METAL DOLGULAR ZARARLI MI?

Halk arasında sıklıkla gümüş dolgu olarak bilinen metal dolguların asıl adı amalgam dolgudur. Amalgam, cıvanın bir başka metalle yaptığı bileşiklere verilen genel addır.

Cıva ve cıva buharı zehirli maddelerdir. Doğaya ve canlı sağlığına zehirli etkisi nedeniyle kullanımında kısıtlamalar mevcuttur. Cıva insan derisinden emilebilir ve buhar halinde solunarak vücuda girebilir. Bu nedenle cıva her zaman kapalı kaplarda saklanır. Cıva buharının solunması kimyasal akciğer hasarına neden olur ve etkileşim devam ederse ölümle sonuçlanır. Cıva böbrek ve merkez sinir sistemine de ileri derecede zehirlidir. Hamilelerde sakat doğumlara sebep olabilir.

Amalgam diş dolgusunda cıva, gümüş, kalay, bakır ve bazı diğer metallerle bileşik oluşturur. Bu bileşikte, toz halindeki metaller sıvı cıvayla birleşerek yavaşça sertleşen bir hamur haline dönüşür. Yani cıva dolgu içinde serbest halde değildir.

Peki, cıva bu kadar zehirliyken neden amalgam dolgular her yıl tüm dünyada milyonlarca dişe yapılmaktadır? Bunun için amalgam dolguların özelliklerine bakmak gerekir.

Amalgam dolgular;

Basınca dayanıklı bir malzeme olduğu için ağız içinde oluşan çiğneme kuvvetlerine iyi yanıt verir,

Kuvvetle bastırılarak uygulandığı için dolgu boşluğunu iyi tıkar ve dişle dolgu arasında sızıntı olmaz,

Şekil verilebilir, parlatılabilir ve hekim için çalışma zamanı yeterlidir,

Maliyeti daha uygundur,

Amalgam, uygulanması sırasında tahriş edici yapıştırıcı kimyasallar kullanılmaz ve sertleşirken ısı açığa çıkmaz. Bu sebeple canlı diş ve çevre dokuları zarar görmez.

Bu avantajlarının yanında amalgam dolguların dezavantajları da vardır:

Kimyasal yapıştırıcılar kullanılmadığı için dişe sıkışma kuvvetiyle tutunur; yani diş dokusuna yapışmaz. Bu sebeple dolgu boşluğunu amalgam dolguya uygun hazırlamak için fazla diş dokusu kaldırmak gerekebilir.

Renginden dolayı hiç estetik değildir.

Amalgam dolgulu dişte belli bir süre sonra gri renklenme de görülebilir.

Amalgam dolgular içindeki cıvanın zararlı olup olmadığı konumuza geri dönersek, tüm dünyada bu konuyla ilgili birçok bilimsel çalışma ve birçok yetkili açıklama görebiliriz. Örneğin, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi, ağzında 15 tane amalgam dolgu bulunan kişilerin vücutlarında dahi ölçülen cıva miktarını zarar verici seviyenin çok altında bulmuştur. Amalgam dolgular ve sağlık problemleri arasında kanıtlanabilmiş bir ilişki olmadığını açıklamıştır. Buna istinaden de amalgam dolguları 6 yaşından büyükler için güvenli kabul etmiştir. Amerika Diş Hekimleri Birliği amalgam dolgular kaynaklı cıvanın sağlığa zararlı bir etkisini bulmamıştır. Ancak yeni gelişmelerle amalgam dolguların üstün özelliklerini taşıyan estetik dolguların üretilmesiyle Norveç ve İsveç gibi çok gelişmiş birkaç Avrupa ülkesinde amalgam dolgular uygulanmamaktadır. Bunun sebebinin çevre ve insan sağlığına olası zararları engellemek için olduğu söylenmektedir

Sonuç olarak, eğer metal alerjisi gibi bir soruna yol açmıyorlarsa ağzınızdaki sağlam ve sorunsuz amalgam dolgularımızı zararlı olabilir korkusuyla değiştirtmek gereksizdir. Avantajlarına istinaden diş hekiminiz tarafından uygun görülürse belirlenen bir zararlı etkisi bulunmadığı için amalgam dolgu yaptırmaktan çekinmemeliyiz.

