bakteri üremesine çok müsait bir bölgedir. Ağız kokusunun giderilmesinde özellikle dil yüzeyinin temizliği çok önemlidir. Yetersiz ağız temizliği ve diğer faktörlerin etkisiyle zaman içerinde dil yüzeyinde bir tabaka oluşturur. Bu tabakada bakteriler ağız kokusuna yol açan sülfür bileşenlerini üretir. Dil temizliğiyle bakteri tabakasının ortadan kaldırılarak, bakterilerin ürettiği uçucu sülfür bileşenlerinin ağızda azaltılması hedeflenmektedir. Bunun yanında kirli bir dil dişlerde çürümeye de yol açabilir.

Koronavirüs nedir

Dilimi hangi aralıklarla temizlemeliyim?

Günlük diş fırçalama işlemlerinizi yaptığınızda mutlaka bunun yanında dil temizliği de yapmalısınız. Günde toplamda iki kez yapılan ağız ve dil bakımı size yetecektir. Bu işlemi yaparken, dil olabildiği kadar dışarı çıkarılır. Dil temizleyici dilin arka bölgesine yerleştirilir ve dil üzerine kuvvet uygulayarak öne doğru çekilir.

Sabah uyandığınızda sizde ağzınızda kötü bir tat ve kötü bir koku hissetmek istemiyorsanız, dilinizin bakımını aksatmamalısınız.

Ağız kanserlerinden kendimizi koruyalım

Ağız kanserleri ağız boşluğunda görülen, genellikle orta yaş ve üzerindeki insanlarda ortaya çıkan, gırtlak kanserinden sonra baş-boyun bölgesinde en sık rastlanan kanser türüdür. İtalya’da yapılan bir çalışmada Akdeniz diyetiyle beslenen bireylerde ağız ve gırtlak kanseri riskinin ciddi oranda azaldığı görülmüştür. Amerikan Kanser Birliği, yaptığı açıklamada ise günde iki porsiyon sebze ve meyve tüketiminin ağız kanserlerini yarı oranda azalttığını vurgulamaktadır. Ayrıca işlenmiş ve yanık gıdaların tüketilmemesi, tüketilen sıvı besinlerin de çok yüksek sıcaklıkta olmaması önerilmektedir. Örneğin, Çin’de gırtlak kanseri görülmesinin en büyük sebebi çokça sıcak pirinç tüketilmesidir.

Günlük yaşantınızda güneşteki ultraviyole ışınların kanser yapıcı etkisinden de kendimizi korumamız gerekmektedir. Örneğin güneşin en tepede olduğu saatlerde dışarıda kalmamayı ve mutlaka güneş koruyucu kullanmayı önermekteyiz.

Gün içerisinde yapacağınız düzenli fiziksel aktivitelerin de vücutta kanser oluşmasını önleyici etkileri mevcuttur. Spor ve bol oksijenle hücreler yenilenmekte olup vücut direnci artmaktadır.