Ağız gargaralarını dikkatli kullanalım

Ağız boşluğunda faydalı ve zararlı bakteriler yaşamaktadır. Bu bakteriler bir denge içinde olduğunda besinlerin ön sindirimine yardım ederek ağzın işlevini düzgün bir şekilde yapmasına yardımcı olurlar. Ancak ağız temizliği iyi yapılmazsa ağızda bakteri plağı oluşur ve zararlı bakteriler hızlıca çoğalırlar. Bu istenmeyen bakteriler zaman içerisinde çürük oluşumuna sebep olur. Ağız temizliğimizin temelini dişlerin fırçalanması, dil temizliği, ara yüz fırçaları ve diş ipi kullanılmasıyla yapılan mekanik temizlik oluşturur. Ancak mekanik temizliğin dışında ulaşılamayan bölgelerdeki plakları temizlemek için ağız gargaraları kullanılmaktadır.

Genellikle nane gibi ferahlatıcı aromalara sahip olan bu gargaraları, günlük olarak kullanılanlar ve doktorlar tarafından (diş eti problemleri, boğaz enfeksiyonları için) reçete edilenler olarak ayırabiliriz. İlaç olarak reçete edilen ağız gargaralarını günlük gargaralarla karıştırılmamalıyız ve önerilen şekilde kullanmalıyız. Kloreksidin içeren bu gargaraların fazla kullanımı dişlerde sarı renklenmeye, tat almada gececi kayba ve dil papillerinde uzamaya sebep olabilir. Ayrıca ağız gargaralarının yanlış kullanımı faydalı bakterileri de öldürerek genel sağlığımızı kötü etkileyebilir. Bazı kişilerde alerjik durumlar da gözlenmiştir.

Diş çekimi sonrasında nelere dikkat etmeliyiz?

Diş çürüğü, kırıklar, çapraşık sürme veya 20 yaş dişlerinde olduğu gibi gömülü kalma gibi sebeplerle dişlerimizi çektirebiliriz. Diş çekimi cerrahi bir işlemdir ve sonrasında şikâyetlerimizin olmaması için dikkat etmemiz gereken şeyler vardır. Öncelikle ağzınıza yerleştirilen tampon sıkıca ısırılmalı ve yarım saat sonra atılmalıdır. Bu çekim sonrası çenemizde oluşan boşluğun kan pıhtısıyla kaplanmasını sağlar. Bu sayede yemek artıkları, çene kemiği içinde temizleyemeyeceğimiz kadar derin olan çekim boşluklarına dolup iltihap oluşturamaz. Çekim sonrası kanamanın ilk 24 saat sızıntı şeklinde devam etmesi normaldir. Gerekirse bir tampon daha uygulanabilir; ancak ağzımızı suyla çalkalamamalıyız. Uyuşukluk hali geçinceye kadar en az iki saat bir şey yenmemelidir. Böylece dudak, yanak gibi uyuşuk olan bölgelerin ısırılması engellenmiş olur. İlk gün ise kanamayı artırabileceği için sıcak ve soğuk yemeklerden uzak durulmalı, ılık şekilde yenmelidir. Çekim sonrası kesinlikle sigara ve alkol içilmemelidir. Sigara çekim boşluğunu dolduran kan pıhtısını bozar ve iltihaba sebep olur. İşlemde dikiş atıldıysa dikişleriniz 7. ile 10. günde alınmalıdır. Doktorunuz ilaç verdiyse mutlaka bu ilaçlar zamanında alınmalıdır.